GÜN KAHRAMANLIK POZU VERENLERİN DEĞİL FEDAKÂR İNSANLARIN GÜNÜDÜR

931

Mahmut Alınak

Dünya, Şırnak’ın feryadına taş gibi sessiz. Bu sağır taşı sarsıp ayağa kaldıracak kuvvetli bir rüzgâra ihtiyaç var, ne yazık ki o da yok. Tayyip Cumhuriyeti Kürt şehirlerini yok etme projesini çok ustaca uyguladı. Genel bir savaş başlatacağına şehirleri nokta vuruşlarla tek tek yakıp yıktı. Şırnak, Cizre, Sur, Nusaybin, Yüksekova, İdil, Silopi ve daha birçok yasaklı şehir bu karanlık plân çerçevesinde hedeflendi.

Şırnak şimdi tam bir hayalet şehir, halk şehri terk etmek zorunda kaldı, nüfusun bir kısmı dağ eteklerindeki naylon çadırlarda yaşam savaşı veriyor. Türkiye sosyalist hareketi enternasyonal görevlerini unutmuş durumda, Kürt siyasetinin başındakiler ise kahramanlık pozu vermekten başka işe yarar bir şey yapmıyorlar. Yaptıkları tek şey bol bol nutuk çekmektir. Yıllar yılı devletin önünü kesecek bir proje oluşturmadılar. Devlet savaş politikasını işte bunlardan aldığı cesaretle engelsiz olarak sürdürüyor.

Şırnak’ı mezarlığa çevirenler şimdi onu il olmaktan çıkarıp ilçe yapmak istiyorlar. Yine dün Cizre’yi tankla topla girip harabeye çeviren ve yüzlerce insanı katledenler, şimdi de alay eder gibi il yapmak istiyorlar. Şırnak ildi, katliamdan mı kurtuldu? Ne iliniz, ne de ilçeniz; alın başınıza çalın. İliniz ve ilçeniz olduk, çok mu hayrını gördük? Bize gölge etmeyin başka bir şey istemiyoruz!

Bugün Şırnak ve diğer şehirlerdeki yıkım ve katliamlar ayrımsız olarak hepimizin alnına sürülmüş kara bir lekedir. Bu iğrenç lekenin alnımıza sürülmesine hepimiz sessiz kaldık. Boşuna kendimizi temize çıkarmayalım, bir araya gelip devletin savaş siyasetini boşa çıkaracak plânlamalar yapmadığımız için tarih önünde suçluyuz. Alnımızdaki bu kara leke hak edilmiş bir cezanın nişanıdır. Daha açık söylemek gerekirse, devlet seyirci kaldığımız bu katliamları yapmakla kişiliğimize ve ruhumuza tecavüz etmiştir.

Halk bu ateş cehenneminde öncüsüz ve sahipsiz kalmış ise, bunda bizim de sorumluluğumuz vardır. Masa başında başkalarını eleştirerek bu sorumluluktan kurtulamayız.

Birkaç gün önce yirmi Kürt genci İran’da vinçlerin ucunda can verdi. Facebook’ta İdam edilen gençlerden birinin fotoğrafını gördüm. Gözleri bağlıydı, yüzünde İran faşist mollalarıyla dalga geçen bir gülümseme vardı. Arkasındaki bağlı eliyle zafer işareti vermişti. O gençler ki yıllardır hep böyle kahramanca idam sehpasına yürürken, bir soğan başı kadar bile değerleri yokmuş gibi kimse bir şey yapmıyor. Kısacası hepimizin üzerine ölüm toprağı serpilmiş.

Benim kimseyi maceraya sürüklemek gibi bir gayem elbette olamaz. Şunu tüm benliğimle hissederek belirtmek isterim ki, her yol arkadaşımın saçının tek bir teli bile canım kadar değerlidir. Artık şu gerçeği görmenin zamanı çoktan geçmiştir: Epey geç kalmış olsak da, GÜN ARTIK KAHRAMANLIK POZU VERENLERİN DEĞİL, FEDAKÂR İNSANLARIN GÜNÜDÜR, SİZİN GÜNÜNÜZDÜR.

Ankara’da yalancı rüyalarla rehin tutulan nutuk şövalyelerinin; oyalamak, güç ve zaman kaybettirmekten öte sonuç alacak bir şey yapmayacaklarını az çok aklı olan herkes artık biliyor ve görüyor. İŞTE BU NEDENLE ÜMİT FEDAKÂR İNSANLARDADIR, SİZDEDİR.

Önemli şeyler yapabiliriz. Oluşturacağımız projeleri halkla birlikte pratikleştirip devletin bu kanlı savaş savaş aygıtını ve bu talancı sömürü düzenini zora sokabiliriz. Hepimizde buna yetecek akıl, tecrübe ve cesaret fazlasıyla vardır. Sur’un, Botan’ ın gözü üstümüzde, Békes bebeğin ümidi bizde.

Haberleşelim ve toplanıp konuşalım.

alinakmahmut@hotmail.com
10 Ağustos 2016