KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK!

132

Hussein Erkan / Hasan H. Yıldırım

Süreci birlikte takip ettik ve tartıştık. Sonuç olarak Kürd milleti bir kez daha bir trajediyle karşı karşıya geldi. Beklenen bir sonuçtu. Biz yurtseverlik sorumluluğumuz gereği ta başta uyarıda bulunduk. “Bağımsızlık Referandumu Türk Projesidir,“ dedik. ABD, bu planı bozar dedik. Sonucun buraya varacağını dilimiz döndükçe izah etmeye çalıştık. Kimseye laf geçiremediğimiz gibi gerçekleri yazdığımız için yurtseverliğimiz bile tartışma konusu yapıldı. Kimi bizi “Ona, buna hizmet etmek“le suçlayıp “hain“ ilan etti. Kimi “Bunlara açıkça küfür etmek gerek,“ dedi. Kimi de “Ben içinden ediyorum,“ dedi. Şimdi bu zevata bir şey diyeyim mi? Hayır demiyeceğim. Ona bile deymezler. Niçinine gelince ortalıktaki bu boşbuğaz çakalların yüzüne tükürsekte yağmur yağdığına sayacak kadar düşkün olduklarını bildiğimizdendir.

Şimdi asıl meseleye gelelim. Birçok çevrenin başta içte Gorran Hareketi, Komale İslami Parti ve bizler, dışarda ABD, AB, BM’nin uyarılarına rağmen “Bağımsızlık Referandumu“ yapıldı. Sandık başına giden halkımızın %93’ü bağımsızlıktan yana iradesini sandığa yansıttı. Karar kılıcılara, “Buyur bağımsızlık ilan edebilirsin,“ dedi. Peki onlar ne yaptı? Dukan’da toplandı. Bağımsızlık ilan etme bir tarafa “Tartışmalı Bölgeler“ denilen Kürdistan topraklarını Irak devletine teslim edilmesi kararını aldılar. Bu tartışılmaya gelmeyecek kadar açıktır. Ve bu tutum teslimiyettir. Bugün buna inanmıyoruz diyenler belki dört-beş sene sonra inanırlar. O günde bunun bir kıymeti harbiyesi olmayacaktır.

Evet Irak-KDP ve YNK’nin Dukan’daki toplantısı teslimiyet toplantısıdır. İhanet toplantısıdır. Bu toplantı Kürd millet topraklarını sömürgecilere peşkeş çekilme görevini görmüştür. “Tartışmalı Bölgeler“ denilen Kürdistan toprakları Irak devletine teslim edilme toplantısı olmuştur.

Bu toplantı da Irak Hükümeti’ne “Saldırabilirsin, hiçbir karşılık vermeden çekileceğiz,“ kararı alınmıştır. Bu karar alınırken kimden tehdit aldıkları gizlense de bilinmeyen değildir. Bu kararlar sömürgecilerimizin dayatması ve bilgisi dahilinde alınmıştır. Bir de kendi güvendikleri adamları bilmekteydi . Bu nedenle bilgilendirilen YNK ve Irak-KDP komutanları Haşdi Şabi ve Irak ordusu saldırdığında tek bir kurşun kullanmadan sorumlu olan alanları terk edip kaçmıştır.

Fakat halkımız bilgilendirilmemiştir. Bu karardan haberi olmayan bazı güçler Haşbi Şabi ve Irak Ordusu saldırdığında direnmiştir. Sayısız kahramanımız şehit olmuştur. Yaralanmıştır. Kimi daha hala kayıp, akibeti bilinmiyor. Bunun sorumlusu Irak-KDP ve YNK yönetimleridir.

Şimdi bu heriki parti birbirini suçluyor. Şu sorumluluk yüklenilmiyor. Biz Kürd milletine layık bir yönetim kuramadık diyemiyor. Sömürgecilerin ipiyle kör kuyuya indik deme cesaretini gösteremiyor. Dukan’da aldığımız kararlar sömürgecilerin bize empoze ettiği kararlardır, bizde yerine getirdik diyemiyorlar. Ama diyecekler. Kısa bir süre de bunu kabullenecekler.

1992 yılından bugüne izlenen yanlış politikalar sonucudur bu olan bitenler. Sorunun esası budur.

İki şehir devletçiliği (Barzaniler-Talabaniler Dukalığı) değilde milli temelde devleti devlet yapan kurumlar oluşturulsaydı şu an yaşanan trajedi yaşanmayacaktı.

Sorunu sadece Kerkük özelinde tartışmak eksikliktir. Düşmana peşkeş çekilen sadece Kerkük olmadı. Şengal dahil tüm “Tartışmalı Bölgeler“ Irak devletine tek bir kurşun patlatılmadan terk edildi. Bu nedenle “Kerkük’ü bazı kişiler sattı,“ hikayedir. O zaman sana sorarlar Irak devletine bırakılan diğer alanları kim sattı? Mesela Şengal’i kim sattı? Ama bundan birkaç ay önce “Şengal Kürdistan’a bağlanmalıdır,“ denilerek Ezidi savaşçıları üzerine Türk subayları tarafından eğitilen lejyoner “Roj Peşmergeleri“ni sürülmüştü. Karşılıklı Kürd gençleri öldürülmüştü. Şimdi ise Şengal gönül rahatlığıyla Irak’a teslim edilebiliyor.

Bu nasıl bir politika? Kimi bunu dile getirdiğimizde yurtseverliğimizi tartışmaya bile açtı. Bu zevat olan bitene kafa yoracağına bize laf yetiştirmeye çalıştı. Olan biten kavranılmak istenilmedi ve hala istenilmiyor. Yazdıkları üç-beş cümlelik yazılarında bile olan biteni değil, yazdığımız gerçekleri boşa çıkarmak üzeri mantık yürütülüyor. Kürd milleti bu trajediyi niye yaşadı sorgulanmıyor. Yurtseverliğimizin tartışılması bir yana bize ve arkadaşlarımıza yönelik, “Kimse bundan kendini haklı göstermesin,“ diyecek cahillik bile yapıyor. Ağlar mısın, güler misin şimdi buna.

Biz bu zevat gibi olaylara ..cekli, ..caklı bakmadık. “Referandum yapılacak, bağımsızlık ilan edilecek,“ cehaletini sergilemedik. Böyle olmayacağını söyledik. Bu proje düşman projesidir, çöker dedik. Çünkü biz büyük resme bakarak olayların gelişimini nereye varacağını öngörümüzle tahmin ediyorduk. Ki yanılmadık.

Evet haklı çıktık çıkmasına ama keşke haklı çıkmasaydık. Milletimiz bu trajediyi yaşamamış olsaydı da biz haksız olsaydık. Bizim yaptığımız sadece ve sadece Irak-KDP ve YNK’nin izlediği politikaların bu trajediye yol açacağı konusunda halkımızı uyarmak oldu. Elimizden bu geldi. Bunun dışında bir şey yapmazdık. Şimdi olan bitenden biz mi sorumluyuz? Kuşkusuz hayır. Fakat umutluyuz. Çünkü bu son trajedi ile Irak-KDP ve YNK’nin Kürd milletine önderlik edemeyeceği, düşmanın Kürd milletini onlar vasıtasıyla kontrol ettiği açığa çıktı. Bu halkımız tarafından anlaşıldı. ABD ve müttefik güçler bunu zaten biliyordu. Bu neye yol açar? Süreç içinde bu heriki partinin tasfiye edileceğidir. Tasfiye edileceğini uzun süredir zaten yazdık durduk. Bu son trajedi bunun ön adımı oldu.

ABD Dışişler Bakanı’nın mektubunda belirtilen ve Kürd milleti için önemli kazanımlar kazandıracak garantilere yan çizilerek kime ve neyinize güvendiniz diye sorsak haksız mıyız? Güneydeki kazanımlar ABD ve müttefiklerin yardımı ve desteği sonucu olduğu ve bu kazanımların mektupta verilen garantörlükle daha da gelişecekken referandum ile bu destek Kürd milleti alehine bozdunuz. Mektubun gereğini yerine getirmemekle Kürd milleti için tarihi bir fırsatın kaçmasının yolunu açtınız. Sonucun buraya varacağına 50 yıldır politika yaptığınız halde tahmin edemediniz mi? ABD güvence vermişken bu sonuca yol açacak adımlar neden atıldı? Niyetiniz neydi? Bunu sadece sizin öngörüsüzlüğünüze bağlamak safdilik olur. Sahi bu adımı niye attınız? Kimden bu akılı aldınız? Sonuç trajedidir. Kürd milletinden özür dileyip istifa edeceğinize üste çıkmak için daha hala hikayeler anlatıyorsunuz. Bir de utanmadan birbirinizi suçluyorsunuz? Evet suçlusunuz. Hepiniz suçlusunuz. Bir başka ülkede olsa hepinizin kuyruğuna teneke bağlanır, yürü denilir, arkanızda ıslık çalınır, cehenneme kadar yolunuz var denilirdi. Bugün bu yapılmasada tarih sizi afetmiyecektir.

Birkaç gün içinde Kürd Milleti’ne yaşatılan felaketin sorumlusu sadece Irak-KDP ve YNK baronları değildir. Onları destekleyen bir bütün olarak aydın ve politikacı geçinen zevattır. Kürd milletine yaşattılan bu trajedi de en az onlar kadar bu suçun ortağıdır. Şunu artık bilin. İzlediğiniz politikalar Kürd milletinin çıkarına hizmet etmedi ve bu politikadan diretirseniz bundan sonra da etmeyecektir.

Sömürgecilerin ipiyle kör kuyuya iniyorsunuz, yapmayın etmeyin dedik. Sömürgecilerle girilen kirli ilişkilerden uzak durun dedik. Sömürgeci başkentleri yol hanına çevirmeyin dedik. Mevcut Kürd partileriyle uzlaşın dedik. Milli bir politika ve birlik oluşturun dedik. Peşmerge ve istihbarat başta olmak üzere devleti devlet yapan kurumları inşa edin dedik. Şu an elinizdeki kazanımları size sağlayan ABD ve müttefik güçleri karşınıza almayın dedik. ABD’yi karşısına alan kaybeder dedik. Dedik ha dedik.

Peki siz ne yaptınız? Kendinizi dünyanın merkezine koydunuz. “Bizim ne kadar ABD’ye ihtiyacımız varsa ABD’ninde o kadar bize ihtiyacı var,“ deyip ABD’yi ciddiye almadınız. Şimdi öğreniyoruz ki ABD’nin telefonlarına bile cevap vermiyecek kadar kendinizden geçmişsiniz. ABD’nin telefonlarına cevap vermemenin neye mal olacağı cahilliğini yaşamışsınız. Şimdi bunun ceremesini Kürd milleti çekiyor.

Haşbi Şabi ve Irak Ordusu’nun Kürdistan’a saldırdığı bugünlere McGurk’un Bağdat’a olması tesadüf mü? Kuşkusuz değil. Şimdi kara kara düşünün bakalım. ABD’nin size ihtiyacı var mı, yok mu diye kendinize sorun.

18 Ekim 2017

NOT: Harita da Irak-KDP ve YNK’nin kendi rızalarıyla çekilip Irak devletine teslim ettiği Kürdistan toprakları gösterilmektedir.