HEWLER İKTİDARI DERHAL İSTİFA ETMELİDİR!

174

Hasan H. Yıldırım

Kürd siyaseti ABD’nin 21. Yüzyıl projesi olan GOP’u anlamadı. Ona göre bir politika oluşturamadı. Yaşanan sıkıntılarda buradan kaynaklandı. Eğer GOP anlaşılsaydı ve buna uygun bir politika izlenilseydi Kürdler bu trajedileri yaşamayacaktı. ABD 1. Körfez savaşıyla Kürdlere devletleşme yolunu açtı. Kürdistan’ı kendi aralarında bölen İran, Irak, Suriye ve Türkiye’ye karşı değişik boyutta savaş açtı. Kürdleri müttefik ilan etti. Önemli mevzilere de taşıdı ama Güneyli siyasi güçler bunu kullanamadı. ABD politikalarına uygun bir politika izlemekten öte sömürgecilerle kirli ilişkiler geliştirdi. Algı şuydu: “ABD bölge yabancısıdır, bir gün çekip gidecektir, Türkler, Farslar, Araplar yerli halklardır, onlarla iyi geçinmek gerekir,” politikasını yürüttüler. Oysa bu milletlerin ezeli Kürd düşmanları idi bunu görmek istemediler. Hatta bu azılı Kürd düşmanların şahsında “kardeşlik, dostluk, stratejik müttefiklik” keşfettiler. Bu da yetmedi onların istihbaratını, ordusunu ve iş adamlarını Kürdistan’ın Güneyi’ne taşıdılar. Kürd millet servetini birlikte hortumladılar. Bu politika ile Kürd milli politikası ve birliğini boşa çıkardılar. ABD’nin politikalarını bu düşman güçlerle birlikte baltaladırlar. Bu durum referandum sonrası Kürdlere ağır bir bedel ödemesine yol açtı.

Oysa ABD, kendilerini iktidar yaptı. Federasyon statüsüne kadar işi vardırdı. Bunun bir adım ötesi bağımsızlıktı. Irak-KDP ve YNK milli bir politika izleselerdi Kürdler şimdi bağımsız devlet olurlardı. Bu şansı bireysel, ailesel, partisel ve bölgesel çıkarları sonucu teptiler. Bunun yerine milli bir politika ve milli birlik oluştursaydılar şu an yaşanan kaos olmayacağı gibi hem halkımız, hem bölge devletleri ve hem de uluslararası güçler tarafından ciddiye alınırlardı. Fakat izledikleri yanlış politikalar sonucu gelinen aşamada kimse tarafından ciddiye alınmamaktadır. Soyguncu ve aile hanedanlığı olarak kabul görmektedirler. Bundan öte Hewler İktidarı’nın meşruiyeti tartışma konusu haline gelmiştir.

Hewler İktidar sahipleri bu politikalarıyla milyarder olurken içte ve dışa kendine dost bırakmadı. Dünyadan izole oldu. Uluslararası güçler tarafından üzerleri çizildi. Halkımız tarafından soyguncu sistem olarak kabul gördü. Şu an sahaya inmesinin nedeni de budur.

Bu durum kimileri tarafından bilerek veya bilmeyerek yanlış algılandı. Hewler İktidarı’na hak etmediği bir misyon yüklenildi. Milletin ağzında “Demokrasinin kalesi Kürdistan bölgesi“(!) düşmüyor. Gerçekten böyle midir? Ezbere konuşanlar dışında durumun böyle olmadığını herkes bilir. Bunun en basit örneği: Güneyde hükümeti kurma 1992 yılından bu yana Irak-KDP ile YNK arasında karşılıklı tavizlerle oluşturulur. Neçirvan Barzani seçimlere katılmaz. Ama seçimlerden önce Başbakan olacağı kararı verilir. O koltuğa oturduktan sonra da bildiğim bildik yasa tanımaz bir icraatın sahibi olur. Kimseye hesap vermez. Parlamento, hükümeti takmaz. İçte olduğu gibi dışa karşıda aile fertleriyle birlikte tek yanlı kararlar verilir ve uygulanır. Hesap soranlar üzerine de militarizmi sürerler. Keyifleri istediğinde parlamentoyu bile tek taraflı işlevsizleştirirler. İşte güneyin “demokrasi kalesi“ hikayesi.

Bu hikaye gereği Barzani ve Talabani aileleri başta olmak üzere Irak-KDP ve YNK baronları milyarder olurken halk açlık ve sefalete sürüklendi. Kürd Millet serveti İran ve Türkiye ile birlikte hortumlandı. Ülkeye giren para nereye gittiğini ne hükümet üyeleri ve parlamento biliyor. Gelen paralar bu aile ve çevresindeki yetkili sorumluların yurtdışındaki banka hesaplarına yatırıldığı herkes tarafından kabul görülüyor.

Ülkede yatırama yönelik hiçbir girişim olmadı. Ama bol bol milyarlık villalar dikildi. Villa sahipleri kiminki daha modern tartışması yaparken halk çöplüklerde kırıntıya muhtaç hale sokuldu. Öyle bir duruma düşürüldü ki mevcut soygun sistemine karşı ayaklandı. Haklıdır ve demokratik bir eylemdir. Bunu iktidarlarının sonu olduğunu gören Irak-KDP ve YNK halkın üzerine silahla gitti. Ölüm ve yaralanma dahil birçok insanı zindanlara doldurdu. Oysa aynı partiler Irak ordusu ve Haşti Şabi Kürdistan’a saldırıp Kürdistan’ın %40-50 topraklarını işgal ettiğinde tek bir kurşun atmadıkarı gibi sırra kadem Hewler’e kaçtı.

Şimdi burada özelikle durumu kavramayan veya kavrayıpta gerçeği ifade etme işine gelmeyen kimi Kuzeyli sözde aydın ve siyasi çevreler bu durum karşısında halk hareketi karşıtı ama iktidar yalakalığını politika izlemektedirler. Mide bulandırıcıdır. Kimide hem nalına, hem mığına vurup “o da haklı, bu da haklı“ deyip bukelemunları oynuyor.

Hayır beyler! “O da haklı, bu da haklı,“ tutumu doğru değildir. Ya iktidarın 1992 yılından beri izledikleri politikaları onaylarsınız ki o zaman halk hareketini tıpkı iktidar sahipleri gibi “dış mihrak parmağı“na bağlarsınız, ya da izlenen politikalar yanlıştır der halkın tepkisini onaylarsınız. Durum bu kadar açık. Orta bir yol yoktur. Çünkü orta yol iktidarın suç dosyasını onaylamak olur.

Bizden de bunu beklemektedirler. Biz bunu Hewler İktidar yalakalığı sayıyoruz. Bu bizim işimiz olmaz. Hırsızları, hortumcuları, yasa tanımazları, diktatörleri savunmayı ret ediyoruz. Bunun tersini yapanları da yadırgıyoruz. Çünkü 1992 yılından bu yana Hewler İktidarı’nı ele geçirenler devlet adamı olmanın gereğini değil, mafya çeteleri gibi iş gördüler. İktidar olmalarının üzerinde 26 sene geçmesine karşın bir anayasa bile oluşturmadılar. Var olan ceza yasaları Saddam Hüseyin döneminde kalan yasalardır. İsteyen isteyeni öldürebiliyor. İsteyen eşini, kızkardeşini, annesini ve kan bağıyla bağlı olduğu bir kadını öldürebiliyor. Kimse de sen niye öldürdün diyemiyor.

26 senelik iktidar dönemlerinde bir bütçeleri bile yok. Ülkeye tirilyon dolar girdi ama nereye gitti Irak-KDP ve YNK baronları dışında bilen yok. Keyfi bir uygulama var. Bu partiler keyfi istediklerine maaş veriyorlar, istemedikleri zaman kesiyorlar. Devlet aklı yok. Aşiret aklı hakim. Ağalar ve maraba ilişkisi ile mevcut sistem sürüyor. Bu nedenledir ki devleti devlet yapan tek bir kurum inşa edilmedi. Çünkü inşa edilirse yasaya bağlanır. Bu da ne Irak-KDP, ne de YNK’nin işine geliyor. Onlar devlet adamını değil, kendilerine maaşla bağlı memur istiyorlar. Bu nedenle Güney devletleşemedi. Bunun suçlusu şimdi ABD mi, Bağdat Hükümeti mi, Veya şu, bu güç mü? Veya bu durumu deşifre ettiğimiz için biz miyiz? Hiçbirisi değil. Bunun tek bir suçlusu var. Hewler İktidarıdır. Bir de onlara toz kondurmayan yalaka kesimlerdir.

Hewler İktidarı’nın meşruiyeti kalmamıştır. Bir an önce istifa etmelidir. Yerine geniş tabanlı milli bir uzlaşı hükümeti kurulmalıdır. Bunun dışında mevcut kargaşanın aşılması mümkün değildir. Ki mevcut Hewler Hükümeti tek başına mevcut krizi atlatmaya ne gücü ve ne de isteği vardır. İstedikleri tek şey her şeyin eskisi gibi Irak-KDP ve YNK’nin soygun sisteminin devam edilmesidir. Halkta bunu artık kabullenmiyor. Son ayaklanmalarla bu açığa çıkmıştır. Çıkış yolu ortaya çıkmıştır. Çare Hewler Hükümeti’nin derhal istifa etmesidir. Onun yerine geniş tabanlı milli bir hükümetin kurulmasıdır.

Bakınız! Kürdistan’ın Güneyi’nde siyasi, ekonomik, askeri, toplumsal sorunlar mevcut Hewler Hükümeti ile aşılamaz. Çünkü bu sorunlar izlenen politikaların sonucudur. Bu konu da izlenen politikalarında bir değişmede yoktur. Mevcut soygun sistemini devam politikası devam ettirilmek istenmektedir. Bu da sorunların çözümünü bir yana daha da içinde çıkılmaz bir hale sokar. Halk bunu görüyor ve itirazı bunadır. Buradan hareketle Hewler İktidarı’ın istifasını istemektedir. Hewler İktidarı bunu yapma niyetinde olmadığını her vesileyle yaptırımlarıyla ispatlamaktadır. Halkın üzerine kurşun yağdırmaktadır. Bu tutum diktatörlerin genel yönetim tarzıdır. Hewler İktidar sahiplerinin kendi isteğiyle iktidarı bırakmayacakları anlaşılıyor. O zaman halk hareketi daha da yükselir. Ortaya bu hareket ya kanla tasfiye edilir, ya da halk Hewler’e yürür iktidara el koyar. Güneydeki gelişmeler buna işaret etmektedir. Gönlümüz halkımızın Hewler İktidarı’nı devirmesinden yanadır. Halkçı, millici bir iktidarın oluşumundan yanadır.

23 Aralık 2017