Güney Kürdistan`da Yapılacak Referandum Bağımsızlıkla Sonuçlanacak mı?

359

Haci Artos

Birinci Dünya savasından sonra dört parçaya bölünen Kürdistan, sömürgeci işgal ve köleliği hiçbir zaman kabul etmeyip farklı koşullarda ve farklı örgütlemelerle mücadelesini sürdürdü.

Kürdistan`ı işgal eden egemen devlet rejimlerinin birbirlerinden farkli olmalari, her parçanın ayrı örgütlemesini beraberinde getirmiştir. Kürt düşmanlarının her dönemde uyguladıkları baskı, katliam işkence ve cezaevleri işe yaramamış ve Kürt halkı belli dönemlerde suskunluktan sonra yeniden örgütlenmiştir.

Bütün bu mücadelenin sonucunda, Güney Kürdistan`da 25 Eylül`de yapılacak referandumun bağımsızlıkla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, Güney`deki parti, örgüt, kurum ve kuruluşlarının ortak alacakları cesaretli tavıra bağlıdır.

Güney Kürdistan`da Kürdistani cephe, 1991`deki Körfez savaşından sonra Güney Kürdistan`ın büyük bir kısmına hakim oldu. 1992`de Bağdat`tan bağımsız yaptıkları seçimde parlamento ve hükümetlerini kurup federalizmi ilan ettiler. Yasamadan sonra yürütme ve yargı sistemi (eksikliklere rağmen) kuruldu. Kürdistan`in bayrağı, Milli marşı, merkez bankası, pasaport dairesi gibi devlet üniteleri oluşturuldu. Pêşmerge ordusu (ancak PDK ve YNK`ye bağlı, bugüne kadar iki ordudur) yapılandırıldı.

Yaratılan bu kurumlar yeterli olmamakla beraber, kendilerini bugüne kadar yönetebildiler. 2. Körfez savaşından sonra (2003) Saddam yönetimi tamamen yıkıldı ve devlet reorganize oldu. 2005 yılında Irak anayasasında yönetim modeli „Federasyon“ olarak belirtildi. Dünya`daki bütün federasyon yönetimleri değişiktir. Güney Kürdistan federasyon ile hukuki bir güvenceye kavuştu ancak Irak ve Kürdistan`ın beraber bir federasyon oluşturdukları şüphe götürüyor. Birden çok devletin oluşturdukları federal yapı, içişlerinde bagımsız ancak uluslararası alanda tek bir devlet olarak temsil edilen siyasal bir birliktir.

Ancak Bağdat hiçbir zaman kendini bir federal devlet olarak görmedi. Sünnilerden sonra iktidara gelen Şiiler, güçsüzlükten dolayı Kürtlerle fedarasyon kurdular. Nitekim kendilerini güçlü hisettikleri anda (ISID savaşından önce), Kürdistan`ın %17`lik bütçesini kestiler, Kürtlere karşı yeni ordular kurdular, Kürtleri tehdit etmeye başladılar. Asıl hedefleri federasyonu ortadan kaldırıp Kürt halkını baskı altına almaktı. Bu da bize gösteriyor ki Arapların ve Kürtlerin federasyon birlikteliği geçicidir. Bunlar eninde sonunda iki devlet olarak ayrılacaklardır.

2002`de yapılan Güney Kürdistan anayasasında belirtilen „ Self-determinasyon“ hakkı, 1992`den günümüze kadar her ulus gibi kullanılan doğal bir haktır. Yıllardır kullanılan „ Self-determinasyon“ hakkı Kürt halkının garantisidir, yoksa Güney`de bu imkan kullanılmasaydı Kürt halkı Irak devletinin sömürgesi olmaktan kurtulmayacaktı.

Irak devleti artık Kürtlere yüktür, bu yükten kurtulmak için Irak devletinin otoritesinin dışına çıkmak gerekiyor. % 17`lik Kürdistan bütçesi kesilmesine rağmen, Irak devletinin Kürdistan`da hala birçok imtiyazı vardır. Kürdistan`ın bağımsızlığı, uluslararası diplomatik kurallara göre Kürtlerin siyasi otorite haklarını kullanması ve Irak devletinin imtiyazlarına son vermesi demektir. Uluslararası bir hukuk olan „ Self-determinasyon“ hakkını, Kürtler tek taraflı olarak referanduma götürme hakkına sahiptirler. 25 Eylülde yapılacak bağımsızlık referandumu için, Kürdistan`ı sömürgeleştiren ülkelerden ve uluslararası alanda yapılan olumlu ve olumsuz tepkileri diplomatik alanda gözönüde bulundurmak ve tartışmak gerekiyor. Ancak Kürtlerin bağımsızlığını ne Türkiye, Iran ve ne de bölge devletlerinin insafına bırakmak gerekiyor.

Ancak Referandumdan sonrası net değildir…

ABD, AB, BM ve Kürdistan hükümetinin yaptıkları bazı açıklamalar, referandumdan sonra hemen bağımsızlık ilan edilemeyebilir. Kürt halkının büyük çoğunluğu Referanduma „evet“ oyunu kullanacaktır.

Burada asıl sorulacak soru, Kürtler gerçekten bağımsızlık ilan etmek istiyor mu?

Yok eğer Referandumdan sonra, şartları yoktur ve Bağdat ile görüşmek zorundayız diyeceklerse, o zaman Konfederasyon görüşmeleri gündeme gelecektir. Uluslararası antlaşmalarla kurulan Konfererasyondan ayrılma hakkı vardir. İç ve dış ilişkilerinde bağımsız olan konfederasyona üye devletler, belli ve sınırlı maksatlarla birleşmişlerdir. Diğer devletlerle her türlü diplomatik iliskilere girebilirler. Konfederasyonu meydana getiren devletler uluslararası antlaşmalarla topluluğa üye olduklari için, istedikleri zaman konfederal devletten ayrılabilirler. Bu yüzden, Konfederasyonda bağımsızlık yolunda önemli bir kazanım olarak görmek gerekiyor.

Referandum, uluslararası alanda ve Bağdat`a karşı Kürtlerin elini güçlendirecektir. Kürt halkı tarihi bir dönemden geçiyor. Yüzyıllardır zulme maruz kalmış ve direnmiş bir halkın hayali elbetteki bağımsızlıktır. Kürtlerin ISID terörizmine karşı verdikleri savaşta, tüm dinlerin ve azınlıkların haklarının korunmasında, kadın- erkek eşitliğinde ve özgüklük alanında bölgede bir örnektir. 100 yılı aşkın Sykes-Picot ve Lozan antlasmasını yırtıp çöpe atmanın artık zamanı geldi.

18. 07. 2014