“IŞİD DEDİKLERİ KÜÇÜCÜK BİR ÖRGÜT”, PARİS’TE İŞİ NE!

566

M.MAMAŞ

Fransa’nın başkenti Paris’te Charlie Hebdo adlı mizah dergisinin otomatik silahlı dinci (dindarları tenzih ederek) teröristler tarafından basılarak dergi çalışanlarından ve karikatüristlerden 12 insanı katletmeleri, ardından aynı kişilerin bir marketi basarak 4 kişiyi öldürmeleri, Paris banliyölerinde bir kadın polisin benzer yöntemle öldürülmesi başta Fransa olmak üzere tüm modern değerlere sahip dünyayı sarstı.

Müteakip günlerde dinci-faşist Boko Haram örgütünün Nijerya’nın Baga adlı kasabasında 2 bin sivil insanı katletti. Çok kısa bir zaman önce aynı kafanın daha sert mermerlisi olan Talibancılar Pakistan’da bir ilkokulu basarak 143 öğrenciyi öldürerek onlarcasını da yaraladılar. Bütün dünyada İslamcı güçler tarafından buna benzer sayısız katliamlar işlenmekte, eşi-menendi olmayan hunharlıklarla insanlar boğazlanmakta, kafaları kesilmekte ve Kürt kadınlarına yaptıkları gibi insanların ırzını Musul ve Rakka’daki meydanlarda pazarlamaktadırlar. Böyle, insanın beyin korteksini çatlatan dile getirilemeyecek nice dehşet sahneleri…

İnsan İslam’dan tasfiye edildi. Zebanilerle ve bilumum cehennem haşeratıyla başbaşayız.

İslam referanslı dinci-faşist terörizm Lorenzo di Bonaventura’nın filmindeki  “Transformers”lar gibi beklenmedik biçimlerde ve yerlerde ortaya çıkarak “mahşerin tüm atlılarını” bir cehennemde birleştirdiğini anlatmaya çalışıyor.

İnsan, acılarını mizaha dönüştürmezse yaşayamaz ama mizaha da izin veryeceklerini  Charlie Hebdo dergisinde 12 kişiyi katlederek ispatlamaya çalışıyorlar.

Elbette bu “Transformers”ların Suudi, Katar, Ürdün ve benzeri Sünni tabanlı İslam ülkeleri gibi önemli sponsorları var. Hele 100 yıldır bütün ömrünü “muasır medeniyet seviyesine ulaşmak” için helak etmiş, NATO’nun besleme ordusuyla iftiharlı ve Avrupa Birliği’ne layık görülmediğinden komplekse girip, bu günlerde Başbakanlık Başdanışmanı Yiğit Bulut’un Godot’u çağırma kabilinden dillendirdiği, “Doğu’nun abisi” diyerek kalori değerlerini yükselttiği sevgili Türk Devletimiz de hatırı sayılır “Transformers” larının  işlevselliğini pek de sevmişe benziyor.

Güney (Başur) ve Güneybatı (Rojava) Kürdistan’da bunları başımıza musallat ederek azametini ispat gayretinde.

Bu aşk daha çok kan götürecek gibi…

Tabii,  “Doğu’nun abisi” Türk devletinin bu aşkı yeni değil. 1970’li yılların “Yeşil Kuşak” konseptinden, Akıncı, Milli Türk Talebe Birliklerinden de önce Teşkilatı Mahsusa’lardan süzülüp gelen bir uzun mazisi var. “Yeşil Kuşak” kara sancağa ve IŞİD’e dönüştü. Lazım olunca IŞİD’i  Elkaide’ye, Elkaide’yi El Nusra cephesine, icabı halinde onu Tevhid’e dönüştürmekte hem hamarat hem de marifetli.

Ne de olsa “Transformers”lerin tüm kodlarına vakıf.

Yeni-Osmanlıcılık hülyasıyla mesut Başbakan Ahmet Davutoğlu daha önce yapılan baskılar karşısında, “IŞİD dedikleri küçük, küçücük bir grup” diyordu. Sanki gariban babamı kandırmak için konuşuyordu. Dünya egemenlerini manipüle etmesi böyle kolaydı sanki. Ve sanki Fransa devlet başkanı F.Holland’ın Güney Kürdistan’ın Başkenti Hewler’i ziyaret ettiği gün Paris’teki katliamların yaşanması “Transformers”ların kendi politik dehalarının ürünü, öyle mi!

Ne de olsa herkesler “stratejik derinlik” konusuna Fransız!

Sykes-Picot’un evrak ömrü dolunca bölge gericiliğinin dinci gericiliği nasıl da bağrına bastığını ibretle görüyor ama şaşırmıyoruz.

Bütün dünyada infial yaratan bu katliamlar karşısında sevgili Türk Devleti’nin sempatik olmaya çalışan başbakanı vakarlı duruşundan taviz vermiyor, hiç mi hiç hem de! Hepimizi cehennemi kabuslarla dolduran bu vahşet karşısında O sakinliği ile örnek bir insan; barbarlıkla dahi izah edilmeyen bu konunun gayet hesaplı biçimini buldu: “İslamofobi”! Dünyayı bununla eleştiriyor.  Paris’e de bu dosya ile gittiğinizi ekranlardan duymuş durumdayız.

Bu barbarlıklar karşısında “fobi” ile idare edenler de varmış!

Tesadüfe bakın ki, Paris’teki bu katliam yine Paris’te Sakine Cansız,Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan adlı Kürdistanlı üç kadının Türk devleti tarafından katledilmesinin yıldönümüne yakın tarihte gerçekleştiriliyor.

Ne kadar Fransızız canımm!!

Fransa devletinin bu alçakça işlenen cinayeti açığa çıkartmaması ve gerekli diplomatik cezalandırımı yapmadığı için karşı tarafın cesaretlendiğini anlamıyoruz, kim bilir!

“Doğunun abisi” sevgili Türk Devleti, biliyorum aşk sorumluluk ister ve sen de bunu layıkıyla yerine getiriyorsun. Büyük devlet sorumluluğunu senden başka kim bilir!

Bak, Fransızların çok bildik harika bir şairleri var; Louis Aragon, tam bu konumuza uygun bir dizesi var;

“Mutlu aşk yoktur ”

Fransız kalmayasın diye, minnetle arz ederim…

10/01/2015