HERŞEYİN BİR ZAMANLAMASI VARDIR!

697

H.Hüseyin Yıldırım

Suriye’de ABD ve Rusya’nın birçok konuda anlaştıklarını biliyoruz artık.

Anlaştıkları konulardan biri Kürdistan’ın Güneybatısı Kürdlerine (Rojava) bir statüko sağlayacakları ve bu konuda PYD/YPG’yi muhatap aldıkları, kanatları altına aldıkları, koruduklarıdır.

Aleni bir himaye durumu sözkonusudur.

Askeri alanda güçlü destek sundukları, bunu açıkça deklare ettikleri ve daha da açıkçası YPG’nin bir ABD Kolordusu gibi tahkim edildiğidir.

Fakat aklıma yatmayan ve uzun süredir cevabını aradığım bir soru vardı. ABD ve Rusya’nın desteğini alan PYD/YPG’nin niçin Cenevre Konferanslarına çağrılmadığı sorusu aklımı kurcalamaktaydı.

Bunu zaman zaman arkadaşlarımla konuştuğumuzda da bunun birçok nedenin yanı sıra yukarıda bu iş nasıl dönüyor sorusu yerli yerine oturmuyordu bir türlü…

Konuyu bir bilene sorduk.

Cevabı kısa ve net oldu. “Henüz zamanı değil, o zaman da gelecek“ dedi demesine ama sorumuzun tam cevabı bu değildi. Biraz daha açık konuşmaya teşvik ettik. Söyledikleri kısaca şunlar;

PYD/YPG askeri olarak şu an Ortadoğu’da en disiplinli, organizeli, savaş gücü en yüksek olan bir yapıdır. Bu durumu hem ABD ve hem de Rusya tarafından kabul görüyor. Suriye’de sadece Kürdleri değil, bir bütün olarak tüm kesimleri cihadistlere karşı savunuyor. Seküler ve modern bir yapı. Bu, güven veriyor. Fakat bunlar onu şimdi Cenevre Konferansına çağırmaya yetmiyor. Çünkü yeni bir güç. Siyasi olarak henüz istenen düzeyde kıvama getirilmiş bir güç değildir. Fakat bu konuda eğitiliyorlar. Güven duyulacak bir kıvama getirilmeye çalışılıyor. Bu da başarılacaktır ve tüm dünyayı buna inandıracaklardır.

Bu, işin bir boyutu.

ABD ve Rusya’nın Orta Doğu’da ilgilendikleri konu sadece Kürdler değildir. Onlardan çok önce derin ilişkileri olan sınırsız devletler vardır. Bu devletlerin Kürdlere karşı tutumları biliniyor. Bunları ürkütmemek için yeni olan bu yapıyı birden bire onlarla aynı masaya getirmek işlerine gelmiyor. Fakat zamanı gelince onu da masaya getirecekler.

Bu, kuşkusuz yıllara sarkmayacaktır. Bugüne kadar askeri hamleleri ile PYD/YPG rüştünü ispatladı. Daha da ispatlayacak. Dikkat ederseniz tüm operasyonlarda öncü güç rolü onlara verilmiş durumda. Başka şansları da yok. Buradaki başarı onların hanesine yazılıyor. Ve o onları Suriye’de kaale alınacak güç haline getirecektir. Bu durumda masaya çağrıldığında kimsenin elinde buna itiraz etme kozları da olmayacaktır. Masaya geldiğinde de rüştünü ispatlamış PYD/YPG Kürdistan’ın Güneybatısı’nda Kürd otoritesini kuracaktır. Bunun ismi federasyon mu olur, bağımsızlık mı olur tercihi ortadadır.

Aslına bakılırsa ABD’nin kestirmeden hedefi Güney ile Güneybatıyı birleştirmekti ama her iki parçanın politik güçlerinin olumsuz tavırları ve aralarındaki iktidar kavgası bu planı uygulamaya koyma sürecini geciktirdiği gibi zorlaştırmış da. Fakat bu plandan vazgeçilmiş değildir. Sonuçta bu plan uygulanmaya çalışılacak. Bunun sancısız olması için Kürd politik güçlerinin tutumlarını gözden geçirmesi gerekiyor. Anlaşırlarsa, Batı planı uygulamada bir engele takılmaz.

Bu arada dedi ki, YNK’nin Kerkük hamlesi ABD planıydı. Arap ve Türklere verilen bir mesajdı.”

Bunu sakın 1 Nisan şakasına yorumlamayın.

Durum kısaca budur…

Haydi hayırlısı…

1 Nisan 2017