Kolombiya’dan Kürdistan’a “Barış” Tebliğ Etmek

887

M.MAMAŞ

FARC-EP’nin Kolombiya hükümeti ile Küba’nın başkenti Havana’da imzaladığı barış antlaşmasının referanduma sunulmasından çok ilginç bir sonuç çıktı: Yüzde 50.24 Hayır oyu! Yani 63 bin kişinin hayır demesi ile ortaya çıkan sonuç…

Henüz imzalanmadan içeriği ve uygulanabilirlik şartlarını bilmeden Kolombiya’dan Kürdistan’a bir parça ‘tropik barış’ tattırmak için zihin korteksini ve nöronlarını ayaklandıran sömürge aydınımız ve çeşitli türden ezen ulus(çu) enteligentsiyamız buradan bize, bizim dolduramayacağımız yeni bir sayfa açmak için bilumum repertuarıyla harekete geçti.

Söz konusu olan ‘barışsa’, gerisinin ne önemi var! Yaklaşık 50-60 yıldır savaşan FARC da nihayet barıştığına göre Kürdistanlıların daha ne düşünmesi gerekiyor ki…

Sahiden Kolombiya bize ne anlatıyor olabilir?

Anlattığı ilk şey, soyut bir ‘barış’ söyleminin pratik değerinin olmadığıdır. Toplumun sınıfsal gerçeğinden, sınıfların konumlanmasından vareste bir ‘barış’ politikasının 50-60 yıllık korkunç savaşın tüm yıkıcı etkilerini yaşamış bir toplumda bile canım ciğerim denilerek kucaklanamayacağı gerçeğini görmemiz gerekiyor.

Kolombiya’daki savaş gerçeğini yalnızca FARC ile okursak belki platonik yahut telepatik bir bağ kurmak mümkün olabilir. Ama sömürgecilik döneminden, Simon Bolivarlardan bugüne kesintisiz sürüp gelmiş olan uzlaşmaz çelişkilerin ve mücadelelerin devamı olarak baktığınızda ve bunun Kolombiya toplumundaki toplumsal fay hatlarını nasıl yarattığı penceresinden baktığınızda sorunun basit değil, son derece karmaşık olduğunu kabul edeceksiniz.

FARC 1961’de Kolombiya’da yoksul mahallelerde ve kırsalda “Özsavunma Birlikleri” olarak ortaya çıkmış ve 1964 yılında gerilla hareketine dönüşerek Havana saatine katar gelmiş.250 bin insan hayatını kaybetti, binlerce kayıp, işkence, zindan ve yoksulluk… Doğru! Peki, ya öncesi? Öncesi derken sizleri İspanyol sömürgeciliğine karşı yüzlerce yıl sürmüş olan direniş dönemine götürmeye gerek yok. Simon Bolivarla yoldaş olmasanız da Kolombiya’yı anlamanız yine de mümkün…

1946 ile 1956 yılları arasındaki sağcı muhafazakar parti ile Liberal parti arasındaki döneme bakmanız birçok açıdan işimizi kolaylaştıracaktır. 1946 yılında cuntacı sağcı muhafazakar iktidarın Liberal Parti’nin lideri Jorge Gaitan’ı öldürmesiyle başlayan kıyımda 1959 yılına kadar tam 300 bin insan katledildi. Ve FARC’ın öncül kuvvetleri işte bu katliamdan korunmak için kendiliğinden silahlanan “Özsavunma Birimleri”ydi. Bu katliam 1964’lere kadar Liberal Partinin güçlü olduğu kırsal bölgelere de yayılınca halk Simon Bolivar ruhunu diriltti ve profesyonel gerilla savaşını organize etti. FARC böylece doğdu!

Bir yıl sonra Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) kuruldu. Che Guevera çizgisinde yeni bir gerilla örgütü. Ve yine 1 yıl sonra önce Maoist sonra Enver Hoca çizgisine geçen Halk Kurtuluş Ordusu (EPL) örgütü. Üç yıl sonra 1970’te M-19 örgütü kurulur. Sonra bir dizi irili ufaklı hareketler ve sivil mücadele grupları vs…

Latin Amerika’daki diğer ülkelerde savaşan gerilla hareketleri, dünyadaki ulusal kurtuluş mücadeleleri ve gelişmiş ülkelerdeki gençlik hareketleri göz önüne alındığında bu savaşın aslında küresel çapta bir cepheleşmenin tarafı olduğu da söylenebilir. ABD’nin “arka bahçesi” tutuşmuş bir yangın halini almıştır. Bu dönemde doğrudan askeri cuntalar aracılığıyla toplumsal hareketleri onbinlerce insanın ölümüyle sonuçlanan katliam, işkence, kayıplar vb. saldırılarla yok etme yoluna gittiler. Neoliberal iktisadi saldırganlık dönemi de böyle başlatıldı….

Kolombiya devlet iktidarı müzakere ve barış politikalarına 1980’li yıllarda karar verdi. Bu da bir ABD konseptiydi. Salvador, Guetemala ve birkaç yerde bu konsepti uygulamaya başladılar. Buralar gerilla hareketini bastıramadıkları yerlerdi.

1982’de başlayıp 1984’te imzalanan ve M-19 Hareketi ile FARC’ın beraber katıldıkları “Barış Antlaşması” ile FARC sivilleşme politikasına karar vererek Yurtsever Cephe’yi (UP) ilan etti. Bir ‘sivil siyaset’ denemesi. Daha sonra 5 bin civarı üyesi katledilince bundan vazgeçti.

1990 yılında Kolombiya devleti bu defa M-19 hareketi ile masaya oturdu. Anlaştılar. M-19 kendini tasfiye ederek siyasi parti kurdu. Kolombiya devleti M-19’un liderini kontrgerilla taktiğiyle şehirde infaz etti. Buna rağmen seçime girdiler ve yüzde 12 civarı önemli bir oy da aldılar. Daha sonra tabela partisine dönüşmekten kurtulamadı ve eridi.

Kolombiya devleti bu defa EPL ile oturup müzakere etti ve onlarla da anlaştı. Akıbetleri farklı olmadı. Kolombiya devleti EPL’nin bazı üyelerini itirafçılaştırarak diğer gerilla hareketlerine karşı kullanmaktan da geri durmadı.

Şimdi FARC’la imzalan ve referanduma sunularak yüzde 50.24 ile reddedilen bu anlaşmadan sınıfsal toplumsal konumlanma bağlamında soyut barış sonucu çıkarmak veya Kolombiya halkı “teröre ders verdi” tarzında beylik çıkışlarla durumu  aslında hiç anlamadığımız ortadadır. Hele buradan Kürdistanlılara “barış” tebligatları yapılması ise tümden saçmadır. Bir defa Kolombiya’daki mücadele sınıfsaldır. Kürdistan’daki ulusaldır. Kolombiya birleri tarafından dört parçaya bölünmüş, işgal edilmiş veya ilhak edilmiş bir ülke değildir. Bu iki tezat hali aynılaştırarak “barış” tebligatı yapmak kasıtlı bir tahrifattır. Kaldı ki Kolombiya’da bile bu tarz bir “barışseverlik” kolay değildir.

Kolombiya’da toprakların yüzde 80’ninin nüfusun yüzde 2’sinin elinde olduğu, bu toprak oligarşisinin paramiliter ordularının olduğu, uyuşturucu kartellerinin iktidarla bütünleşmiş yapısı ve tüm bu özel sermaye çeşitlerinin yoksul halka vaat edeceği ve sizin de vaaz edeceğiniz bir barışı buyur anlatın derim.

Kolombiya’da siyasi hayatın içindeki bir insanın ortalama ömründen haberiniz var mı? Kolombiya’da bir sendikacının ortalama ömrü bir yıldır. Gerilladakinin ortalama ömrü ise 2 yıldır. Kolombiyalı bir devrimcinin dediği gibi, “Kolombiya’da gerilla örgütü kurmak sendika kurmaktan daha hesaplı.”

Referandumda hayır diyenlerin daha ziyade variyat sahibi zenginler olmasından ne anlıyoruz? Orada Kürtlük-Türklük davası mı vardı? İşte sorun bu sınıfsal uçurumdan bakabilme konusuyla ilgilidir. Ve bir önceki devlet başkanı Uribe’nin hayır kampanyasının başını çekmesi ve de sayılı toprak sahibi bir aile olması size ne ifade eder.

Buradan barış mı, adalet mi, eşitlik mi, hürriyet mi…ne çıkar siz söyleyin. Ve sakın buradan dört parçaya bölünmüş sömürge Kürdistanımıza ders vermeye kalkmayın. Sizi bizden önce Kolombiyalılar “yu ha lar…”

FARC Havana’da bu antlaşmayı imzalarken yaklaşık 10 bin gerillası olan ELN bir mesaj yolladı. Son derece ironik : “ELN lideri Nicolas Rodriguez Bautista, örgüt adına okuduğu mektupta FARC üyelerine hitaben “Hepinize yasal bir siyasi örgüt ya da hareket olma yolculuğunuzda en içten başarı dileklerimizi sunarız” ifadesini kullandı.

Kolombiya’nın geleceğinde savaş olmasını istemediklerini kaydeden Bautista, ELN’nin hükümetin barışa olan bağlılığına güvenmediğini ve henüz bir barış anlaşması yapmayı düşünmediğini kaydetti. ELN lideri, FARC ile devrim mücadelesinde yan yana durmaya devam etmeyi umduklarını kaydetti.https://tr.sputniknews.com/guney_amerika/20160829/1024608301/kolombiya-eln-farc.html