Korkunç Plan; Kuzey Kürdleri Kurban mı ediliyor?

1173

Dursun Ali Küçük

“Fermano bira-vahefermano

Fermanomaho.

Dujminamo sere ma

Cence pile makirkeno

Madexaînxaînnadano

EwroterteleserîKurdano-Kirmanciyano

Sere madevetelino, bira terteleo,

ProjeyaTırkano”

TC  Sömürgeciliğinin Korkuç Planıyla Yüzyüzeyiz

Savaş vardır, büyükten küçüğe seni ayağa kaldırır. Biliyorsun ki haklısın ve her alanda düşmanın zulmü ve soykırımı ile karşılaşsan da direnirsin,‘bu da geçer’ diyorsun.

Savaş vardır, seni süründürür ve el ayağa düşürür. Halkın kendi kendini koruyamaz duruma gelir, biçare yollara düşer. Yerinden ve evinden edilir.

Bir değil, beş değil, yüz değil. Hatta yüzbinlerce değil, artık milyonu geçen halkın ortalıkta periperişan.

Böyle bir anda tam da videoya çekilmiş bir filmi izledim.

Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan(hani soykırım sürerken devlet istemeyiz diyen)ve beraberindeki bir ekip Amed’de arabaya binip Sur halkına “Evinize dönünüz, bir şey olmaz, valiyle de konuştuk” diyerek hoparlörden sesleniyordu.

Halkın yüzüne bakıyordum. Endişeliydi. İnanmıyordu. Ve ne yapacağını bilmiyordu.

Ama Nursel Aydoğan’ın ‘evlerinizi bırakmayın’ sözlerine de aldırış etmiyordu.

Kurban olduğum gençler, Diyarbakır’ın kırıkları,Sur’da direniyordu. Şehit düşüyordu.

Kürdistan için savaşıyorlardı. Yanlış bir strateji ve düşmana kolaylık sağlayan geçmişin sel hareketleri gibi düşmanın üzerlerine geleceğinden habersizdirler.

Vuruluyorlardı ve toprağa düşüyorlardı.

Sizin için yüreğinde acı çekmeyen namert olsun.

Ama, aması vardı ve böyle olmamalıydı.

Derken Sur şehri yerle bir edildi. İnsanlarımız orada kalmadı ve çekip gittiler.

Hani bu devlet bizim değildi.  Her yerde gelen göçmenlere özellikle Türk ve Arap göçmenlere sahip çıkıyordu.

Onlar da TC’nin eli ayağına düşmüşlerdi; Türk devleti de Kürd olmasında kim olursa olsun, Türk’se zaten Türk, Türk değilse Arap olsun yerleştirelim hırsıyla davranıyordu.

Yani kardeşlerim, Türkiye bize hep “yurttaşlarım” diyordu. “Neyiniz eksiktir?” diye soruyor, bakınız Türk olarak herşey olabilirsiniz, ama ve ama Kürd olarak sizi hiç bir mevkide istemeyiz ve buna dayalı haklarınız olmayacaktır diyordu.

Epey zamandır halkımız parça parça ama büyük bir soykırım yaşıyor.

Üzülüyoruz. Kahroluyoruz. Direniyoruz, sabır tespihlerini çekiyoruz.

Kimilerimiz kendilerini kandırır, ‘bu da geçer’ diyoruz.

Sur’un yıkılması bize korkunç bir soykırımın dayatıldığını ve adım adım uygulandığını anlatıyordu.

Bu da yetmedi, birde Cizre olsun dediler.

Cizre’yi de Yerle Bir Ettiler

Binaları insanlarımızın üzerine yıktılar. Yaralıları almadılar.

Her biriniz bin parça oldunuz. Feryatlarınız duvarlara çarpıp size geri geliyordu.

Cizre de boşaldı, vurulan vurulmuştu, geriye kedi ve köpeklerin de belki kalmadığı boş sokaklar.

Hayalet bir şehir gözlerimizin önünde canlanıyordu.

Buda yetmedi. Sıra Silopi, Şırnak, Yüksekova vb. yerlere geldi.

 

Akıl Tutulması Yaşıyor KCK Yönetimi

Be kardeşim, siz aklınız peynir ekmekle mi yediniz?

Savaş stratejiniz ve taktikleriniz yanlış.

Sur’da tutmadı. Varto vb. yerlerde tutmadı.

Kürdlerin kadim şehri Cizre-Botan’da tutmadı.

Bari yöntem ve taktiğinizi sorgulayın.

Özellikle soykırımın yürütüldüğü ve hatta sizi destekleyen halk da dahil, halkın neredeyse %90 senin bu tür savaşına karşıdır.

Topyekûn kalkışma ve ayaklanma durumu yoktur. TC Kürdistan’da Esad vb. rejimler durumuna da düşmemiştir.

Sen niye bu Hendek savaşını böyle ‘intiharvari’ sürdürüyorsun?

Kendin intihar edebilirsin. Bu bir tercih.

Ama bir halkı intihara sürükleyemezsin.

 

İlke ve Kararlarımız Ölsün Diyeceğine, Halk Ölsün Diyorsun

Halkım intihar edeceğine ben, benim kararım yanlış çıksın ve ‘ilkem ölsün’ diyeceğim.

Duydum ki, KCK karar almış, gerilla savaşı rolünü oynadı demişler, onun yerine şehir gerillacılığı ve özyönetimi koymuşlar.

Baktın bir tutmadı, iki tutmadı, üç tutmadı. Hiçbir yerde tutmadı, tekrarda bocalayacağına değiştir şu planı!

Yok olmaz, ben sipere gençleri koyarım ve direnirim, diyorsun.

Hepimiz direndik. Direnişi insanların başına kakmayın.

Kürdlerin direnişçi bir halk olduğunu dost ve düşman gördü. Son yılarda Kürdistan Federasyonunda peşmerge cansiperane direndi.

Batı Kürdistan’da PYD ve YPG kahramanca direndiler. Ama iş masaya, başarıya gelince diplomasiye ve gizili kapılar ardındaki görüşmelere gelince, direnişleri kendi hanesine yazmak isteyenleri de ne yazık ki yaşayarak görüyoruz.

ANF her gün bilmem kaç tane ‘saray çetesi ve polisinin öldürüldüğünü’ yazıyor.

Ölebilirler, abartılabilir de hatta yazdıklarından daha fazlası da vurulsa amaçsız ve Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve kağıt üzerindeki “öz yönetim”lerden ötürü, TC demokrasisine bağlı yerel demokrasi, hatta diyelim ki, tarifi net olmayan demokratik özerklik için bu savaşa değmez.

Sizi basamak yapan TC zaten hazırladığı korkunç soykırım planını devreye koydu.

İşler tahmin edemediğiniz noktalara geldi.

Haydi bunlardan ders çıkarmadınız…

Gever’de operasyon başlatılacağı ilan edildi. Gever halkı ilçeyi önemli oranda boşalttı. Peki, sen halksız orada niye sipere yatıyorsun? Senin sipere yatıyorum veya yatırıyorum dediğin yerde TC her türlü gücünü; TSK’sını, özel harekâtını, ‘derin devlet’ini, İŞİD’çilerini, ‘ulusalcı’ çetelerini, polisini vb. toplayıp geliyor. Öyle saray çetesi değil, üzerimize gelen, halkımıza karşı soykırım uygulayan Türk devletinin ta kendisidir.

İddianız halk için savaş değil midir?

Düşmanın bir planı var; suyu kurutacaksın ki, balıklar ölsün.

Birincisi; halkınızın onaylamadığı ve çoğunluğunun karşı olduğu siper ve barikat savaşını niye sürdürüyorsunuz?

Herşeyi halk için yapmıyor muyuz?

Halkın benimsemediği bir savaş tarzını halka rağmen niye sürdürüyorsunuz?

İkincisi; şehir ve kasabalarda intihara yatıp o yerin harabe edilmesine niye zemin oluyorsun? Şimdi Sur ve Cizre boş, insanlar yok, Gever, Nusaybin boşalıyor. Evler harabe. Öz yönetimi nereye kuracaksın?

TC’nin soykırım uygulaması içinde hayal ettiğiniz ‘özyönetim’ mi diyeceğiz?

İnsanların aklıyla niye alay ediyorsunuz?

Halkın kaderiyle niye ne hakla oynuyorsunuz?

Bazı yerlerde taktiğin tutmadı. Gever, Silopi, Nusaybin ve Şırnak’ta sürdürmen boşuna olur. Bugün Nusaybin’de oturan bir dostumla konuştum, Nusaybin’in yüzde 90’nı boşaldı diyor ve içi kan ağlıyordu.

Aynı taktikle aynı sonuçlar çıkar.

Biliyo rmusunuz ne yaptınız?

TC zaten bunları bir şekliyle uygulamaya koyacaktı Ama sizin hatalarınızı bahane ederek daha sertçe, amansızca yöneliyor. Kurnazdırlar. Sizler bu kurnazlığı ve politika hilelerini çözemediniz mi?

Kürdistan şehirlerini yıkıyor ve yerle bir ediyor.

Sonra dönüp yüzsüzce,  “Bakınız, PKK şehirleri ne hale getirdi” diyebiliyorlar.

Savaşıp savaşmamanız sizin bileceğiniz bir iş. Ama ne yapalım gelip bizleri de vuruyor. Aynı sonuçlarla herkes yüzyüze kalıyor.

Bakınız, yanlış taktikleri istediğiniz kadar yeni yerlerde de deneyebilirsiniz belki. Ama şunu söyleyeyim ki, sonuçlar hep aynı çıkacaktır.

Siz kendiniz de bu işe hazır değildiniz. Artık hangi akılla bilemiyorum. Bu tuzağa çekildiniz.

Size dostça çağrım: Bu tuzaktan ve bu tür savaş tarzından vazgeçiniz. Başka taktik ve savaş tarzı mı tercih edersiniz, bu da sizin bileceğiniz işinizdir.

Bu savaş hem sizi vuruyor, hem de daha fazlasıyla Kürdistan halkını vuruyor.

 

Kürdlerin Fermanı Yazılıyor

Kuzey Kürdistan kurban ediliyor…

‘Dünyadan niye ses çıkmıyor?’ diye yakınıyoruz. Evrensel değerler açısından böyle bir beklentiye sahip olmamız doğaldır.

Ama öte yandan bu dünya acımasızdır. Kürdistan için çalışmıyorsun, doğru diplomasi yapmıyorsun, düşmanlarının çöplüğünde barış ve çözüm bekliyorsun.

Hatta hala HDP içinde bazıları ‘İmralı’yı devreye koyun, sorunlar çözülür’ beklentilerini sürdürmeye devam ediyorlar. On yıldan fazla barış ve çözüm ile uğraşıldı. TC’nin kontrolünde sürdü bunca yıl. Kürdistanî amaçlarımız darmadağın edildi. Türk parlamentosu umut kapısı diye gösterildi.

Hatta uluslararası bir sorun olan Kürdistan sorununa ‘Kuzeyde başkalarını bulaştırmayalım, kendi kendimize ve Türkiye ile çözeriz’ denildi. Bu durumda uluslararası güçler hepsi TC’nin kontrolünde süren sahte barış vb. çabalara destek sundular.

Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği koşularda Türkiye’nin bölgede güçlenmesi demeçleri verildi. Şimdi geldiğimiz noktada kontrolde olan barışı savaşa çevirdiler. ‘Kırmızı Çizgilerini’ yeniden tekrarladılar.

İşin özcesi: Türkiye, Suriye denkleminin dışına itildi. Şimdi Musul ve Irak denkleminin dışında bırakılıyor. Sünni Irak Araplarını TC, kendi ekseninde toplamak niyetindeydi. Suriye’den olduğu gibi Irak’tan da oluyor.

ABD ve Koalisyon güçleri yanında Rusya devreye girdi. Rusya, Kürdistan federasyonuna son dönemde yardımda bulundu. ABD ve Rusya, Suriye’de aşağı yukarı anlaştığı gibi Irak konusunda da anlaşacağa benziyor. Yani en azından Musul operasyonu vb. hareketlerde devre dışı kalmayacaklar.

AB ise başta Almanya, TC ile sıkı ilişkiler geliştirme peşinde.

ABD, AB ve Rusya, kısaca bunların etkisinde olan dünya TC’nin Suriye ve Irak’tan çıkarılması vb. anlaşmalar ve çıkar ilişkileri gereği Kuzey Kürdistan’ı kurban ettiler.

Bundan dolayıdır ki seslerimiz ve feryatlarımız duvarlara çarpıp, soğuk ve kirli gerçeklere çarpıp bize geri dönüyor.

Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Türkiyelileşme için çalışan KCK’ye dünya niye yardım etsin? KCK’den hareketle Kuzey de gözden çıkarılıyor. TC’nin bu konuda önünü açtılar.

KCK bunları anlamakta zorlanıyor. Fırsatların iyi olduğu dönemde Avrupa ve AB’de sicilini düzelteceğine ve üzerindeki “terör” damgasını kaldıracağına boş emperyalizm vb. kavramlardan ısrarla vazgeçmiyor.

1.Dünya savaşında olgun fırsatlara rağmen Kürdler niye yenildiler?

En Önemli nedenlerden biri dış destek sağlayamadılar, parça parça kaldılar, birlik kurmadılar ve yenildiler.

Ortadoğu’daki uygun fırsatları, Kuzey için KCK uygun fırsatlara rağmen Türkiyelileşme, ‘demokratik ulus’ ve benzeri yenik teoriler ve çabalarla heba etti.

Kafaları iyice karıştı. Türkiye’ye yatırım yaptık. 1. Dünya savaşında da TC’nin kurulmasını sağlamıştık. Geldiğimiz noktalarda bunun ceremesini çekiyoruz.

Boş geçirilen – bunu Kuzey için söylüyorum – zamandan bir dizi kafa karışıklığı ile neredeyse TC ordusunu ‘milli ordu’ yaptıracaklardı Kürdlere. Savaşın başında bile orduya çağrıda bulundular. Oysa ordu şimdi TC’nin kuruluşundan beri sömürgeci devletin temel iskeletidir ve Kürdistan’da soykırımlar asıl olarak ordu ve devlet patentlidir.

KCK’nin bu kafasıyla kimse kendisiyle Kuzeyde ittifak kuramazdı ve kurmadılar.

Dünya sessiz kaldıktan sonra geriye TC’ye tıpkı cumhuriyetin ilk dönemlerini aratan soykırımı tekrardan uygulamak kaldı. Ve durumdan cesaret alarak yapmaktadır.

Bu korkunç plan Sri Lanka modeli değildir.

Kuzey’deki korkunç soykırım projesi; Türk usulü ve geçmiş geleneklerine uygun ve Srilanka vb. yerlerden dersler çıkarılarak uygulanan, insanlık suçu kapsamına giren, etnik temizliğe dayanan projedir.

Eskiden beri Kürdistan hiç normal yönetimlerle yönetilmedi.

Umumi müfettişlikler, Genel Vali uygulamaları, sıkıyönetimler, olağanüstü haller, il sömürge valileri, bu gün özel güvenlik bölgeleri vb. uygulamalar eşliğinde devam ediyor. Kırların insansızlaştırılması sırası ile şehirlerin insansızlaştırılması projesine dönüştü.

Kürdistan Şehir ve Kasabalarının Demografik Yapısı Değiştiriliyor

Sur boşaltıldı. Cizre yine öyle. Şırnak, Nusaybin, Gever, Silopi vb. yerler boşaltılıyor, çoğunlukla boşaldı. Bu Kürdistan’da nüfus yapısını değiştirmektir.

Geri bıraktırılmışlık, ekonomik çökertmeden kaynaklanan zorunlu göçlerle birlikte şiddet uygulamaları ile halkımız yurdundan söküp atılarak Kürdistan, Kürdlerden boşaltılıyor. Ve buna daha da devam edecekler.

Eskiden Türk Cumhuriyeti’nin ilk on yılarında mecburi iskân planı vardı. Bu plana göre Kürdler yerlerinden sürgün edildiler. TC illerinde Türklerin içine yerleştirildiler ve iskân kanununa göre hiç bir yerde nüfusu %5 veya 10’nu geçmeyecekti.

Aşiretler ve direnmiş olan ağalar aşiretleriyle birlikte başka Türk şehirlerine dağıtıldılar. Osmanlı döneminde bu uygumlalar olsa da azdı. Türkiye Cumhuriyeti bunu özel uyguluyor.

Şimdi TC pilot bölgeler seçiyor. Kürdistan’da en çok direnen yerleri hedef alıyor ve oraları her tür silahla vurduktan sonra yerle bir ediyor.

Bu bir etnik temizliktir. Soykırımdır. Nüfus yapısını değiştirmeyi hızlandırmaktır. Kürdleri can derdine düşürmektir. Yerinde kalanları vurmak ve yurttan çıkarılanları ortalıkta bırakmaktır.

Sur, Silopi ve Cizre’de koskoca mahalleler kamulaştırıldı yani halkın malına Türk devleti tarafından el konuldu. Sanırım diğer yerleri çökerttikten sonra aynı sinsi politikasını yine devam ettirecektir.

Ahıska Türklerini getirip Erzincan vb. yerlere yerleştirdiler.

Hala ‘eşit yurttaşlık’, ‘anayasal vatandaşlık’…diyenler utansın. Suriye göçmenlerine gösterilen ilginin zırnığı bile Kürdlere gösterilmez.

Ben ‘TC’nin vatandaşıyım’ diyen Kürdler de düşünmelidir.

Şimdi Türkiye’de kalan Arap vb. göçmenleri, yine IŞİD adına sağda solda savaştırdıklarının ailelerini getirip bu boşaltılan ve harabeye çevrilen güzel şehirlerimize ve ilçelerimize yerleştirecekler. Birde bunları Kürdlerin başına bela edeceklerdir.

Suriye’den, Musul’dan islami teröristlerin ailelerini, Çeçenleri, bilmem neleri getirip başımıza salacaklar.

TC’nin Kürd illerinde sürdürdüğü soykırım içerikli imha savaşında IŞİD’liler zaten savaştırılıyor. Türkiye’den MİT’in, filanın cihat savaşına gönderdikleri döndüklerinde şimdi olduğu gibi Kürdistan’da kullanılacaklardır.

Kardeşim, bize soykırım uygulanıyor, bu durumda bırak özyönetimi, bizler ortalığa düşürülen insanlarımıza bile çare olamıyoruz.

Kurban ediliyoruz görmüyor musunuz?

Siz de kurbanlık koyun gibi intiharvari eylemlerinizle ve sabit hedeflerde,  boşaltılan yerlerde bulunarak zafer kazanacağınıza mı inanıyorsunuz?

Kurban edildiğimizi biraz anlasaydınız, harakiri yapmakla sonuç alınmayacağının farkında olurdunuz.

Hal ve durumumuz böyle. Şimdilik bu tehlikeyi savuşturacak güçlü bir pozisyonda değiliz.

Kurbanlık Olduğunu Anlamadan Türkiye’de Devrim

KCK, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve halk iktidarının kurulması görevini üstlendi.

Kardeşim, Türkiye’de ne devrimci durum var, nede kısa bir sürede devrim kapıda görünüyor. Türkiye birleşik Devrim hareketi laf olarak güzelde, açıklanan ortak bildiride sömürgeciliğe karşı mücadele bile yok. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve halk iktidarı, Kürdistan’da özyönetim ittifakı için soykırımdan geçirilen Kürdlere ne çare olabilir?

Zaten Kürdleri KCK şahsında TC’nin önüne kurban olarak atan güçlerin kurbanı olmak kötü bir durum değil mi?

Türkiye’de devrim olsa ve Türkiye halkı demokratikleşmeyi gerçekleştirse doğrusu çok seviniriz.

Ama siz niye külahları ters giyiyorsunuz? Türkiye halkı demokrasiyi geliştirince bizmi tutuyoruz?

Üstelik Kürdistan’daki Kürd kırımının arkasında Türkiye’nin üç resmi partisi birleşti. Türk ırkçı milliyetçiliği TC ve AKP iktidarı arkasında safa girdi.

Bunları göremiyor musunuz?

Batı Kürdistan’ın nasıl kurtarıldığında ders çıkaramadınız. Kobani elden gidiyordu. Sadece Kürdlerin dayanışması ve direnişi Kobani’nin kurtarılmasına yetmeyecekti. Koalisyon güçleri ve ABD havadan vb. destek sunmasaydı Kobani zaferi olmayacaktı. Bunu bile anlamadınız. ‘Herşeyi biz yaptık’ sevdasına kapıldınız. ABD desteği ve Kobani’ye peşmerge gidince Kobani’nin ancak %15 Kürd güçlerinin elindeydi. Emperyalist de olsa ABD ve Koalisyonun güçlerinin, Kürdlerin lehine devreye girmesi kötü mü oldu?

Ne hala emperyalizm tekerlemeleri yapıp duruyorsun. Bunu anlamadınız mı? Uluslararası müttefikler ve dış destek olmadan zafer kazanılamaz. Kendinizi Kuzey’de bu kadar niye yalnız bıraktınız?

Bunun hesabını bir gün gelir vereceksiniz.

Bak buraya yazıyorum: Kuzey dış destek alamazsa zafer kazanamaz.

Direnmeye direniriz. Kürdlerin direniş sorunu yoktur. Direniş edebiyatı yapıp gerçeklerin üstünü örtemezsiniz.

İnsan son fırsatlar ayağa gelmişken bu kadar kendini nasıl yalnız bırakır?

Hiç dönüp kendinize sormadınız mı?

Bunları söylediğim için kızacaksınız. Kızsanız da hiç sorun değil.

Kuzey Kürdistan kan ağlıyor.

 

‘Türkiyelileşme’ projesi de çöktü

Düşman o haliyle bile kabul etmedi. Etmezde. Sözkonusu Kürdistan oldumu ergenekoncusu, ordusu, ulusalcısı, sağcısı, solcusu, CHP’si ve AKP’si bir olur.

Türkiye parlamentosu Kürdler için çözüm yeri olamaz.

Kürdlerin birliğine önem veriniz.

Kürdler içi birlik kurmadan, Türklerle ve Türkiye devrimi vb. ile birlik kuramazsınız. Geçmişte denendi hepsi boş çıktı.

İlkin kendin ol. Sonra başkasıyla ilişki kur. İlişkiler kurmanın temelinde bu yatar.

‘Kürdlerde kim var ki birlik kuralım?’ diyorlar.

Size şunu söyleyeyim: O birlik kurduğunuz devrimci hareketlerin gücü, sizin dışınızda kalan Kürdlerin gücünün yarısı kadar değildir. Kürdistanî cephe olsun. Sonra bu cephe Türkiyeli güçlerle ittifaklar kursun.

Unutmayın ki, geçmiş mücadele ruhu sizin taraftarlar ve hala kadrolar içinde güçlüdür. Bağımsızlık vb. gelişmelerden yanadırlar.

Hiçbir Kürd Türkiye, İran, Irak, Suriye çöplüğünde ötemez.

Başkasının çöplüğünde yer alan Kürd zaten Kürdistanî olamaz.

Benimsemediğim bunca şeye rağmen hiçbir zaman sömürgeci barbarlık karşısında yenilmenizi istemem ve tercih etmem.

Soykırım esaslı TC projelerini bir yana bırakıp her olumsuzluğu KCK ile açıklayanlar da uygulanan korkunç plandan habersizdirler.

Kürdler hala kendi aralarında birbiriyle tepinirken düşman da üstten seyredip hepimizi sırasıyla teper. Genelde altta birbirleriyle tepinenler Kuzeyin kurban edilmesini görmemezlikten gelirler. Kafaları dar ve birbirleriyle uğraşırlar. Sen şunu yaptın, sen şunu yaptın dalaşmalarına takılıp giderler.

Tabii ki TC’nin yaptıklarını göremediğimiz ve çözemediğimiz zaman kaçınılmaz olarak birbirimizle uğraşırız.

Sağduyulu olalım, birbirimizi dinleyelim. Kardeşçe ve dostça tartışıp anlaşmanın yollarını bulalım.

Birbirimizi anlamayıp herkes kendi doğrularını dayatırsa, zararlı çıkarız.

Soykırım sadece siyasi soykırım değil, etnik temizlik ve Kürdistan’ın, Kürd halkının bütün temel değerlerine saldırı söz konusudur. Hepimiz neşterin ve TC sömürgeciliğinin yaptığı ameliyatın altındayız. Olaylar artık KCK’yi de aşmıştır. KCK dışındakilere ve her insanımıza büyük bir sorumluluk düşüyor. Hepimiz bu barbarlığı göğüslersek saldırıları hafifleterek atlatabiliriz.

Dursun Ali Küçük

29.3.2016

dursunalikucuk11@hotmail.com