Güney Kürdistan’ın İç Koşulları Bağımsız Kürdistan İçin Uygun Mu?

775

Rojhat Badikî

Bağımsız Kürdistan’ın Mesud Barzani tarafından ilan edileceği tartışmaları, Kürdistan’ın kuzeyinde bir hayli yoğunlaşmış bulunmaktadır. Kürdistan gibi dört tarafı düşman güçleri ile çevrilmiş bir sömürgenin, bağımsızlık sorununun bir kişi ya da partinin sorunu olmadığı da açıktır. Sömürge ülkede yaşayan tüm kişi, parti, sınıf ve katmanların ortak sorunu olduğu, askeri-siyasi-politik- diplomatik…vs alanlarda ulusal kurum ve kuruluşlarını birleştirmiş, lider ve partilerin birleşik ulusal bir deklarasyonla kendi en yüksek organında (parlamento )ilan etmesi ile bu yönde adım atabileceği de bilinen bir gerçekliktir.

Kürdistan’ın bağımsızlığının ilan edilmesinin  iç ve dış koşulların olgunlaşması ve buna zemin sağlaması gerektiği de bilinen bir gerçekliktir. Kürdistan politik arenasında sık sık tartışılan ‘’dış koşulların‘’ birtakım farklı düşüncelere rağmen olgunlaştığı ve dış ülke başkentlerinin Kürdistan’ın bağımsızlığına olumlu yaklaştığı günümüzde, destekleyici bir pozisyona yönelmesi, Kürdistan’ın bağımsızlığı önündeki risk sıfır derecesinde olmasa da önemli bir tehlike arz etmemektedir.

Sömürgeci devletler; Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ nin her koşulda Bağımsız Kürdistan’ a karşı duracakları açıktır. Bu devletler hiçbir şekilde ‘’barışçı’’ yollarla Bağımsız Kürdistan’ı tanımayacaklar ve Güçleri oranında Kürdistan’ı harabeye çevirecekler. Türk devletinin bugün Kuzey Kürdistan’ da yaptığı gibi….

Dış koşulları etkileyecek ve Bağımsız Kürdistan’ın ilan edilmesinde hiç kuşkusuz iç koşullar önemli, hatta belirleyici bir konumdadır. Bu açıdan, Kürdistan iç koşulları açısından Bağımsız Kürdistan sorununa yaklaşıldığında, Kürdistan’ ın ( Güney açısında ) iç koşulları Kürdistan’ın bağımsızlığı için uygun mu, Kürdistan’ ın iç koşulları Bağımsız Kürdistan ilan edilmesi noktasında olgunlaşmış mıdır?

Güney Kürdistanlı aydın-yazarların ‘’Yek Xitabet‘’ dedikleri, Kürt ulusal birliği sağlanmış mıdır sorusuna nasıl yaklaşılmalı ? Bağımsız Kürdistan sorununa Ajitasyon ve sloganlarla mı yaklaşmalı yoksa somut verilerle mi?

Ajitasyon ve sloganlarla soruna yaklaşmak, basit bir yaklaşım açısıdır. Kürdistan politik dünyasını iki kampa bölersin isteyen ve istemeyenler şeklinde, dost ve düşman ilan etmekle işin içinden çıkıp başarısızlığın faturasını karşı tarafa yükleyerek kendini aklamaya çalışırsın!

Bu noktada, Güney Kürdistan yazar-aydın, akademisyenler, strateji uzmanları, PDK basınının yaklaştığı şekilde sorunu irdelemiyorlar. Onların sorunu irdelemeleri oldukça farklı ve PDK varyantları ve Kuzey Kürdistan’ daki uzantıları gibi sorunu basit bir şekilde sorgulamıyorlar. Onların değerlendirmelerinde ortaya çıkan sonuç: Güney Kürdistan’ ın politik-siyasi, askeri, idari bölünmesinin ortaya çıkardığı realite, Kürdistan’ ın iç koşularının Bağımsız Kürdistan’ ın ilan edilmesinin mümkün olmadığını, sömürgeci devletlerle olan ilişkilerin, Güney Kürdistan’ daki sorunları dinamitlediği, sömürgeci devletle girişilen ilişkileri karşıtlarını bastırmak için kullandıklarını ifade ediyorlar.

Slogan ve ajitasyonlardan uzak, bazı verilere dayanarak sorunu kısa bir şekilde irdelemek istiyorum.

Gerçekten Sayın Mesud Barzani tek başına, YNK, GORRAN, YEKGİRTU, KOMEL ve diğer aktörlerin desteğini almadan Bağımsız Kürdistan ilan edebilir mi?

Güney Kürdistan’ ın iç koşulları, Bağımsız Kürdistan için uygun mu?

Güney Kürdistan’ın Duhok, Hewler ve Süleymaniyeden ibaret olmadığı açık..

Güney Kürdistan sınırları Şengal’ den Hemrin dağına uzanan bir hatta dayanıyor. Bu sınırlar içerisinde başta Kerkuk olmak üzere, Xaneqin, Germiyan bölgesi, Şengal ve diğer ilçeler bulunmaktadır. Bu bölgelerde en etkin güç YNK’ dir. Bu bölgelerin Kürdistan sınırına dahil olması durumunda Güney Kürdistan’ daki politik arenayı, Kürdistan parlamentosundaki aritmektik sayıyı değiştirecek ve PDK’ nin 1. Parti olma özelliğini değiştirecektir. ‘Güney Kürdistan’ ın en büyük partisi PDK’dir’ iddialarını boşa çıkaracak ve Sayın Mesud Barzani’ nin Güney Kürdistan Bölge temsilcisi olmasını riske sokacaktır. Kaldı ki, Güney Kürdistan parlamentosunun % 60’ ı, Sayın Mesud Barzani’ nin yasal olarak Kürdistan bölge başkanı olmadığını söylüyorlar. Üstelik bu güçler; Kürdistan Parlamento Başkanı Mihemed Yusuf’ un yasal Parlamento Başkanı olduğunu söylüyorlar. İşgal altındaki Güney Kürdistan şehir ve ilçelerinin Güney Kürdistan sınırlarına katılması durumunda yapılacak Güney Kürdistan genel seçimlerinde, PDK’ nin oy oranını % 30’ un altına çekecektir.

Güney Kürdistan’ daki politik arenaya bakıldığında, ulusal kurum ve kuruluşların konumlanışına bakıldığında ortada ulusal birleşik kurum ve kuruluşlar da fiilen yoktur. Var olan kurum ve kuruluşlar; askeri, siyasi, idari…vs  parti kurum ve kuruluşlarıdır. Güney Kürdistanlıların deyimi ile ‘’Sazîyên Netewî u Yek Xîtabetek Netewî ‘’ de yoktur.

Böyle bir karmaşa-kargaşa içerisinde Sayın Mesud Barzani, Bağımsız Kürdistan’ı kurabilir mi?

Bu noktada, Ajitasyon ve sloganlardan uzak soruna daha mantıklı bir şekilde yaklaşmayı gerektirmiyor mu?

Bölünmüş-parçalanmış, ulusal kurum ve kuruluşları tatil edilmiş, kitle desteğini kaybetmiş olduğu bir ortamda Sayın Mesud Barzani kime dayanarak, kimin desteğini alarak, Türkiye-İran, Irak ve Suriye’ ye rağmen Bağımsız Kürdistan’ı ilan edebilir…?

Bağımsız Kürdistan’ ı ilan etmenin yolu Kürdistan Parlamentosu değil mi?

Dış koşulların Bağımsız Kürdistan’ın ilanı için olgunlaştığı bir ortamda, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan turları mı, yoksa YNK, GORRAN, YEKGİRTU, KOMEL merkezine yapılacak turlar mı Bağımsız Kürdistan yolunda iç koşulları olgunlaştıracaktır!…