Karar Zamanı; Ya Bağımsız Kürdistan Ya da Bağdat-Şam Yolu

1122

Rojhat Badikî

İslam Devleti-IŞID’ ın işgali altında bulunan Şengal’ın Kürdistan Pêşmergeleri, Şengal Savunma güçleri….vs tarafından özgürleştirildiği gün, Kürdistan’ın diğer bir ilçesi Xurmatu Heşdi Şaabi milislerinin saldırısına uğradı. Şengal özgürleştirilirken, Xurmatu Şii Türkmen-Arap milisleri tarafından işgal edilmek istendi. Yaşanan birkaç günlük savaşın ardından, Pêşmerge güçleri ve Heşdi Şaabi milisleri arasında geçici olarak ateşkes sağlanmışsa da, Heşdi Şaabi kurucuları Kürdistan’ a yönelikler tehditler savurmaktan da kaçınmıyorlar. Tel-Afer’ den Hemrin dağına kadar, Kerkuk’ın de dahil olduğu şeridi işgal tehditlerini savuruyorlar. Bilindiği gibi Tel-Afer’ den Hemrin’e uzanan şerit Kürdistan’ın Petrol ve Tarım olmak üzere yeraltı ve yerüstü kaynakları açısından Kürdistan’ın en zengin şerididir.

Heşdi Şaabi milislerinin, Xurmatu’ ya önem vermelerinin nedeni, Xurmatu’nun jeopolitik yönden kritik öneminden kaynaklanmaktadır. Xurmatu’ya sahip olan gücün, Başkent Hewler’ den, Hewci’ye, Kerkuk, Kifri ve Hemrin dağına doğru uzanan bölgeyi kontrol etme avantajına sahip olur. Şii Türkmen-Arap Heşdi Şaabi milislerinin Xurmatu’ya önem vermelerinin bir nedeni de budur. Onlar, IŞID sonrası sürece hazırlık yapıyorlar. IŞID savaşının sonlanmasına paralel olarak gelecekte Kürt-Şii çatışması kaçınılmaz, Heşdi Şaabi küçük çaplı çatışmalarla, Kürtlere karşı vekalet savaşı sürdürüyor.

Heşdi Şaabi Milislerinin kurucusu ve organizatörü Sömürgeci İran devletidir. Heşdi Şaabi milislerinin konumlanışları ve hareket alanları, Güney Kürdistan’ın güneyidir. Heşdi Şaabi milislerinin bir tehdit unsuru olarak Güney Kürdistan’ın güneyine konumlanması İran ve Türk devletinin, Kürdistan’ ın bağımsızlığını engellemenin ortak stratejisi ve bu yönde yapılan gizli bir antlaşmanın sonucudur.

Türkiye’ nin Güney Kürdistan’ a yönelik sessiz kalma politikalarının perde arkasındaki sır-gizem Güney Kürdistan’ın Petrol ve doğal gazını işgal ve talan etme güdüsünden kaynaklanmaktadır. Türkiye Güney Kürdistan’ı askeri alanda işgal etmenin imkansızlığını bildiğinden, bir yandan IŞID-Heşdi Şaabi gibi teröristlere destek sağlarken diğer yandan ekonomik alanda işgal-talan edip kendi ekonomisini güçlendirmek yolunu seçmiştır. Bağımlı bir ekonomik yapıya sahip yönetimlerin, siyasi, politik, askeri…vs alanlarda bağımsız hareket etmesi oldukça güçtür.

Türkiye, Güney Kürdistan’ la ekonomik ilişkilerini yoğunlaştırırken, Güneybatı ve Kuzey Kürdistan’ a yönelik militarist planlarını öne çıkarmıştır. Türkiye arka bahçesi Kuzey Kürdistan’ da adı konulmamış savaş yöntemlerini uygulayarak etkisiz kılmaya çalışmaktadır. Kuzey Kürdistan’ı yeniden işgal etme ve Kürdistan’ın ulusal bağımsızlık dinamizmini yok etmek için PKK-HDP türevleri ile ‘’ Türkiyelilik’’ çatısını Kürtlere dayatarak, Kuzey Kürdistan’ ı sorun olmaktan çıkarmak, güçlü bir şekilde uluslararası arenada yer almak istiyor.

Güneybatı Kürdistan’ da Türkiye’ nin temel hedefi Güneybatı Kürdistan’da ikinci bir Güney Kürdistan örneğinin yaşanmamasıdır. Hakkari’ den Akdeniz’e doğru uzanan bir hattın Kürtlerin eline geçmesi durumunda, Kuzey Kürdistan’ın özgürleşmesi sürecini hızlandıracağının bilinciyle hareket etmektedir. PKK-HDP’ nin tutumu ve bağımsızlıkçı bir çizgi-yapılanmanın olmayışı, Kuzey Kürdistan’ da Türkiye’ ye derin bir nefes almasına imkan verdiği kadar uluslararası alanda geniş bir manevra imkanı da sunmaktadır.
Türkiye, Kürdistan’ ın kuzeyinde işgalci konumuna yönelik ciddi bir yönelim olmayışının rahatlığı ile Uluslararası arenaya, özellikle Güneybatı Kürdistan- Suriye yönelik çok yönlü diplomatik girişimlerde bulunup bu alanda atağa geçmiştir.

Suriye ve Güneybatı Kürdistan’ ın geleceğine yönelik pazarlık masasında yer almak ve verilecek stratejik kararlarda söz sahibi olmak stratejisini izlemektedir. Askeri üsleri müttefik güçlere açması- IŞID’ ın tehdit unsuru olduğunu dillendirmeleri, Mit senaryoları ile Kürtlere karşı ‘’ bombalı intihar saldırılar düzenleyip, IŞID’e yüklemeleri…vs senaryolar, gözle görülen belirgin politik değişiklikleridir.

IŞID’ın Paris’in merkezinde intihar eylemlerini gerçekleştirmesi şüphesiz Fransızların, 11 Eylül’üdür. Fransa; Suriye’ de daha etkin bir rol alacak, AB’ yi de buna zorlayacaktır. ABD, Rusya, AB ve İran’ ın fiili olarak Suriye sahasına inmeleri ile şiddetli bir rekabetin yaşanacağı, bu rekabetin Suriye’ nin yeniden şekillenmesinde büyük bir etkisi olacağı açıktır. Farklı senaryolara sahip olan ABD-AB ile Rusya ve İran arasında Suriye’ nin geleceğine yönelik pazarlıkların nasıl sonuçlanacağı ve varılacak antlaşmanın Türkiye ve Güneybatı Kürdistan açısından olduğu kadar büyük Kürdistan’ın geleceği açısında da önemlidir. Türkiye, bütün gücü ile bu alana yüklenecektir, tek başlı bir iktidara sahip olması, karar almada kolaylaştırıcı olacaktır. Geçmişte, Türk kamuoyunun AKP hükümetini eleştirmesinin nedenlerinden biri, AKP Suriye politikalarında yanlış tutum takınmasından dolayıdır. Türk kamuoyunun sorunu Suriye’ de kimin iktidar olacağı değil, Kürtlerin kazanacağı kazanımlar ve bunun Kuzey Kürdistan’ a yanmasının ortaya çıkaracağı sonuçlardan kaygı duymaktadır.

Suriye’ de, Federal Irak örneği bir yapılanmanın oluşumu; Kürt-Sünni Arap ve Alevi Araplardan oluşacak 3 bölgeli federasyon ABD-AB-Rusya ve Kürtlerin istemlerine yanıt verecek en mantıklı seçenektır. Bu seçenek Türkiye- İran hesapları ile uyumlu bir statü değildir. Türkiye Süni Arapların etkin olacağı ve Kürt haklarının sıfırlanacağı bir yapılanma buna karşılık İran ise Alevi-Esad’ ın iktidarda olacağı ve Kürt ulusal haklarının sıfırlanacağı bir yönetimden yanadır. İran ve Türkiye, Kürt ulusal hakları konusunda yakınlaşırken, Yeni Suriye’ de kimlerin iktidar olacağı konusunda görüş ayrılığı içersindedirler. Buna rağmen Türkiye, Suriye’ de Kürt ulusal haklarının tanınmaması karşılığında geri adım atabilir. Esad iktidarlı bir yönetim ya da Sünni Arapların iktidar olacağı bir yönetimin, Kürt hakları konusunda büyük direnç içerisinde olacaklardır. Esad, Kürt haklarının tanınmayacağı konusunda ( Esad bu konuda halkın karar vereceğini belirtiyor. Arapların çoğunlukta olduğu Suriye’ de barışçıl ve demokratik yöntemlerle Kürt ulusal haklarının kabul görmesi bir hayaldir) ilk mesajını vermiştir.

Irak ve Suriye’ de IŞID’la yapılan savaşta karadaki en etkin güç Kürtler olmasına rağmen, pazarlık masasında, Kürtlerin etkin güç konumunda olmaması, Kürdistan ulusal davası açısından önemli bir açmazdır. Askeri alanda güçlü olanın, siyasi-diplomatik alanda da güçlü ve etkin olması gereklidir, bu tür ilişkilerde genel kural budur.

Kendi içinde bütünlüklü bir politikaya sahip olamayan Kürtlerin, Irak ve Suriye’ nin geleceğinde belirleyici güç olma şansları yoktur. IŞID’ a büyük darbeler vurmak onu geriletmek, Kürdistan ulusal davası açısından yeterli değildir. Bağdat üzeri-Bağdat izinli gelen silahların, ihtiyacın ortadan kalkması durumunda, kesilmesi büyük bir ihtimaldir.

Kürtler, askeri alanlardaki başarılarını Kürtlerin, İran ve Türkiye’ ye rağmen, bölgenin önemli aktörü olma şansı oldukça yüksektir. IŞID’ a karşı verilen savaşta, Kürtler öncellikli güç olup, savaş konumlanması ve savaş etkinliği ile Müttefik Güçler açısından Kürtler, Türkiye ve İran’ a göre daha öncellikli müttefik konumuna getirmiştir. IŞID savaşının uzaması, Savaş boyutunun Ortadoğu sınırlarını aşıp AB ve ABD ulaşması, Kürdistan ulusal davasına siyasi, askeri diplomatik.. vs alanlarda büyük imkanlar sunuyor. Kürdistan politik dünyası; ABD, AB, Rusya …vs ülkelerin, Pêşmerge’yi, övmesinin sebebi, IŞID’a karşı karada savaşan en etkin güç olmasıdır. Kürdistan önderliği, söylemlerini somutlaştırarak daha faklı talepleri, Bağımsız Kürdistan ilanına destek vermeleri şeklinde dayatmalıdırlar. Bağdat üzeri ve Bağdat’ın kontrol ve izniyle, Kürdistan Pêşmergelerine silah taşınması, başarısızlıktır.

Kısacası, IŞID’la savaşın uzaması ve bu savaşın Ortadoğu sınırlarını aşıp uluslararası alana yayılması, kesinlikle, Kürdistan ulusal davasının lehine olacaktır. Kürdistan Politik önderliği; Kürdistan Pêşmergelerinin, İslam Devleti-IŞID’ a karşı zaferlerden dolayı gelen övgü ve tebriklerin sarhoşluğundan uyanmalıdırlar. Başarıları, askeri, siyasi, politik ve diplomatik başarılara dönüştürerek, kalıcı ulusal kazanımlar kazanmak için harekete geçmelidirler. Övgü ve tebrikler, IŞID’ la verilen savaşla orantılıdır. IŞID’ın bertaraf edilmesi durumunda, daha önce de belirttiğim gibi Bağdat ve Şam yolu gösterilecektir. Bu açıdan bir an önce iç barış sağlanılıp ulusal stratejik plan ve programlar oluşturulmalıdır. Yoksa yarın; Kürdistan’ da ne başkanlık makamı kalır ne ulusal kurumlar nede demokrasi.

* Xurmatu adı Kürtçe olup ‘’ Tu ‘’ adından geliyor. O bölgenin dutları oldukça güzel, Araplar için Xurma nasıl bir sembolse Xurmatu da,Kürtler için  ‘’ Tu ‘’ da ulusal bir semboldur.