İŞBİRLİĞİ ve İŞBİRLİKÇİLİK

254

H.Hüseyin YILDIRIM

Kimi kişi ve çevrelerce işbirliğinin ne anlama geldiği kavranılmamıştır. Sanki çok kötü birşeymiş gibi algılanmaktadır. Bu doğru değildir. Ortak çıkarlar temelinde devletler, kurumlar, partiler, bireyler vs. işbirliği yaparlar. Ortaklaşırlar. Farklı güçler arasında işbirliği kaçınılmazdır. Bu düşman güçler olsa bile. Burada al gülüm-ver gülüm kuralı geçerlidir. Kuşkusuz bu konuda kimi az karlı, kimi daha karlı çıkar. Bu da güce bağlı bir sorundur. Mecburiyettir. Bundan kaçınılamaz. Bu mecburi hal anlaşılmayacak bir hal değildir, elbette…

Sorun burada değil. Eğer devletsen, hükümetsen, kurum ve parti isen temsil ettiğin milletin çıkarından öte muhatabının çıkarını savunmak ve kollamak durumuna düşmüşsen kötü olan budur.

Tartıştığımız özelde Kürd siyasal güçleri ile sömürgecilerimiz arasındaki ilişki biçimidir. Sorun irdelendiğinde bu alanda Kürdlerin bir çıkmaz içinde olduğu görülür. Bunun nedeni açığa çıkarılmazsa durum daha da vahim bir hal alır. Bu çıkmazı kendimce tartışıyorum. Söylenmesi ve sorgulanması gerekenlerdir, bunlar…

Kürdistan’ın işgal ettiği coğrafya hepimizin malumudur. Dört tarafımız sömürgeci devletler ile sarılıdır. Dünyaya açılan bir kapımız yok. Doğal olarak burada tercihinizin dışında bir ilişki durumu kendini dayatır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, bir parçadaki bir Kürd siyasal gücün bir başka Kürdistan parçasını egemenliğinde tutan sömürgeci devletlerle ilişki kurarken onun hakimiyeti altındaki Kürdlere zarar veren ilişkilerden kaçınmasıdır. Yine bu ilişkiyi kendi parçasındaki diğer siyasal güçlere karşı bir koz olarak kullanmaktan kaçınmaktır. Kaçınılmazsa ortak milli bir politika oluşturulamaz. Milli birlik kurulamaz. Bu da, sonuç olarak “kardeş kavgası“na yol açar. Tarihimiz bu çatışmalarla ve ağır tahribatlarıyla doludur. Bundan kaçınmak gerekir.

Yoksa her halükarda sömürgecilerle ilişki kurmak tercih değilse de reelde belli bir sınır içinde anlaşılabilecek bir durumdur. Onun sana, senin ona mecbur kaldığın bir hal! Onun elinde sana ve senin elinde ona yarayan mal varsa niye ticaret yapılmasın? Buna karşı çıkan zaten yok. Fakat diğer siyasal güçlerden gizli sömürgecilerle Kürd millet serveti hortumlanırsa buna karşı çıkmak da yurtseverlik görevidir. Örneğin Barzanilerin Türkiye ile yaptıkları 50 senelik petrol anlaşması, Kürdistan’ın güneyini Türk ordusunun üslenme alanına dönüştürmesi vs. gibi. Barzanilerin buna hakkı yoktur. İşgal ettikleri iktidarı ile bunu bugün yapıyorsa (ki yapıyor) karşı çıkmak gerekir. Bu milli bir meseledir. Sadece Barzanileri ilgilendiren bir mesele değildir. Kuşkusuz Barzaniler, Kürd milletinin bir parçasıdır ama kendisi değildir. Toplumdan aldıkları destek oranında yönetim dahil her alanda kendini yaşatma hakkına sahiptir ama „ya ben ya hiçbir şey“ dayatmasında bulunmaya hakkı yoktur. Bugün dayattığı gibi devam ederse Kürd milleti kaybeder. Barzaniler de kaybeder.

Kimilerinin yaşanan vehameti görmediği, anlamadığı veya anlayıp da dile getirmeyi kendince sebeplere bağlaması doğru değildir. Hele burada „düşmanlık“ yaptığıma hükmetme sonucuna varmalarını, yaşanan olumsuzluğa bilerek veya bilmeyerek destekleyici durumuna düştüklerini belirtip geçeyim.

Bağımsızlığa en yakın parça ülkemizin Güney parçasıdır. Hepimiz bu konuda hemfikiriz. Fakat orada olan siyasal güçler bir türlü milli bir mutabakat sağlayamıyorlar. Milli bir politika, milli birlik oluşturamıyorlar. Dış güçlere karşı ortak bir politika ile çıkamıyorlar. Bundan öte her bir güç bir veya daha fazla sömürgecilerimizle derinlemesine bir ittifak geliştirmeyi politika edinmiş bulunuyorlar. Parti çıkarlarını millet çıkarlarından üstün tutuyorlar. Bu da devletleşmenin önünü kapatmış bulunuyor.

Hata dediğim, teşhir ettiğim politika budur. Dün “Cevaplanması Gereken Sorular“ başlığı altında bir paylaşım yaptım. Sorular sordum (Sorular aşağıdadır). Sorularda dile getirilenler işbirliği değildir. Kürd millet çıkarı yerine Irak-KDP ve TC devletinin çıkarını savunmanın kendisidir. İşbirlikçiliktir. Irak-KDP bunu siyasal yaşamı boyunca hep yapmıştır. Kürd milli güçleri ile milli ittifak yerine sömürgecilerimizle “stratejik müttefiklik“ kurmuş ve bu politika ile diğer Kürd siyasal güçlerine karşı kendini yaşatmıştır.

1967-1968 yılında İran Şahı, 1979 yılında İran Molla rejimi, 1996 yılında Saddam Hüseyin Irak’ı ve düzenli olarak Türkiye ile bu kirli ilişki içinde olmuştur. Bugün de Türkiye ile bu kirli ilişkiyi en üst düzeyde sürdürmektedir. Yok diyen olabilir. O zaman “Cevaplanması Gereken Sorular“a cevap verin.

Bu ilişki türü kirlidir ve işbirlikçiliktir. Çünkü Kürd millet çıkarlarına hizmet etmiyor.

Bu tür işbirlikçilik kabullenilemez. Fakat her işbirliği kötü değildir. Saddam Hüseyin Irak’ına karşı Güneyli Kürdlerin ABD ile ilişkisi gibi. Bugün Kürdistan’ın Güneybatı (Rojava)da PYD/YPG ilişkisi gibi. Bu tür ilişkiler olumludur. Kürd millet çıkarlarına uygundur.

Milli çıkara hizmet eden zorunlu işbirliğine evet ama millet çıkarlarını tahrip eden ve bunun yerine kendi parti çıkarını ikame edip sömürgeci güçlerle kurulan “stratejik müttefik“liğe hayır. Ticari zorunluluklar siyasi ve askeri ittifaklanmaya dönüşmemeliydi. Bu konudaki ölçüler KDP tarafından alt-üst edilmiştir. Bunu her yurtsever reddetmelidir ve eleştirmelidir. Konu bu kadar yalındır. Kimsenin başka bir yere çekmeye hakkı yoktur…

Sorular;

1-Barzanilerin ikide bir “Türklerle kardeşiz, dostuz, stratejik müttefikiz,“ retoriğinin ne anlama geldiği açıklamalarına ne diyorsunuz?

2-Barzaniler Türk ordusunu Güney’e niye taşımışlar, buna ne diyorsunuz?

3-Barzanilerin hakim olduğu alanda her köşe başında MİT bürolarına niye müsaade ettiği biliniyor, buna ne diyorsunuz?

4-Parlamento’dan bile gizli 50 senelik yapılan petrol anlaşmasına ne diyorsunuz?

5-Kürdistan’ın Güneyi’nin ekonomisini Türklere teslim etmesine ne diyorsunuz?

6-İŞID Musul’a daha saldırmadan Neçirvan Barzani, Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu telefon ile arayarak, “İstiyorsanız Musul’daki Konsolusluğunuzu koruyabiliriz“ derken, madem güçleri var idiyse Ezidileri korumadığına ne diyorsunuz?

7-Yine Mesud ve Neçirvan Barzani’nin “Türkiye İŞID’ı desteklemedi. Bu iddiada bulunanların kanıtı nerede? Türkiye olmasaydı Hewler çoktan düşmüştü,“ söylemine ne diyorsunuz?

8-Kürd millet katili Türk ordusunun peşmergeye eğitim vermesine ne diyorsunuz?

9-Neçirvan Barzani’nin Çanakkale şenliğine katılmasına ne diyorsunuz?

10-Yine Neçirvan Barzani’nin Türk devleti ile bütünleşmiş Koç ailesininin taziyesine arz-ı endam etmesine ne diyorsunuz?

11-Ankara’da Türk ordusuna bombalı saldırı sonrası birçok Türk subayın ölümü olayından sonra Barzanilerin, “Bunu kendimize yapılmış sayıyoruz“ demelerine ne diyorsunuz?

12-Kuzeyde 11 kent 10 bin insanla katledilirken bunu TC nezdinde protesto etmemesi bir yana o sıra AKP Kongresine katılmaya ne diyorsunuz? Vs. vs. vs.

Bu ve benzeri kirli ilişkiler işbirlikçilik değilse, peki işbirlikçilik nedir?
Küfürsüz, hakaretsiz, tehditsiz cevap verecek bir babayiğt veya anayiğit istiyorum

Söz hakkı sizde.
Buyurun!

30 Temmuz 2017