Kendi Sömürgecisini Kurtarmak

576

Rojhat Badikî

Sömürgeci devlet ve Sömürge halklar arasında köklü kopuşu sağlayan tarihsel kırılma momentleri, Sömürge halkın özgürlük ve bağımsızlığa ulaşma sürecinde kritik bir öneme sahiptir. Sömürgeci devletlerin sömürgesini kaybetme korkusu, sömürge halka karşı yoğun bir baskı ve süreç içerisinde soykırım düzeyine ulaşıp sömürgeci ülkenin sömürge halkı yönetememe ve uluslararası alanda tecrit olma noktasına ve buradan siyasi, ekonomik politik iç kriz batağına doğru yol almasına neden olur.

Bu noktada ulusal bağımsızlık mücadelesini verme iddiasında olan politik güç ve önderliklerin sömürgeci devletin içine düştüğü iç kriz; ekonomik ve politik sorunlar, uluslararası alanda tecrit olmanın ürettiği sonuçları, diktatörlüğe doğru evirilme sürecini sömürgeci devletlerle köprüleri yıkmak ve bu tecriti derinleştirmek için daha çok dost kazanma diplomasisini uygulayarak, ulusal stratejik bir program doğrultusunda sömürgeci zincirleri kırmada başarılara imza atabilirler.

AKP iktidarı, IŞID desteği ve Kuzey Kürdistan’ da Kürdistan halkına karşı uyguladığı soykırım, ABD-AB ile olan çelişkileri başta Güneybatı Kürdistan olmak üzere sömürgecilik zincirinin Kürdistan’ ın dört parçasında kırılma şansının ortaya çıkmasına önemli bir zemin hazırlıyor. Erdoğan’ ın Osmanlı İmparatorluğunu diriltme hevesi ile diktatörlüğe doğru yol alması, Kürdistan halkının IŞID-İslam Devleti teröristlerine karşı destansı zaferleri; uluslararası arenada Kürdistan halkına aydınlığın karanlığa karşı savaşan kurtarıcı kahramanları olarak tarih sahnesine çıkma şansını sundu. Şengal jenosidi, Kobanê destanı ve Güney Kürdistan’ daki 1050 km uzunluktaki IŞID-İslami devleti ile olan savaş; ABD-AB olmak üzere, Kanada, Avustralya vs ülkelerin askeri, ekonomik, diplomatik  alanlarda destek vermek için yarışa  girmelerine neden oldu.

Kürdistan halkı ve savaşçılarının IŞID-İslam devleti “efsanesini”  yıkmalarının getirdiği avantajla Dünya halklarının süperstarı ve insanlığı kurtaran kahramanları olarak gönüllerinde taht kurmalarına yol açmalarına rağmen, PKK ve PDK; iç siyasi, ekonomik krizler içerisinde boğuşup Kürdistan halkının zaferleri karşısında uluslararası alanda tecrite doğru yol alan Türkiye’ yi kurtarmak için adeta yarışa girdiler.

PKK; bir yandan Kürd sorunu Türkiye’ nin “iç sorunudur, bağımsız Kürdistan devletine karşıyız deyip, diğer yandan “hendek ve TAK eylemleri “ ile Türk devletinin katliamlarına mazeret oluşturmasını beraberinde getirdi. Kürdistan devletini istemeyen, Kürt sorunu Türkiye’ nin iç sorunudur ve ısrarla ABD-AB’ nin Kürdistan sorununa müdahil olmasına karşı çıkan, dört parçanın kabul ettiği ve Kürtlerin tek ulus olma sembolleri Kürdistan bayrağı ve ulusal marşı red etmeleri, Öcalanın Türk devletinin resmi politikasını icra etme  rolüne soyunması  bağımsız Kürdistan yolunda önemli bir bariyer oluşturdu.

PDK; Kürdistan halkının IŞID-İslam devleti karşısında kazandığı zaferi, Türk devletinin IŞID’la olan bağı ve desteğinden dolayı tecrit olmasını adeta kırmak için özel çaba sarfederken, Güney Kürdistan’ da bağımsızlığın olmazsa olmazları olan ulusal kurumların kapılarına kilit vurarak, Güney Kurdistan’ da Kürdistani güçlerin ulusal stratejik bir program çerçevesinde Bağımsız Kürdistan’ a ulaşma fırsatını yok etme yolunu seçti. Dünyanın hiç bir sömürge ülkesinde bağımsızlık ajitasyon ve sloganlarla kazanılmamıştır. Bağımsızlığa gitmenin yöntemi açık ve nettir; ya barışçı yolla ya da savaş ve zorun gücü ile ulaşılır. Barışçı yolla bağımsızlığa ulaşma zemini uygunsa bunun yolu Ankara değil, Bağdat’ tır. Birinci yolu seçmenin koşulları yoksa ikinci yol kaçınılmaz. Her iki seçimin de kesiştiği yol; ulusal birlik ulusal program ve ulusal kurumların aktifleştirilmesi ve karar alma yeri olan Kurdistan Parlamentonun rolünü oynayarak alacağı bağımsızlık kararının uluslararası alanda meşruiyet kazanmasına vesile olacaktır. PDK, parlamentonun kapısına kilit vurarak Bağımsızlık söylemlerinin tersi yönde hareket ederek, tarihsel momenti heba etme zeminini oluşturuyor.

PDK’ nin Kurdistan parlamentosu ve Kürdistan hükümetini ekarte ederek Türk devleti ile partisel temelde geliştirdiği askeri, ekonomik, istihbari, siyasi…vs tutumlarla Güney Kurdistan’ ı Türk devletinin arka bahçesi, ikinci Kuzey Kıbrıs konumuna düşürmüştür. PDK’ nin Türk devletine kelepir fiyatına sattığı petrolün yanısıra Petrol Bakanı Aşti Hawrami’ nin Kürdistan petrol rafinerilerini, kuyularını tapusu ile satma teklifi, PDK-Türk devlet ilişkileri boyutunu net bir şekilde ortaya çıkarıyor. PDK; Türkiye’ ye verdiği petrol ve diplomatik destekle Türkiye’ nin ekonomik krizi aşmasında önemli bir şans sunmakta ve tecrit olma durumunu ortadan kaldırdığı gibi Kuzey ve Güneybatı Kürdistan’ da yaptığı katliamlara zemin sunmaktadır.

Özetle; AKP iktidarı; yaşadığı iç kriz ve uluslararası tecriti Kürdistan halkına bağımsızlığa ulaşma zeminini sunmasına rağmen Düşman kardeşler rolünü oynayan PKK-PDK, Türk devletinin yaşadığı sorunları aşması için farklı kulvarlarda yarış içerisine girmişlerdir. Oysa, Türk devletinin yaşadığı iç sorunlar, uluslararası tecriti, diktatörlüğe doğru yol alması, başta Kürdistan halkı olmak üzere PKK ve PDK’ nin Türkiye bağımlılığını koparma noktasında çok önemli bir fırsattır. ABD-AB ve İsrail’in Ortadoğu’da yeni müttefik arayışları ve Kürdistani liderlere ‘’iç sorunlarınızı çözün’’ mesajları, Kürdistani politik güçlerin bağımsız Kürdistan esprisi çerçevesinde ortak hareket etmeleri durumunda başta Türkiye ve İran olmak üzere diğer sömürgeci devletlerin, bağımsız Kürdistan’ı engelleme şansını ortadan kaldıracaktır.

Türk ve İran devletinin bağımsız Kürdistan’ ı katliamlarla engellemesi ve bu yöndeki girişimleri içte ulusal birliğin güçlenmesine, Kürdistan halkının dört parçada kenetlenmesine ve uluslararası alanda da Kürdistan halkına karşı güçlü bir desteğin oluşmasına yol açar. Türk ve İran devleti bu aşamada direkt olarak Güney ve Güneybatı Kürdistan’ a karşı şiddet kullanma yerine Kürdistanı güçleri özellikle PDK, PKK ve YNK kozlarını kullanıp bağımsız Kürdistan’ı engelleme planlarını uygulamaya sokmuşlardır. Türk ve İran devletleri PKK-YNK ve PDK’ ye dayanmadan, Ortadoğu sınırlarının yeniden belirlenme süreci ve bağımsız Kürdistan’ı engelleme şansları yoktur.

Yaşanan realite budur. Bu realitenin dillendirilmesi, tavır alınması ve eleştiri mekanizmalarının harekete geçirilmesi zorunludur.