Günümüzde Tek Liderin Hakimiyet ve Kurtarıcılık Rolü Bitmiştir

907

Rojhat Badikî

Bazen, Alman Medyatör Bayan Maybrit İllner’ in Alman- ZDF’de  yayınlanan tartışma programlarını izlerim. Maybrit İllner’in bu haftaki ‘’ Wer stoppt Krieg und Flucht ‘’ tartışma programının konuklarından birisi de Alman Savunma Bakanı Ursulla Von der Leyen’ di. Tartışma programın ana maddesi, ‘’ Kim, Savaş ve Kaçısı Durduracak ’’ olunca Kurdistan halkının posizyonun ele alınıp tartışılmaması düşünülemezdi.

İçinden geçtiğimiz süreçte ‘’ Ortadoğu, IŞID ve Savaş ‘’ denilince; öne çıkan şey şüphesiz, Dönemimizin Türkiye destekli en barbar – vahşet örgütü İslam Devleti-IŞID’ ı durduran Peşmerge ve Şervan’ ların yiğitlik ve kahramanlıkları akla gelir. Güney Kurdistan ve Pêşmerge cephelerini ziyaret eden Bayan Ursulla Von Der Layen, Kürtler, Peşmerge ve Şervan’ların pozisyonunu anlatırken ‘’ Gözlerinin  ışıldaması- Erdoğan ve Türkiye denilince kaşlarını çatması ‘’ insana, tarif edilmez bir duygu veriyordu. Almanya gibi Avrupa’ nın temel motoru olan bir gücün Savunma Bakanının Kurdistan ve Kürt halkına sempati duyması, oldukça olumludur. Tartışmaya katılan Atlantik Konsey Başkanı Fred Kempe’ nin Kurdistan halkını ‘’ Helden-Kahraman-Yiğit ‘’ olarak adlandırması bir gerçekliğin ifadesidir; “Düşmanlarına Boyun Eğmeyen Yiğitler ‘’

Bu tartışma proramında öne çıkan diğer önemli gelişme ise Türkiye- Erdoğan’ ın, Dünya devlerine ya biz Türkler ya Kürtler  tercihini dayatmasının bariz bir şekilde ortaya çıkmasıydı. Gerçi Erdoğan’ ın Obama’ dan başlayarak Batı’ ya tehdit ve blöfü haftalardır tartışılıyor. Türkiye ve Erdoğan; Kurdistan halkının, Kurdistan Pêşmerge ve Şervanlarının karada IŞID’ ı yenilgiye uğratan tek güç olarak tanımlanmaları, müttefik seçmeleri, Türkiye-Erdoğan’ ın sinirlerini bozuyor. IŞIDvari yöntemlerle Kurdistan’ ın kuzeyinde köylerimize, şehir ve sokaklarımıza saldırıp bebeklerimizi-genç yaşlı insanlarımızı katletmeleri-yakmaları, katledilen  genç kızlarımızın bedenlerini  teşhir etmelerinin önemli bir nedeni de budur.

Dünyanın Kurdistan halkına karşı sevgi ve sempatisi yükseldikçe Türkiye’ nin Kurdistan halkına karşı düşmanlık ve derin kini daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. ( Bu noktada’’ Güney Kurdistan Yönetiminin Türkiye’ yi Stratejik Ortak belirlemesinin tarihsel stratejik bir hata olduğunu ve Kürtlerin bunun bedellerini oldukça ağır ödeyeceğini belirteyim. Kurdistan’ ın kuzeyinde diriltilmeye çalışılan ‘’ Ortak Vatan Türkiyecilerin tutumu da bu kategoridedir.)

Başta ABD, Almanya ve diğer ülkelerin Türkiye’ nin ya biz ya Kürtler tehdidine boyun eğmemelerini, IŞID’ la savaş boyutu içinde ele almak gerekir. Nihayetinde, Türkiye NATO üyesidir, IŞID’ la savaş süreci ortadan kalkarsa, pozisyonlar değişebilir. Kurdistan politik dünyasının yaşadığı kısır döngü, çıkar çelişki-çatışmaları, Kurdistan’ ın Güneyindeki kaos ortamının, süper güçlerin de masalarında bir not olarak tutulduğunu unutmamak gerekir. Nitekim, ABD ve diğer ülkeler, özellikle Kurdistan’ ın güneyinde yaşanan kaos ve keyfi uygulamalar-yasaların ihlali, rüşvet, ulusal kurumların ifliç edilmesine dair defalarca rahatsızlıklarını kamuoyuna açıkladılar, sorunlara bir çözüm bulunması için arabulucuk girişimlerinde bulundular.

Herkesin hemfikir olduğu, Kurdistan Ulusal Bağımsızlığı açısından ‘’ Derfetê Zêrîn ‘’ Sürecini yaşıyoruz. Bazı kesimlerin dile getirdiği ‘’ Türkiye Güney Kurdistan’ ın nefes borusudur ‘’ tezlerinin, Türkiye-Erdoğan’ ın gerek içte ve gerekse uluslararası alanda Kurdistan halkına karşı açtığı siyasi, ekonomik, politik ve askeri…vs alanda açtığı savaşla tarihe gömülmüştür. Bırakın nefes borusu, düşman belirlemesinde 1. sıraya konulması gereken bir konuma gelmiştir.

Neden Türkiye Kurdistan halkının nefes borusu olarak lanse ediliyor?

Elbette bunun birçok nedenleri olmakla birlikte, en büyük etmen, Kurdistan politik dünyasının ‘’Ulusal Bağımsızlık Stratejisine ‘’ sahip olmayışından kaynaklanıyor. Kurdistan’ nın 4 parçasında, Kürt politik dünyasının asgari müştereklerde birleşeceği ya da ortak hareket edeceği bir programlarının olmayış ‘’ Sömürgeci Güçlere; Dost-Müttefik anlayışı ile yaklaşılması ve Sömürgeci Güçlerle olan siyasi-ekonomik, diplomatik ilişkilerini rakiplerine karşı bir koz olarak kullanmasının etkileri yoğundur. Maalesef Kurdistan’ ın Güneyinde yaşanan ilişki ve kriz bu eksendedir. Güney Kurdistan’ ın içinde bulunduğu ortamda ‘’ Bağımsız Kurdistan ‘’ çıkmaz. Bu açıdan, Güney Kurdistan’ a ilişkin söylenilen ezberlenmiş klasik ajitasyon ve propagandalar kırılmak zorundadır.

Geçmişte yaşanılan onca deneyimlere rağmen halen eski tarz ilişkilerin yaşanılması doğal olarak şu sorunu gündeme getiriyor; Kurdistan çıkarları mı yoksa birey parti çıkarları mı öncellikli olmalıdır?

Bu noktada, Kurdistan’ da bir düşünce kırılmasının yaşanması zorunlu ve kaçınılmazdır.

Kurdistan’ da derfetên Zerînin yaşandığı süreçte, Kurdistan’ da Kurdistan ulusal mücadelesini bir çatı altında toparlama öngürüsüne sahip yetenekli bir lider-parti varlığına sahip değiliz. Kurdistan’ ın güney’in de yaşanan olaylar –Türkiye İran ilişkileri ele alındığında Kurdistan’ da krizi yönetecek ne bir lider ne de bu doğrulta olan bir partinin olmadığı gerçekliğini belirgin bir şekilde gözler önüne seriyor. Pêşmerge ve Şervan’ ların göstermiş oldukları kahramanlık da bu gerçekliği değiştirmiyor. Kobani ve Şengal olayları, Pêşmerge ve Şervan’ ların gösterdiği kahramanlıkların da bir sınırı olduğunu ortaya koyuyor.

Kuzey Kurdistan’ ın TC tarafından planlı-programlı bir soykırıma tabi tutulduğu bir süreçte, Güney Kurdistan’ lı liderlerin Ankara’ da boy göstermeleri, Erdoğan’la basına poz vermeleri iyi bir görüntü değildir. Dünya Erdoğan’ dan kurtulmaya çalışıyor, Türkiye’ nin IŞID’ la ilişkisinden dolayı soğuk yaklaştığı bir dönemde, Kürtlerin, Türkiye’ yi nefes Borusu olarak göstermesi, Türkiye’ nin lehine bir pozisyondur.

Tüm bunlar, ittifaksızlık ve ortak ulusal stratejik bir plana sahip olmayıştan kaynaklanıyor. Kuzey’ın gerileyişine rağmen Güneybatı Kurdistan ve Güney Kurdistan, Tüm Kürtlerin nefes borusu konumuna gelmiştir. Burada yapılması gereken, Türkiye ile olan ilişkilere bir sınır çizmek ve Güney Kurdistan-Güney Batı Kurdistan arasında nasıl bir koordinasyonun oluşturulacağı ve uluslararası alana yansımasının olması gereği üzerinde durulmasıdır. Konum ve posizyon itibari ile Hewlêr-Güney Kurdistan bunun için en uygun yerdir. Güney Kurdistan’ ın Başkenti Hewler’ de uzmanlardan oluşturulacak bir ulusal stratejik plan doğrultusunda kurulacak koordinasyon komitesi-kurulu ile ulusal ve uluslararası alanda zafere gidecek kilidi açacak poziyona gelebilir.

Günümüzde tek liderin hakimiyet ve kurtarıcılık rolü bitmiştir. Dönemimiz ulusal kollektivizm- konunun uzmanlardından oluşturulacak tink-tankların çalışma dönemidir.

Kürtler, Lider ve Partileri aşmak zorundadırlar.

Unutulmaması gereken diğer önemli bir nokta: Sonsuz Derfetên Zerîn diye bir olayın olmadığıdır. Kürtlerin derfetên zerîn olayı ” IŞID” tır. Pazarlıkların başladığı süreçte; kara savaşında en önemli aktör olan Kürtlerin pazarlık masalarının asli aktörleri olmaması olumsuz bir veridir.

Rojhat Badikî