KÜRD MİLLETİ OLARAK STRATEJİK BİR PROJEMİZ YOKTUR!

106

Hussein Erkan / Hasan H. Yıldırım

Kürd Milleti bir kez daha bir trajediyle karşı karşıyadır. Bunun esas nedeni millet olarak stratejik bir politikamızın olmayışıdır. Kaybedişimizin esas nedeni millet olmadan doğan haklarımızın mücadelesini vereni değil, mevcut siyasal güçlerin bireysel, ailesel, partisel çıkarlarının millet çıkarlarımızın önüne konmasıdır. Bugün Kürdistan’ın Güneyi’nde karşı karşıya kaldığımız trajedinin nedeni budur. Kürdler bunu aşmak zorundadır. Bu aşılmadığı müddetçe millet olarak öngördüğümüz ve hakkımız olan bağımsızlık hedefine ulaşamayız. Mevcut siyaset savunulmamalı. Mevcut siyaset kaybetiren siyasettir. Bunu verenler milletimizin çıkarından öte kendi bireysel, ailesel, partisel çıkarlarını savunuyorlar. Suçlu bu politikayı verenler ve destekleyenlerdir. Suçu başka yerde aramanın gereği yoktur. Suçlu evimizin içindedir. Bunu görmek gerekir.

Mesud Barzani; “Kürdistan bağımsız olacak ve ben ölmeden bunu göreceğim. Halkıma da babama da sözüm var. Bir saldırı olması halinde elime silah alıp savaşacağım,“ diyordu. Kimi de bağımsızlık ilan edilecek, sömürgeciler saldırırsa işini gücünü bırakıp savaşa gideceklerini söylüyordu. Hata fon oluşturma çağrıları yapıyorlardı. Hiçbiride olmadı. İnsanlar yapamayacağı bir şeyi niye kamuoyuyla paylaşır kendini rezil eder bilmiyorum.

Peki ne oldu da Peşmerge denetiminde olan “Tartışmalı Bölgeler“ denilen kurtarılmış Kürdistan topraklarını tek bir mermi kullanmadan Irak devletine bırakıldı? Bu ihanetin karşılığından ne alındı? Veya kimden korktular ki bu ihanet yapıldı? Ondan sonrada sessizliğe bürünüldü. Niye halkın karşısına çıkıp konuşulmuyor? Diyeceksiniz ki konuşacak yüzlerimi kaldı adamların. Haklısınız. Halkımız meydanlarda. İhaneti, işgali kabullenmıyorlar. Onları bile yanlız bıraktılar. Bunun sorumlusu başta Başkan geçinen Mesud Barzani ve Hewler Hükümetidir. Goran Hareketi Parlamenteri olan Parlamento Başkanı Dr. Yusuf Muhammed açıkça çağrı yapıyor. “Barzani halka bir iyilik yapmak istiyorsa hemen istifa etmelidir,” diyor. Ve de sağduyulu birçok insan bunu açıkça dile getiriyor. ABD ise zaten Başkan olarak muhatap almayacaklarını resmen kendisine iletmiştir.

Bunca olan bitenden sonra bu adam o koltukta kalacak mı? Suç ortağı YNK yönetimi ile Hewler Hükümeti’ni sürdürecekler mi? Kürdistan halkı, bundan sonra bunlara nasıl güvenecek? Gorran Hareketi kadroları halkı ayaklamaya çağırıyor. Bu iki ihanet şebekesinden kurtulmadıkça Kürd milletinin önü açılamayacağını söylüyor. Haklıdırlar. Irak-KDP ve YNK başındaki savaş kaçkınlarından kurtulunmadan Kürdistan halkının önü açılamaz.

Çünkü bu heriki parti Kürd milletine ihanet etmiştir. Türkiye ve İran’ın ipiyle kör kuyuya inmişlerdir. ABD, AB, BM ve sağduyulu Kürd insanlarının uyarıları işitilmemezlikten gelip referanduma gitmişlerdir. Kirli, soygun yönetimlerini devam etmek için bu yolla baş vurmuşlardır. Halkın duygularıyla oynamışlardır. Ufak bir tehdit alıncada Kürdistan topraklarını sömürgecilere tek bir kurşun sıkmadan bırakmışlardır. Oysa Peşmerge’nin elindeki silah gücü Haşdi Şabi’ninkinden daha az değildi. İşgal başlayınca tek bir silah patlatmadan önleri açılmıştır. Oysa direnseydiler kuşkusuz büyük insan kaybı olurdu ama Kürdistan halkı onları yanlız bırakmazdı. Dünya sessiz kalmazdı. Fakat onlar teslimiyeti seçtiler. Çünkü daha evvel Hewler Hükümeti ile Bağdat anlaşmıştı. Anlaşma gereği 16 Ekim’de Kerkük teslim edildi. Arkasından “Tartışmalı Bölgeler“in tamamı Irak’a teslim edildi. Irak’ın Hewler Hükümeti’ne “2014 sınırlarına çekilin“ emrine uyuldu. 17 Ekim tarihi itibariyle 2014’ün sınırlarına çekilmiş durumdalar. Irak devleti daha da ötesi kazanımların peşinde olacaktır. Bu gidişle Kürdistan, Irak’ın sıradan bir şehri durumuna gelmeyle yüzyüzedir. Bunun sorumlusu kimdir? Bunu sorumluları referandum kararı alanlar ve koşulsuz destekleyen çevrelerdir. Suçludurlar bunlar. Suçluyu dışarda aramak gerekmiyor.

Şunu hepimiz biliyoruz. Şii Araplar, ABD’yi sevmez. Buna rağmen Kürdlerden ve Sünni Araplardan çekindikleri için ABD’nin istediği Haydar Abadi’nin Başbakanlığını kabul ettiler. Bu kadar öngörülüdürler. Çünkü kendi toplumlarının çıkarını düşünüyorlar. Çıkarlarını korumak için ABD’nin desteğini almaktan geçtiği biliyorlar. Peki Güneyli güçler niye bunu göremediler? Başarının yolunun ABD desteğini almaktan geçtiğini görmeyecek kadar bunlar cahiller mi? Öyle anlaşılıyor. ABD’yi karşılarına almak ne demek? Baştan kaybettim demek olacağını bilmiyorlarsa sahi bu adamlar daha neyin hesabını yapıyorlar? Irak-KDP ve YNK’nin karşılıklı birbirlerini suçlamasıyla suçları hafiflenir mi? Bu dalavereden vaz geçmelidirler. Kürd Milleti’ne ortaklaşa ihanet etmişlerdir. Bunu dünya alem biliyor. Yapılması gereken iki partinin halkın karşısına çıkıp özür dilemesi, Hewler Hükümeti’nin bir an evvel istifa etmesidir. Milli bir hükümetin yolunun açılmasıdır. Bunun dışında onların kurtuluşu yoktur. Bunu yazdığımız için birçok gereksiz, boşbuğaz çevrenin hücümuna uğrayacağımızı da biliyoruz.

Millet olarak öyle bir çıkmazı yaşıyoruz ki ne aydını aydın, ne politikacısı politikacıdır. Ezberci, slogancı ama sorgulayıcı değildir. Bundan önce bir haber paylaştık. İnsanlar bunun neden ve sonuçlarını tartışacağına haberi niye yayınladığımıza kafayı taktı. Sorun kişiliğimiz etrafından tartışıldı. Düşündük niye? Savunduğu kapı sahiplerinden aferim alacaklar ya. Kimi de aldığı maaşı hak edecek ya. Millilik bu mudur? Sorumluluk bu mudur? Bizi takip edenler şunu çok iyi bilirler. Biz şimdiye kadar birçok haber yaptık. Birçok öngörüde bulunduk. Yaptığımız hiçbir haberin tersi çıkmadı. Biz başka çevreye benzemiyoruz. Bu işi para, mevki için yapmıyoruz. Sorumluluğumuz halkımıza karşıdır. Halkımızın çıkarı neyi emrediyorsa onun gereğini yapıyoruz. Bunu herkes beynine nakşetmelidir.

Neydi haber?

“GÜVENİLİR BİR KAYNAKTAN EDİNDİĞİMİZ BİLGİYE GÖRE ABD, MESUD BARZANİ’YE RESMİ OLARAK; “BUNDAN SONRA GÜNEY KÜRDİSTAN’DA MUHATABIMIZ DEĞİLSİN, SENİNLE BİRLİKTE ÇALIŞMAYACAĞIZ,“ DİYE BİLDİRMİŞTİR. BUNUN ÜZERİNE ARALARINDAKİ RESMİ KANALLAR KAPATILMIŞTIR. BURAYA NEDEN GELİNDİ VE SONUÇLARI NE OLUR KONUSUNDA DAHA GENİŞ BİR YAZI HAZIRLAMAKTAYIZ. SAYGILARIMIZLA…“ notunu yayınlamamızdan sonra gelen yorumlara baktık. Ortalıkta Kürd aydını ve politikacısı olarak gerdan kıran zevatın düştüğü sefalete bakınca millet olarak bu muyuz demekten kendimizi alamadık. Oysa biz bu haberi yaptığımızda insanların neden ve niçinleri tartışmasını bekledik. Peki onlar ne yaptı? Habere sevindiğimize hükmeden zavalılılar bile oldu. Siz ve sizler gibi zevattan bırakın Kürd aydın ve politikacısı olsun, dışkapının mandalı bile olamazsınız. Yazık, çok yazık.

Yaptığımız haberin doğruluğunda şüphemiz yoktur. Şüphesi olanlara diyeceğimiz şudur. Sabırlı olun. Hiçbir şey gizli kalmaz. Sadece kimi erken öğrenir, kimi sonra. Aradaki fark sadece budur. Merak etmeyin, onu bir kenara bırakın. Makarayı biraz geriye sarın. Güneyliler ile ABD arasındaki ilişkileri kafanızda canlandırın. Veya notlarınıza bakın. Daha dün Mesud Barzani peşmerge kıyafetiyle Beyaz Saray’da devlet Başkanı sıfatıyla dünya kamuoyuna “yiğitliği, cesareti, sözünün eri,“ olarak tanıtılırken bugün niye bu durum ortaya çıktı üzerinde kafa yorun. Fakat sizden ricamız aklıselim davranın. Olmayan kılıcınızı hayal olarak çekmeden önce neden, neden, neden diye kendi kendinize sorun.

Hepimiz şunu biliyoruz. Kürdler, elindeki şu an ki kazanımlarını ABD sayesinde elde etmiştir. Bunun tartışılması bile gereksiz. Mevcut kazanımları kimse Kürdler tek başına mücadelesiyle kazanmıştır iddia edemez. Kuşkusuz Kürdler, bu kazanımlar uğruna mücadele etmedi, bu uğurda büyük bedeller vermedi diyemez. Fakat bunlar tek başına yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz.

Kürdlerin mevcut kazanımları yeterli miydi? Kuşkusuz hayır. Çünkü Kürdlerin millet olmasından doğan doğal hakları vardır. Ülke ve millet olarak bölünmüşler. Bunun tersine çevrilmesi gerekir. Bölünen ülke ve milletin birleşmesi ve bağımsızlaşması lazım. Kürd Milleti’nin hedefi budur. Bize göre ABD ve müttefik güçler bunun yolunu açmıştır. Hem Güney, hem Güneybatıda çok önemli mevziler Kürdlere kazandırmışlardır. Daha kazandıracakları vardır. Takvime bağlanmış, adım adım o hedefe gidilmektedir. Sömürgecilerimiz bu planı görmüş ve bozmak için elinden ne geliyorsa yapmaya çalışmış ve çalışmaktadır. Bu işi tek başlarına yapamayacaklarını anlayan sömürgecilerimiz, işi devşirdikleri Kürd politik çevreleri ile yapmaktadırlar. İşte bunun için sömürgecilerimiz birçok proje ve plan devreye soktular. “Bağımsızlık Referandumu“ projesi bu planlardan biri olarak gündeme sokuldu.

Onun öncesi var. Kürdistan’ın Güneyi defakto olarak bağımsızlaşınca hem ABD ve müttefik güçler, hem de Kürdler mevcut siyasi güçlerden bir beklentileri vardı. Milli bir siyaset temelinde milli birliklerini ve buradan bağımsızlığa gitmek için adım adım devleti devlet yapan kurumları inşa edeceklerini umdular. Yanıldılar. Mevcut siyasal güçler bırakın bunları yapsın Kürd toplumunu kutuplaştırıp, savaştırıp böldüler. Herbiri toplumun bir kesimine dayandılar. Toplumu böldükleri gibi ülkeyide böldüler. Aralarına Dergele sınırını koydular. Bu da yetmedi. Çifte yönetim kurdular. Tek yönetim yerine aile, parti oligarşisini egemen kıldılar. Kendilerine bağlı Peşmerge ve istihbarat örgütleri kurdular. Herbir güç bir diğerine karşı kendini korumak için sırtını bir veya daha fazla sömürgecimize dayayıp kendini yaşatmayı siyaset edindi. Bunu yaparken Kürdistan halkını aç, sefil bir yaşama mahkum ederken, Kürd millet servetini sömürgecilerimizle birlikte hortumladılar.

Oysa ABD ve müttefik güçler, Kürd Milleti’ne mevziler kazandırıp, imkanlar yaratırken sömürgecilerine karşı savaş açmıştı ve bu savaş şimdi de devam etmektedir. Buna karşın Kürd politik çevreleri ne yaptı? Kendine olanak yaratan ABD ve müttefikleri bir yana bırakıp, sömürgecilerin Kürdistan’daki işbirlikçiliğini yapmayı tercih ettiler. Bunu da aşarak şu an Orta Doğu’da ABD’ye karşı alan kapma mücadelesi veren Rusya’ya yakınlaştılar. Türkiye üzerinde Kürd petrollünü taşıma dahil Rusya ile 2 milyar varil petrol anlaşması yaptılar. Bu şu demekti. Hewler Hükümeti’nin tıpkı efendileri Türkiye gibi batıdan kopup Avrasyacı güçlerin blokuna yanaşıyordu. Türkiye ile birlikte BM tarafından İran’a karşı alınan ambargoyu deldiler. Dünya alemin bildiği Türkiye’nin İŞID terör örgütünü desteği gerçeğini tersine çevirip Neçirwan ve Mesud Barzani, “Türkiye İŞID’ı destekmiyor. Bunun kanıtı nerede?“ diye Türkiye’nin avukatlığını yaptılar. Türkiye ile birlikte İŞID petrollerini birlikte sattılar. Birlikte Şengal’e operasyon çekip Ezidileri katlettiler. ABD’nin desteklediği Güneybatı Kürdistan hareketini tasfiye etmek için Türkiye, İran, Suriye ve Rusya ile işbirliği ettiler. Tüm bunları daha evvel ki makalelerimizde uzun uzun izah etmiştik.

ABD bu ve benzeri konularda Güneyli politik çevreleri defalarca uyardı. Olmadı tehdit etti. Onlar tınmadı. Kendilerini şuna inandırmışlardı. “Bizim ABD’ye ne kadar ihtiyacımız varsa ABD’ninde bize o kadar ihtiyacı var,“ deyip bildiklerini okudular. Kendilerini dünyanın merkezine koydular, bulunmaz hint kumaşı sandılar. Kabadayılık yaptılar. Kürd Millet serveti ile kazandıkları bol sıfırlı rakamlar başlarının dönmesine yol açmıştı. Güç zehirlenmesine yakalanmışlardı. ABD’yi de hayır kurumu olarak gördüler. Gücünü küçümsediler. Yanıldılar. Yaptıklarının bedelini ağır ödeyeceklerini kavrayamadılar. Birkaç gündür Güney’de olan biten bunun sonucudur. Kimse ABD’yi bu konu da suçlamasın. Çuvaldızı başkasına batırmadan iğneyi kendimize batıralım. Hiçbir şey bilmiyorlarsa ABD, Kürd millet petrollünü Türkiye ve Rusya’ya hortumlanması için mi Kürdlere yardım etti? Sadece bu soruyu kendilerine sorsunlar ondan sonra ABD’yi eleştirsinler.

Bu arada olan biten Kürd Milleti açısında büyük bir trajedi olmakla birlikte gelecek açısında yol açıcı bir hamle görevi de yerine getirebilir. Eğer Türk planı tutsaydı Güney’de ister bağımsızlık ilan edilsin veya edilmesin ABD duruma müdahale etmemiş olsaydı Türkiye, Hewler Hükümeti ile Güney’de egemen olacaktı. Türkiye, Hewler Hükümeti ile Kürdleri denetim altına almasının yanı sıra Kürd Millet servetini kelepir fiatına hortumlamaya devam edecekti. ABD şu an ki operasyonla bunu önledi. Dikkat edilirse Irak Ordusu’nun işgaliyle tüm petrol kuyuları Irak devleti denetimine geçti. Bu Türkiye’ye bir darbe oldu. Yanı sıra Türkiye ile “stratejik müttefiğiz“ diyen Irak-KDP ve YNK’nin başındaki gruba da bir darbedir. Bu hamle ile bu üçlünün Kürd Milleti’nin ekonomik kaynaklarını keyiflerince kendi aralarında paylaşmasını önledi.

Bundan sonra ne olur meselesi hem Irak genelinde ve hem Kürdistan’ın Güneyi’nde uygulanmaya çalışılacak reforma bağlıdır. Oturtulmaya çalışılan şehir statü planı gereği her şehrin ihtiyacının Irak Hükümeti tarafından karşılanacağıdır. Bu uygulamanın sorunu çözüp çözemeyeceği zamanla anlaşılacak ama bu plan ile Kürd servetinin Irak-KDP, YNK ve Türkiye’nin ortaklaşa hortumlaması önleneceği düşünüyor. Bu, aynı zamanda şu demektir. Kürdistan’ın bağımsızlığı başka bir bahara kaldı.

Bu arada Irak bu hamle ile Kürdlere karşı çok ileri mevziler elde ettiler. Petrol kuyulara el koymanın yanı sıra gümrük kapılarınada el koydular. Kürdlerin elinde şimdilik sadece İbrahim Halil Gümrük Kapısı kalmış durumdadır. Bunun dışındaki tüm gümrük kapıları Irak polisi denetimine girmiştir. Haşdi Şabi şimdi İbrahim Halil Gümrük Kapısını ele geçirmeye çalışmaktadır. Irak-KDP bunu engelemeye çalışmaktadır. Eğer bu da düşerse Kürdistan’ın Güneyi büsbütün Irak’ın sıradan bir bölgesi durumuna düşecektir. ABD’nin bu duruma meydan vereceğini sanmıyoruz ama Hewler Hükümeti’ne ağır bir ders verilmesi açısında bunada göz yumabilir. Bu da Kürdlerin başına gelen en son felaket olur.

Bu duruma nasıl, niye gelindi her Kürd sağ duyulu olarak sorgulamalıdır. 1992 yılından bu yana ABD ve Güneyli siyasal güçlerin izlediği politikalar yeniden ama yeniden göz önüne alınıp sorgulanmalıdır. Hata yapan kim, suç işleyen kim açığa çıkarılmalıdır. Öyle heybeden “ABD Kürdleri sattı,“ gibi basitliğe düşülmemelidir. İşi duygusallığa vermek kimseyi kurtarmaz. Ki kimsenin babasının, anasının kuzusuda değiliz. ABD ve müttefik güçlerin bir planı var. Bölgeyi onlar dizayen ediyor. Ederkende Kürdlere çok mevzi kazandırdılar. Bunu görmeden sen kalk onların hesabını bozmaya kalk. Onlarda sana aferim desini mi bekliyorsun? Ha gücün varsa buyur yap ama gücün yoksa kiminle güç olursun onun hesabını yap. Bu hesap sömürgecilerimizle olmaz. Bu ancak Orta Doğu’ya yeniden şekil veren ABD ve müttefik güçler ile olur. Güneyliler tersini yaptı. ABD ve müttefik güçlerin yöneldiği sömürgecilerimizle iş tuttu. Bunun sonucu bu olur. O günden sonra kalk ABD’ye bedua etsen ne olur? Hatalarının kurbanı olmuşsun, kaybetmişsin artık. Suçu başka yerde arama. Anlaşılan tarihimizde ders almıyoruz. Şeyh Mahmut hareketi’nin akibetinin bir benzerini bugün Kürdistan’ın Güneyi’nde tekrarlanıyor. Anlaşılan Türk ipiyle kör kuyuya inmeden ders almış değiliz.

Makarayı bir kez daha başa saralım. ABD, Orta Doğu’yu yeniden dizayen etmeye çalışmaktadır. Bunun için sömürgecilerimize karşı savaş açmış durumdadır. Kürdleri kendine müttefik olarak ilan etmiştir. Her alanda destek verdi. Güç etti. Buyurun devletleşmek için kurumlaşın dedi. Bunu defalarca dile getirdi. Milli bir politika oluşturun. Milli birliğinizi oluşturun. Peşmerge ve istihbarat dahil devleti devlet yapan kurumları inşa edin. Bunun için heyet heyet Kürdistan’ın Güneyi’ne gidip yöneticilerle konuştular. Almanya, İngiltere ve ABD Genelkurmay Heyeti daha birkaç ay önce Hewler’e gitti. Peşmergeyi birleştirin. Kürd milli ordusunu kurun dedi. Fakat Kürd yöneticiler oralı olmadı. Devleti devlet yapan kurumları oluşturmayı bir yana bırakıp aile, parti, şehir devletlerini inşa ettiler. Kendilerine olanak sağlayan ABD ve müttefik güçleri bir yana itip sömürgecilerimizle iş tuttular. ABD ve müttefik güçlerin planını bozdular, bıktırdılar. “Bağımsızlık Referandumu“ gelinen son nokta oldu.

Bu süreci birlikte takip ettik ve herkes kendi cephesinde olacakları yazdı, çizdi. Biz şunu dedik. “Bağımsızlık Referandumu Türk Projesidir,“ kaçınılması gerekir dedik. Bu proje Kürd Milleti’ne ve ABD’ye karşı bir tuzaktır dedik. Kürdler ile ABD’yi karşı karşıya getirecek plandır dedik. ABD’yi karşısına alan kaybeder dedik. ABD, Mesud Barzani’den çok ricacı oldu. Erteleyin dedi. 2018 Irak seçimleri sonrası bağımsızlık dahil en geri istem olarak Konfederal Sistemin garantisini verdi. ABD Dışişleri Bakanı’nın Mesud Barzani’ye gönderdiği mektup ortada. ABD, eğer referandumu yaparsanız biz koruma şemsiyemizi kaldırır, desteğimizi çekeriz dedi. Sizi sömürgecilerle başbaşa bırakırız dedi. Mesud Barzani, ABD’yi dinlemedi. Neyine veya kime güvendiyse. Bugün olan biten budur. Sonuç ortada. “Tartışmalı Bölgeler“ denilen Kürdistan toprakları Irak güçleri tarafından işgal edildi. Mesud Barzai ortalıkta görünmüyor. Şimdi suçlu ABD mi oldu?

“Bağımsızlık Referandumu“ sonrası bağımsızlık ilan ediecekti. Irak-KDP ve YNK’nin iddiası buydu. Neyse referandum oldu. Halkımız bağımsızlık yönünde irade beyanında bulundu. Halkımız bağımsızlık beklerken Irak-KDP ve YNK birlikte Irak Hükümeri ile oturup “Tartışmalı Bölgeler“ denilen Kürdistan topraklarını Irak ordusu tarafından işgal edilmesi anlaşmasını yaptı. Dukan’da bir araya gelen Irak-KDP ve YNK bu kararları üstü örtülü bir şekilde kamuoyuna deklere etti.

Daha evvel Irak-KDP ve YNK’nin Dukan Toplantısı’nda aldıkları kararları açıklamıştık. Alınan kararlar sonucu Irak Ordusu ve Haşbi Şabi güçleri başta Kerkük olmak üzere “Tartışmalı Bölgeler“ denilen Kürdistan topraklarını işgal edilmesine müsaade edildi. Bunu hem Koalisyon Güçleri Sözcüsü Ryan Dillon, hem Irak-KDP Sekreteri Fazıl Mirani ve hemde YNK Sözcüsü Sadi Ehmet Pire teyit etti.

İşgal ile birlikte çok spekülatif haberler servis edildi. Irak-KDP ve YNK çevreleri ve bu heriki partinin taraftarları suçu birbirinin üzerine attı. Oysa ortada tek bir suçlu yoktu. Ne tek parti, ne de tek tek bireyler suçlu değildi. Bir suç işlenmiş ama bu suç heriki partinin işlediği ortak bir suçtu. Bir kere bu kabullenilmeli.

İşgal Irak-KDP ve YNK’nin rızası sonucu olurken Kürdistan halkı bunu ihanet olarak değerlendirip karşı koydu. Bu arada ABD’nin baskısı sonucu Haydar Abadi, Haşbi Şabi güçlerini geri çekti. Fakat Irak Ordusu’nun işgali sürüyor. Hewler ve Bağdat Hükümetleri arasında yapılan anlaşma gereği “Tartışmalı Bölgeler“de ortak bir koordinasyon oluşturulup birlikte yönetilecek. Mesele budur. Bu nedenle Haşbi Şabi ve Irak Ordusu kaçtı gibi spekülatif haberler doğru değildir. Bu tür spekülatif haberleri sıradan bir insan yaparsa anlarım ama bunu ömrünün 40-50 yılını mücadele içinde geçiren koca adamların yaptığını görünce Kürd aydın ve siyasetçisinin seviyesi karşısında şoke oluyorum.

Şunu birlikte gördük. İşgal ile başlayan süreçte Haşbi Şabi komutanlarının yaptıkları açıklama şöyleydi. “Niye buradayız bilmiyoruz. Gidin dediler, bizde geldik. Çekilin derlerse çekiliriz,“ dediler. Irak Başbakanı Haydar Abadi yaptığı basın toplantısında; “Haşbi Şabi güçleri kısa sürede eski mevzilerine dönecekler,“ dedi. Ve gereği yapıldı. Herkesin şu noktaya dikkat etmesi gerekir. Bu işgal olurken tahribat olmaması için özen gösterildi. Bu demek oluyor ki bu durum daha evvel işgal güçlerine empoze edildiği anlaşılıyor. Haşbi Şabi işgale kalkarken ve geri çekilirken bu duruma uydu. Irak Ordusu’na gelince o kalıcı olacaktır. Hewler Hükümeti ile Irak Hükümeti arasındaki anlaşma gereği Irak Ordusu “Tartışmalı Bölgeler“ denilen Kürdistan topraklarında bundan böyle kalıcı olacaktır. Kürdler ile Araplar bu bölgeleri birlikte yönetecekler. Kuşkusuz insiyatif Irak Hükümeti’nde olacaktır. Olan biten budur.

Şimdi yeniden “Bağımsızlık Referandumu“ meselesine dönelim. Referandumun yapılması halinde sonucun buraya varacağını biz dahil birçok çevre uyardı. Ama referandum kararı alan ve uygulayanlar bunu işitmediler bile. Şimdi de işin içinden çıkamıyorlar. Şaşkın ördeğe dönmüşler. Bir açıklama yapma cesareti bile kendilerinden gösteremıyorlar. Buna yapmaya bile mecalleri kalmamıştır. Soruyoruz! Kime ve neye güvenerek bir haltı ettiniz? Hem kendi geleceğinizi, hem Kürd Milleti’nin geleceğini karartınız. Şimdi mutlu musunuz?

Bu kısa sürede olan biten bizce beklenen bir durumdu. Bu konu da uyarıda da bulunduk. Fakat referandum kararı alanlar bildiğini okudu. Şimdi çeremesini çekiyorlar. Sadece onlar çekse revadır diyeceğiz ama onlarla beraber Kürd Milleti büyük bir trajedi yaşadı. Karşılışacaklarımızda olacak. Yazık değil mi bu millete.

“Bağımsızlık Referandumu“ kararı yanlıştı. Çünkü devleti devlet yapan hiçbir kurumun inşa edilmediği, iç birliğin sağlanmadığı, milli bir mutabakatın olmadığı, uluslararası güçlerin –ABD, AB, BM- destek ve garantörlüğü alınmadan böyle bir kararın alınması ve uygulanmasının sonucu bu olacağını tahmin etmemek ya aptal olmak, ya da kimi güçlerin baskısı sonucu buna mecbur olmakla izah edilebilir. Süreç incelendiğinde heriki durumunda olduğu açığa çıkar. Yanı sıra kraldan çok kralcı geçinen Türkiye Projesi olan “Bağımsızlık Referandumu“nu destekleyen sözde Kürd aydın ve politikacıları işlenen suçun ortakları olarak tarihe geçti. Oysa bunlarıda uyardık. Bir suç işleniyor. Bu suça ortak olmayın dedik. Biz doğru yolu gösterirken onlar bizi, “ona buna hizmet etmekle“ suçladılar ve “hain“ ilan etttiler. Şimdi soruyoruz. Kim ona, buna hizmet etti? Kim hain?

Alelacele yangından mal kaçırılırcasına “Bağımsızlık Referandumu“na gidilmesi hayra alamet değildi. ABD, AB, BM ertelenmesi için çok çaba sarfetti. Referandum kararı alanlar kimseyi dinlemedi ve yaptı. Hatta bu arada ABD’nin resmi kanallarının telefonlarına bile çıkmayacak kadar kabadayılık bile yapmışlar. Belirlenen randavu yerlerine bile gidilmemiştir. Bunun bir bedelinin olacağını bile anlayamadılar. Bunları daha evvel geniş geniş açıklamıştık. Referandum sonrası bunun bedeli ağır ödetilir demiştik. Bugün olan biten budur. Ki sadece bununla kalınmayacak. Baskılar devam edecektir.

Dediğimiz gibi güvenilir bir kaynaktan edindiğimiz bilgiye göre ABD resmi olarak Mesud Barzani’ye “Bundan sonra seni Başkan olarak muhatap almayacağız, seninle çalışmayacağız,“ demiştir. Şu an aralarındaki resmi kanallar kapanmıştır. Bu ABD ile Kürdistan’ın Güneyi’nin siyasal güçleri arasında yeni bir sayfanın açıldığına işarettir. ABD’nin Hewler Hükümeti’ne güveni kalmamıştır. ABD Irak Hükümeti ve Kürd siyasal güçleri ile diyalog içindedir. Bundan sonra nasıl bir süreç başlatılması tartışılıyor. Temeni edelim ki Güneyli politik güçlerin hataları, suçları Kürd Milleti’ne fature edilmesin. Şuna eminiz ki ABD, nasıl Kürdleri sömürgecilerin insiyatifine bırakmamaya çalışıyorsa Kürd Milleti önünde engel olan Irak-KDP ve YNK’nin başındaki baronların insiyatifine bırakmayacaktır. Kürd Milleti’nin batı yanlısı, batı değerlerini özümseyen seküller bir toplum olduğunu biliyor. Orta Doğu’yu dizayen ederken Kürdlerin güvenilir bir müttefik olduğunu biliyor. Şu an olan biten sömürgecilerin taşaronlarına bir ders olarak algılamak gerekir. Kısa sürede Kürd Milleti’ne bazı mevziler kaybedilsede bu mevziler tekrar kazanılacaktır. Bu, bir yana millet olarak bağımsızlığa adım adım yürüyeceğimize inanıyoruz. Bunu sağlayacak olanında ABD olacağı öngörümüzü koruyoruz. Çünkü GOP’un (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) mantığı budur.

21 Ekim 2017