Kronik Kürt Düşmanlığı

1618

 Haci Artos

Araplar`da, Farslar`da ve Türkler`deki Kürt düşmanlığının kronik yapısı yeni olmayıp, tarihten gelen ve yüzyıllardır devam eden, katliamcı ve çapulcu bir neslin toplumsal ahlakına kadar nüfuz eden bir özelliğe sahiptir. Son yapılan ankette Türklerin %80`i hatta 90`ının Kürdistan`da süren devlet katliamını destekledikleri ortaya çıktı. Türklerden HDP`ye giden % 3 veya 4`lük oy oranından da anlaşılıyor ki, Halkların Kardeşliği, beraber yaşama ve din kardeşliği propagandası yalandan ibarettir. Kendini İttihat –Terakki ve Kemalizmi tamamen arıtmayan Türk Sol hareketlerinin bir kısmı ve PKK`nin yaptıkları kardeşlik edebiyatı, ayakları havada ve içi doldurulmayan boş bir teoriden ibarettir.

Sovyetler Birliği`nde Rus Milliyetçiliği, Yoguslavya`da Sırp Milliyetçiliği her zaman öbür halklar üzerinde bir baskı aracı olarak kaldı. Yarın kurulacak bir Sosyalist Türkiye`de bile (çok uzak bir ihtimal), Türk milliyetçiliği Kürtler ve öbür azınlıklar üzerinde bir baskı aracı olarak kalacaktır. Bu durum bir bütün olarak Kürdistan`in dört parçasında geçerlidir. Arap ve Fars milliyetçiliği de, Türk Faşist milliyetçiği kadar gericidir. Bu sebeplerden ötürü Kürtler bağımsız devlet olmalı, bağımsızlığın tadını almalı ve ancak ondan sonra, Kürt halkı kiminle ve nasıl yasayacağına karar vermelidir! Sömürgeci Türk devletinin Kuzey Kürdistan`a karşı giriştiği topyekûn imha savaşında hendeklerin bir bahane olduğu açıktır. Meydana çıkıp yiğitçe savaşan Kürt gençleri ve örgencileri, PKK tarafından yalnız bırakılmış ve Kürt düşmanları için oltaya atılan bir yem, devletin Kürdistan`ı imha ve talan etmenin bir bahanesi olmuştur. Bu yiğitçe savaşın arkasındaki talepler de „Özyönetim“ dir. Yani böyle bir talep için Kürdistan`ı, düşmanın oltasına takmaya gerek yok. Savunulan bu taleplerde Kürtlerin yararına olan fazla bir şey yok. Dile getirilen „Özyönetim“ Muhtariyet bile değildir. Kürtlerin esas mücadelesi bağımsızlıktır.

Bugün var olan Dünya ve bölge şartlarının Kürtlere sunduğu olanaklar, yüzyılda bir oluyor. Kürt halkının birinci Dünya savaşı (1914-1918) şartlarında bağımsızlık için kaçırdıkları olanakları, yüzyıl sonra 2015`te yeniden yakalamıştır. Kürtlere yapılan tarihi haksızlıktan sonra, bugün bölgenin yeniden yapılanması zorunluluğu Kürtlere büyük olanaklar sunmuştur. 1916 Sykes-Picot ve 1923 Lozan Antlaşması artık geçerliliğini yitirmiştir. Ancak bazı Türk Arap ve Fars yazarçizerleri, Kürtlere yapılan bu tarihi haksızlığı, Türkiye, Iran, Irak ve Suriye`nin toprak bütünlüğünün korunması seklinde konuyu ele almaktadırlar. Yani Kürtlere birkaç kültürel hak vererek avutacaklarını zannediyorlar. İşin ilginç yani, bu sözettigimiz devletler bu tür kültürel reformları yapmaya bile hazır değiller. Bu sözettigimiz ülkelerde burjuva demokrasisi bile yok. Barış ve özgür bir toplumun geleceğinden bugün bahsetmek çok erken. Bu durumda Kürtler bağımsızlık yolunu seçmek zorundadırlar.

Bu tarihi haksızlığın ortadan kaldırılması için, Kürtler 2016 yılında kendilerini buna göre hazırlamaları gerekiyor.

2016 yılının Kürt halkına bağımsızlık ve özgürlük getirmesi dileğiyle yeni yılınız kutlu olsun.

27.12.2015