GORRAN Sunumu: Türkiye, İran, Rusya Yakınlaşması ve Kürdlerin Kaderi

236
  1. Önsöz
    2. Türkiye, İran ve Rusya Yakınlaşması
    3. Rusya, İran ve Türkiye Antlaşma Metni.
    4. Üçlü Antlaşmanın Bilinmeyen Hedefleri
    5. Bu süreçte; Türkiye, İran ve Rusya Yakınlaşma Nedenleri
    6. Rusya’ nın Suriye Hedefleri
    7. İran
    8. İran ve Rusya
    9. Türkiye
    10. Rusya, İran ve Türkiye
    11. Rusya, İran ve Türkiye Üçgeninde Kürd’ ler
    12. Rusya, İran ve Türkiye Antlaşmasının Kürd Sorunu Üzerindeki Kaygı ve Korkular
    13. Sonuç
    14. Kaynaklar.

Giriş

Devletlerin Ortadoğu Ülkelerinin siyasi durumu üzerinde yaptıkları toplantı ve antlaşmalar bölge tarihi açısından yeni bir olay değildir. Geçmiş yüzyılda birçok devlet, Ortadoğu ülkelerinin siyasi durumunun yeniden şekillendirilmesi için birçok toplantı ve konferans düzenlediler. Dikkat çekicidir ki yine bazı devletler yakınlaşıp konferans düzenliyorlar. Önce kendi aralarında, daha sonra da ülkenin iç güçlerine kendi gözetimlerinde toplantı ve konferans düzenleyerek amaçlarına ulaşmak istiyorlar.

Türkiye, İran ve Rusya, Suriye sorununda kendi aralarında toplanıyor ve daha sonra Suriye güçleri ile toplantı düzenliyorlar. Bu ülkelerden hiçbiri ne Kürd dostudur ne de etkili Kürd güçleri bu toplantılarda hazır bulunuyor. Bu durum kaygı vericidir. Daha önceki antlaşmalarda da yaptıkları ve üzerinde antlaştıkları gibi Kürd varlığı yok sayıldı ve Kürd lerin kendi topraklarında kendini yönetme hakkı tanınmadı.

Bugün yeni bir süreç yaşanıyor, bütün alanlar değişimin yaşanacağı bu süreçte tüm sorunlar orta yerde duruyor.

Bu yazının amacı süreci analiz etme ve Kürdistan kamuoyuna aydınlatıcı bilgi sunmayı hedefliyor…

Bu süreç kolay değil; özellikle bölge ülkeleri kalıcı, uzun erimli, istikrarlı bir ilişki inşaa edemiyorlar. Diğer taraftan farklı taraflarla kurdukları ilişkinin hedef ve amaçları farklıdır. Örneğin Türkiye’ nin Rusya ve İran’ a yakınlaşması; Amerika, AB ve özellikle Körfez ülkelerinden daha fazla yardım ve taviz almak, bu ülkelerin Türkiye’ye yatırım yapmasını sağlamaktır.

Diğer taraftan bu ülkelerin ( Rusya, İran ve Türkiye. R.B ) farklı çıkarları, yaptıkları ittifakın zayıf  ayağıdır. Örneğin İran ve Rusya’ nın faklı hedef ve amaçları vardır. Rusya, Suriye yolu ile Amerika ile yakınlaşmak istiyor diğer taraftan İran bu eğilime karşıdır. Bundan dolayı İran ve Rusya’ nın ilişkileri Suriye’ de çeşitli sorunlara doğru evirilebilir-sorun yaşabilirler. Bölge ve uluslararasın değişimde özellikle Güney ve Güneybatı Kürdistan’ daki Kürd konumu ve Kürd dosyası bizim için önemlidir. Bu raporun hedefi de bu amaç için yazılmıştır.

TÜRKİYE, İRAN VE RUSYA YAKINLAŞMASI

Birkaç aydan beri Rusya, Türkiye ve İran arasında bazı sorunlar (özellikle Suriye krizi, terörizmle savaş, Halep ve Musul savaşı, Güneybatı Kürdistan’ da Kürdlerin kaderi…vs ) konusunda açık bir yakınlaşma olduğu hissediliyor. Bu ülkeler arasında ikili-üçlü görüşme ve toplantılar yapılıyor. 20. 12. 2016 tarihinde Türkiye, Rusya ve İran dışişleri bakanları Rusya’ nın Başkenti Moskova’ da toplanıp ortak bir basın toplantısı ile kamuoyuna 8 maddelik bir antlaşma açıkladılar. 30.12. 2016 tarihinde de üzerinde anlaşılan 8 maddelik antlaşma taslağının uygulanması için Ateşkes çağrısı yapıldı. Suriye hükümeti ve Suriye muhalefeti antlaşmaya uyacaklarını deklare ettiler ve aynı uygun ateşkes antlaşması yaşama geçirildi.

Diğer taraftan 17-20.01. 2017 tarihlerinde Kazakistan’ ın başkenti Astana’ da ‘’savaşın bitmesi ve Suriye’ nin geleceği “konulu bir konferans düzenlendi. Astana’ da yapılan konferans; Rusya, İran, Türkiye, Amerika, Kazakistan ve BM’ ler temsilcisinin gözetiminde Suriye devleti ve Suriye Muhalefeti müzakereler yaptı. Astana konferansına katılan muhalefet kesimi daha önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün yaptığı açıklamada olduğu gibi ‘’ Kürd güçleri PYD  ve Nusra Cephesi , DAİŞ’ın  Astana’ daki konferansa katılmaları engellenildi.

Astana Konferasından iki gün sonra yapılan açıklamada, Suriye sorunun çözümü konusunda Suriye Hükümeti ile Suriye Muhalefeti arasında görüşmelerin Genevre-İsviçre’ de devam edeceği bu süre içersinde savaşın durdurulacağı, ateşkesin süreceği belirtildi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Astana’ da olduğu gibi Kürd temsilcilerinin ( PYD) Genevre görüşmelerine katılıp katılmayacakları belli değil. Şimdiye kadar yapılan Suriye’ nin geleceğinin belirleneceği toplantı ve görüşmelerde Kürdler temsil edilmiyor, Kürd’süz konferanslar yapılıyor.

Rusya, İran ve Türkiye’nin Suriye sorununa ilişkin üzerinde görüşbirliğine vardıkları antlaşma taslağı:

  1. İran, Rusya ve Türkiye, içerisinde pek çok etnik grubu barındıran, çok mezhepli, demokratik ve seküler bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü tamamen destekliyor.
  2. İran, Rusya ve Türkiye, Suriye krizinin askeri bir çözümünün olmadığa inanıyor. BM’nin, bu krizin çözümünde BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 numaralı kararı ile uyumlu olarak önemli bir rolü olduğunu kabul ediyor. Bakanlar, Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun kararlarını da dikkate alıyor. Uluslararası toplumun tüm üyelerini bu belgelerde yer alan anlaşmaların uygulanması önündeki engellerin ortadan kaldırılması için dürüst bir biçimde işbirliği yapmaya çağırıyor.
  3. İran, Rusya ve Türkiye, Halep’in doğusundaki sivillerin gönüllü bir biçimde tahliye edilmesine ve silahlı muhaliflerin organize bir biçimde çıkarılmasına izin veren ortak çabaları memnuniyetle karşılıyor. Bakanlar Fua, Kefraya, Zabadani ve Madaya’dan sivillerin kısmen tahliye edilmesini de memnuniyetle karşılıyor. Onlar (İran, Rusya ve Türkiye) bu sürecin kesintisiz ve güvenli bir biçimde tamamlanmasının garanti etmeyi kabul ederler. Bakanlar, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Dünya Sağlık Örgütü’ne tahliyelerin gerçekleşmesine yardım ettikleri için minnettar.
  4. Bakanlar, ülke topraklarında ateşkes rejiminin genişletilmesi, insani yardımların engelsiz bir biçimde ulaştırılması ve sivillerin serbest dolaşımının önemi konusunda mutabıktır.
  5. İran, Rusya ve Türkiye, Suriye hükümeti ve muhaliflerin üzerinde görüşme yaptıkları anlaşmanın hazırlanmasına yardımcı olmaya ve bu anlaşmanın garantörü olmaya hazır olduklarını belirtir. ‘Sahadaki’ durum üzerinde etkisi olan diğer tüm ülkeleri de aynı şekilde davranmaya davet eder.
  6. Onlar (İran, Rusya ve Türkiye) bu anlaşmanın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 numaralı kararı ile uyumlu olarak Suriye’deki siyasal sürecin yeniden başlaması için gereken itici gücün oluşmasına yardımcı olacağına emin.

ÜÇLÜ GÖRÜŞME ANTLAŞMASININ BİLİNMEYEN HEDEFLERİ

Rusya, Türkiye ve İran arasında yapılan antlaşma Halep sorunu başka olmak üzere genelde Suriye’ deki değişime ilişkindir. Burada dikkat çekici olan hiç bir şekilde Suriye Rejiminin (Beşar Esad) geleceğine ilişkin konuya değinilmemesidir. Bazı kaynaklara göre Türkiye bir şartla Beşar Esad’ın yönetiminde kalmasına razı olduğu, bu şartında Suriye’ nin toprak bütünlüğünün korunması esas alınması olduğudur. Çünkü Suriye’ nin bölünmesi ile Kürdlerin kendi coğrafyasında-topraklarında egemen olması durumunda Kürdlere bağımsızlık yolunu açacağı ve doğrudan Türkiye’ nın sınırlarında komşu bir Kürd devletinin kurulmasına imkan tanıyacağı bunun Türkiye’ nin çıkarları ile örtüşmeyeceği Türkiye’ nin ulusal güvenliğini doğrudan etkileyeceğini, Türkiye’ nin böyle bir projenin yaşama geçirilmemesi için tüm imkanlarını harekete geçirip engellemeğini ifade ediyor.

Diğer yandan üçlü görüşmelerde üzerinde hemfikir olunan antlaşma taslağında hiç bir şekilde Rojava Kantonları ve Kürd güçlerinin geleceğine ilişkin konulara değinilmemiş. Üç ülkenin üzerinde antlaştıkları antlaşma taslağında açık bir şekilde gelecekte Suriye’ nin toprak bütünlüğünün korunması konusunda güçlü vurgular yapılmış. Bu açık bir şekilde Güney-Batı Kürdistan’ daki  Kürdlerin kaderini karanlık bir geleceğe sürüklüyor. Antlaşma metninde Suriye’ de Terörizmle mücadele konusunda kararlı oldukları vurgulanmış. Suriye’ de terörle mücadelede örgüt isimleri açıklanmış mücadele edilecek terör örgütleri kapsamına Türkiye’ nin ısrarla terör örgütü kapsamına koymak istediği Güneybatı Kürdistan örgütler bu çerçevede değerlendirilmemiş, DAİŞ ve El Nusra örgütleri alınmıştır. Türkiye Suriye’ de; Rusya ve İran’ la birlikte mücadele edeceği terör örgütleri listesine Kürd temsilcilerini katma istemi kabul edilmemiştir.

Burada öne çıkan önemli soru şudur; Türkiye, İran ve Rusya’ nın yakınlaşması, Suriye’ de Kürd haklarının kısıtlamasına yol açacak mı? 3 ülkenin yakınlaşması Kürd haklarının kısıtlanması ekseninde mi olacak? Bulgular bu konuda tehlikeli bir işarettir. Bazı bilgilere göre Erdoğan’ ın Putin’ le yaptığı Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi görüşmelerinde; Putin’ den Rusya’ nın PYD’ ye yaptığı yardımları kesmesini talep etmiş ve yine edinilen bilgilere göre Rusya’ nın Kürd temsilcilerinin Moskova ofisinin kapatıldığıdır. Erdoğan Putine yaptığı diğer öneride Rusya’ nın Rojava kantonlarını desteklemekten vazgeçmeleri karşılığında Türkiye’ nin de Esad rejiminin yıkılması düşüncesinden vazgeçeceğini teklif ettiğidir.

BU SÜREÇTE TÜRKİYE, İRAN VE RUSYA’NIN YAKINLAŞMA NEDENLERİ

  1. 2 yıla yakın bir zamandır Türkiye derin bir iç ve dış kriz yaşıyor (Güvenlik ve Terör, Ekonomik Kriz, Türk Lirasının Değer Kaybetmesi, İşsizliğin Yükselmesi, Siyasi Kriz, Kürd Partileri ile yaşanılan sorunlar, AB ve ABD ile yaşanılan sorunlar, Davutoğlu’nun İstifası, Gülen hareketi ile mücadele, Askeri darbe, DAİŞ, PKK..vs sorunlardan dolayı Türkiye ağır bunalımlar geçiriyor.) Türkiye yaşadığı sorunlara bir çözüm bulamamasından dolayı çaresiz bir şekilde yeni arayışlara yönelmesi yeni alternatiflere doğru kaymasını da beraberinde getirdi. Bundan dolayı Türkiye kısa bir zaman dilimi içerisinde değişik alternatiflere yönelip politika değişikliğine giderek Rusya, İran, Irak ve İsrail ile yeni antlaşmalara giderek Ortadoğu’nun geleceği, Ortadoğu sorunlarına ilişkin karşılıklı anlayış birliğine gitti.
  2. 2. Son dönemlerde Türkiye-ABD ilişkileri, müttefik güçler olarak hiç bir dönem bazı sorunlar konusunda bugünkü olumsuz düzeye ulaşmış değildi. Bu sorunlardan en önemlisi Suriye Kürdleri meselesidir. Örneğin 11. 12. 2016 tarihinde ABD Merkez Komutanlığında (CENTCOM ) bir komutan yayınladığı TWITTER mesajında resmi bir şekilde YPG’ nin önderlik ettiği Suriye Demokratik Güçlerinin yayınladığı basın bildirisine açık desteğini kamuoyuna illetti. CENTCOM merkez komutanlığında yayınlanan TWİTTER’ de ‘’ Suriye Demokratik Güçleri’nin PKK ile ilişkisi yoktur’’ denildi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı danışmanlarından İbrahim Kalkan verdiği cevapta; ‘’Amerikan Merkez Komutanlığında yayınlanan bu mesaj ya alay etmek ya da akıllarını yitirmişler. Bundan dolayı Amerika Terörist güçleri yasallaştırmak-meşrulaştırmaktan vazgeçmeleri gerekir ‘’ karşılık vermişti.

Konuya ilişkin olarak Erdoğan düzenlediği ( 27. 12. 2016 tarihinde ) bir konferansta ‘’ ABD’ nin terörist gruplara DAİŞ ve Kürd gruplarla ilişkileri olduğuna dair Türkiye’ nin elinde belgeler var’’ şeklinde açıklamada bulundu. Diğer bir deyişle ABD terörist grupları destek verdiğine dair ağır bir şekilde suçluyor. Türkiye’ ye göre ABD, DAİŞ, Fethullah Gülen Grubu ve Güney-Batı Kürdistan’ daki Kürd güçlerine destek veriyor.

ABD Dışişleri bakanlığı sözcülerinden Mark Tonner Türk yetkililerine verdiği cevapta ‘’ Türkiye’ nin Amerika’nın terörist grupları destekliyor suçlamaları saçmalıktır, gülünçtür. Türkiye’ nin bu suçlamaları sadece yalan değil aynı zamanda ABD-Türkiye ilişkilerine de zarar veriyor ‘’

ABD Türkiye arasındaki çelişkiler bu düzeyde kalmayıp başka alanlara da yayıldı. Rus-Türkiye arasında yaşanan sorunlarda ( Türkiye’ nin Rusya uçağını düşürmesi sonrasında yaşanılan sorunlarda Türkiye’ nin NATO’ dan yardım istemesi ) ABD ve NATO Türkiye’ nin istemine olumlu yanıt vermedi. ABD’ de Türkiye’ nin DAİŞ ve YPG güçlerine karşı başlattığı operasyonlara da destek vermedi. ABD’ nin bu hamlelerine karşılık İncirlik üslerinin ABD-NATO güçlerine kapatmakla tehdit etti.

Türk savunma bakanlığı yaptığı açıklamada ‘’ Herkesin şunu bilmesi gerekir, üslerimiz NATO ve diğer hiç bir güce bağlı değildir buradaki faaliyetler Ankara’ nin iznine bağlıdır ‘’ Bu açıklamalar açık bir şekilde gösteriyor Türkiye ve ABD birbirinden uzaklaşmıştır. Bu gelişmelerden dolayıdır ki, geçici bir şekilde de olsa Türkiye ABD’ den uzaklaşmıştır.

  1. ABD ve Müttefik güçler Musul savaşında en önemli karar mercileri olmalarına rağmen Halep savaşında Musul savaşında olduğu gibi ayni önemli rolü oynayamamışlardır. ABD ve Müttefik güçler Halep savaşında Rusya ve müttefikleri gibi önemli bir pozisyona sahip olamadılar. Daha önce ABD, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın destek verdiği Suriye Muhalefeti Halep savaşı ile devre dışı kaldılar, yakın bir zamanda Suriye’ nin diğer bölgelerinde Halep’te olduğu gibi Suriye Muhalefinin devre dışı kalması uzak bir ihtimal değildır. Bu gelişmeler ABD ve Müteffik güçlerinde Rusya ve Müttefiklerine karşı Suriye dosyasında mevzi kaybetmesi, etkinliklerinin azalmasına yol açıyor. Bu gelişmeler, Türkiye’ nin daha önce karşı olduğu bloka (Rusya-Suriye-İran ) doğru kaymasına neden oldu. Bu taktik bir manevrada olsa, Türkiye Suriye’ deki çıkarlarını ( Güney-Batı Kürdistan halkının ulusal kazanıma sahip olmama siyaseti ) bu blokta görüyor.

ABD ve Müttefik güçlerinin Suriye’ de nüfuzlarının azalması, darbelenmesi Halep savaşının sonuçlarının Musul savaşı sonuçlarına da bir yansıması olacaktır. Rusya-İran blokunun gelecekte bu bölgede daha etkin olmasına imkân sunacaktır.

  1. ABD’ nin politikalarına karşılık; ABD ve Müttefiklerinin arasına çelişki sokmak, bölmek Rusya ve İran’ ın başlıca siyasetiydi. Rusya ve İran; ABD’nin Ortadoğu’daki etkinliğini azaltmak ve kendi etkinliklerini güçlendirmek temel hedefleridir. Bu doğrultuda da Rusya ve İran’ ın amacı ABD ve Türkiye arasındaki yaşanılan sorunları daha derinleştirmek ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktır. Böylece dünya kamuoyuna ABD’ nin Ortadoğu’da nüfuz ve etkinliğinin azaldığı mesajını vermek istiyorlar. Bu mesaj ayni zamanda Türkiye’ yede verilmek isteniliyor. Her zaman ABD’ ye yakın olan Türkiye’ yede kendilerine yakın olma fırsatı veriliyor ve bu doğrultuda da Türkiye’ nin Suriye sorunundaki yaklaşımlarına sıcak yaklaşılıyor özellikle Türkiye’ nin Güney-Batı Kürdistan hassasiyetlerine. Buna rağmen Türkiye’ nin İran ve Rusya siyasetinin kısa süreli bir taktik yaklaşım olduğunu da gözardı etmemek gerekir, çünkü Türkiye ABD’ den uzaklaşamaz bu durumda Türkiye’ nin NATO’ dan çıkması yada Rusya ve İran’ dan uzaklaşması gerekir. ABD’ den uzaklaşmak Türkiye’ nin çıkarlarına hizmet etmiyor.
  2. Türkiye Rusya ve İran’ a yaklaşmakla bir takım tavizler doğrultusunda ABD’ye baskı yapmak istiyor;

– Fethullah Gülen’ in Türkiye’ ye teslim edilmesi.

– Daha önemlisi ABD’ nin Güney Batı Kürdistan’ da Kürdistani güçleri YPG’ yi desteklemekten vazgeçirmek.

RUSYA’ NIN SURİYE’DEKİ HEDEFLERİ

  1. Suriye savaşı ile uluslararası siyaset ve politikalarda daha fazla rol almak. Irak ve Libya savaşında Rusya’ nın tecrit edilmesi, bir rol verilmemesi, uluslararası alanda kendini yalnız hissetmesi ve etkinliğinin azaldığı hissi uyandırdı. Rusya Suriye hamlesi ile uluslararası alanda bir aktör olduğu, Rusyasız uluslararası siyaset ve politikaların başarılı olamamağı mesajını vermek istiyor.
  2. Rusya Ortadoğu alanında olmakla; Askeri güç ve Askeri silahlarını demek ve Bu yolla Ortadoğu silah pazarında pay sahibi olmak ve bölge ülkelerine silah ihraç etmek istiyor.
  3. Rusya İran’ la olan ilişki ile Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu’ da ki Enerji kaynakları arasında bir duvar örmek istiyor. Böylece Rusya’ nın enerji kaynaklarına zarar verecek Ortadoğu enerji kaynaklarının Batı’ ya yakın olmasını engellemekle kendi ekonomisi, petrol ve gaz satışlarına zarar vermesine mani olmak istiyor.
  4. Rusya, Ortadoğu ve Ortadoğu sisteminin trajedisinden yararlanmak istiyor. Ortadoğu’ dan Avrupa’ ya doğru yoğun bir mülteci akımının Avrupa’ nın Ekonomisi ve politikalarını zayıflatmak ve Avrupa’ daki mülteci karşıtı partilere yardım etmekle kazançlı-avantajlı konuma gelmeyi hedefliyor.
  5. Sünnilerin Şam ve Irak’ ta zayıflatılması ile Rusya’a karşı İslam devletlerinin kurulmasını engellemek.
  6. Suriye’ de olan Rusya’ nın İran’la iyi ilişkileri olmakla birlikte İsrail’ le de ilişkileri vardır. Rusya Suriye’ de olmakla aralarındaki farklılıklara rağmen Türkiye ile İlişkilerinde de etkili olabilir. Uluslararası alanda Jeopolitik bir öneme sahip olan Suriye, Rusya’ ya bölgede aktörü olma şansını sunar ve bu yolla Avrupa’ ya da etkide bulunabilir.
  7. Rusya Esad rejiminin Suriye’ de kalmasını istemesine rağmen bu konuda İran’ la hedef ve amaçları farklıdır. Esad’ın iktidarda kalması İran’ ın tersine Rusya için kırmızıçizgi değildir. Suriye’ de Laik ve radikal olmayan bir yönetimin olması, Rusya’ nın çıkarlarını ve barışı koruyacak bir yönetimin olması Rusya açısından yeterlidir.

İRAN

Irak devleti, Jeopolitik, mezhep, ekonomik ve güvenlik açısından İran için bölgede en önemli devlettir. İran ve Irak birbirlerine üstünlük sağlamak için her zaman rekabet içersinde olan iki devletti. Şah rejiminin yıkılması ile Irak İran’ a üstünlük sağlamak için harekete geçip İRAN-IRAK savaşı başladı. 2003 yılında İran aynı senaryoyu hareket geçirmek istedi. Amerikan’ ın bölgeye gelmesi ile bölgede İran’ ın ulusal güvenliğini tehdit edecek güçlü bir komşu devletin kurulması korkusu oluştu. Ya da Irak zayıf ve güçsüz bir devlet olması itibarı Amerika gibi güçlü devletlerin bölgeye yerleşmesi ile İran’ın güvenliğini tehdit edecek bir pozisyonun ortaya çıkması. DAİŞ’in bölgeye gelmesi İran için önemli bir fırsat oldu. DAİŞ savaşı ve Irak’ ın kültürü ( Şia) İktidar, askeri sistem ve Irak demografyasının değişimi (Şiilerin egemen olması ) Irak’ ın içinde bulunduğu konum İran açısından rahatlatıcı bir pozisyon oldu. İran, Irak’ ın artık İran’ın ulusal güvenliğini tehdit etmeyecek konuma geldiği konusunda rahatladı.

Suriye savaşının başlaması ile İran’ ın Suriye’ nin ulusal güvenliğini tehdit edecek düşman bir ülke olmaması ve Akdeniz’le bağlantısını kesecek bir duvar olmaması için hazırlıklı bir planı vardı. İran ulusal güvenlik planları çerçevesinde Esad rejiminin savunucu olup Esad rejimi ile birlikte savaşa girdi. İran, Irak benzeri bir planla Suriye’ nin demografyasını değiştirip Nusayri ve dostlarının iktidarda kalmasını sağlamak, böylece bölgede etkin bir devlet olmak,Akdeniz’e ulaşan yolu açık tutmak, ulusal güvenliğini garanti altına almak istiyor.

İRAN VE RUSYA

Suriye Dosyasında İran ve Rusya’ nın birçok ortak çıkarları var ve başlıcaları;

  1. Suriye’ de Sünni Cephesinin zaferini Engellemek.
  2. Türkiye’ nin Nüfuz alanını sınırlamak
  3. Irak Sünnilerine destek verecek ve İran’ ın ulusal güvenliğini tehdit edecek radikal bir Sünni devletin Suriye’de kurulmasını engellemek.

Rusya ve İran’ ın Suriye’ de ortak olmayan ya da karşıt olan bazı hedefleri;

  1. Rusya Suriye’ de realist bir şekilde hareket ediyor buna karşılık İran’ ın İdeolojik ve stratejik hedefi vardır.
  2. İran, Suriye konusunda taktik yaklaşma ve siyaset değiştirme kolay değil ama bu Rusya açısında geçerli değil siyaset değiştirebilir.
  3. İran Hizbullah’ın Suriye’ de güçlü bir kuvvet olmasını istemesine karşılık Rusya’ nın böyle bir amacı yoktur. Üstelik İsrail, Hizbullah’ ın Suriye’ de kalıcı güçlü bir örgüt olmaması için Rusya’ ya baskı yapıyor.
  4. Rusya, Ortadoğu’nun Avrupa için Enerji kaynağı ( Petrol, Doğalgaz vs ) olmasını istemiyor. İran ise kendisinin Avrupa için Enerji kaynağı yolu olmasını istiyor.
  5. Genel olarak Rusya uzun vadede Sünni İslam devletleriyle rekabet içersinde ve düşman olmak istemiyor. İran ise her ne kadar pragmatik bir şekilde hareket ediyorsa da Sünni İslam devletleriyle rekabet içersindedir.
  6. Esad rejiminin İktidarda kalması İran için kırmızıçizgi ve bu konu tartışılacak bir şey değil ama Rusya için Suriye’ de iktidar değişimi Esad’ ın iktidarda olması kırmızıçizgi değil, iktidar değişimi için görüşme ve diyalogla olmasına karşı değil.
  7. Rusya Suriye’de Federasyon ya da Konfederalist sisteme karşı değil buna karşın İran Federasyon, Konfederalizm ya da merkezi iktidarı zayıflatacak her türlü değişime karşıdır. Her şart altında Şam’ın Merkezi karar yeri olmasını istiyor.

TÜRKİYE
Türkiye’ nin Esad rejiminin yıkılmasındaki temel hedefi şuydu; Esad rejiminin yıkılmasından sonra Suriye’yi etki alanına alarak bu doğrultuda Arap dünyasına yakınlaşmak, özellikle Körfez ülkelerinin zenginlik alanına ulaşmak. Ama Türkiye Suriye rejimini yıkma hedefini tek başına gerçekleştiremezdi. ABD’ de kendisine yardımcı olmadı. Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin desteği de, Suriye rejimini yıkacak bir güç mekanizmasını oluşturmasına yetmedi. Buna rağmen Türkiye’ nin Suriye’ de bir takım hedef ve amaçları vardır;

  1. İran’ ın nüfuzunu engellemek özellikle Irak’ ta Tel Afer bölgesindeki savaş ve Suriye’ nin Bab bölgesinde savaş’ ta İran’ın önünü kesmek istiyor. Türkiye Güneybatı Kürdistan’ da Kürdlerin egemen olduğu bir bölge istemiyor. Bu yönlü bir oluşumu kendi ulusal güvenliği için bir tehdit olarak görüyor. Türk devletinin bazı yetkililere göre Türkiye’ deki Kürd sorununu kontrol altına almak için Suriye’ deki Kürd hareketi ve kazanımlarını kontrol altına almaktan geçer.
  2. Her ne kadar Türkiye’ nin Şii Arap iktidarları bazı sorunları olmasına rağmen, bir taraftan Şii Arap iktidarları ile ilişkileri korumak diğer taraftan da Türkiye Arap dünyasının kapılarının Türkiye ile olan bağlantılarının kopmasını istemiyor. Örneğin gelecek Ankara-Bağdat arasındaki ilişki; Ankara-Tahran arasındaki ilişkinin bir benzeri yaşanılabilinir. İdeolojik ve farklı bakış açılarına rağmen Ekonomik, Ticaret ve diğer alanlarda yardımlaşma ve dayanışma içersinde olsunlar.

RUSYA, İRAN ve TÜRKİYE

Rusya ve İran’ ın amacı; ABD ve AB’ nin Ortadoğu’ da nüfuz ve etki alanı kalmasın. Ve aynızamanda Sünni cephesinin özellikle Suudi Arabistan ve körfez ülkelerinin de Ortadoğu’da nüfuz ve etki alanı kalmasını istemiyorlar. Türkiye’ nin ise farklı bir bakış açısı vardır. Türkiye Rusya ve İran’ ın tersine ABD, AB ve Körfez ülkelerinin yardımları ile bölgede amaçlarına ulaşmak istiyor. Obama yönetiminin Türkiye’yi desteklememesi ve Türkiye’ nin zayıflığı, Körfez ülkelerinin Türkiye’ ye verdikleri desteği geçici de olsa çekmelerine neden oldu.

Açıktır ki, geri çekiliş, Türkiye’ yi Rusya cephesine yönelmeye zorladı. Erdoğan’ın İslami yanın ağır basmasına rağmen pragmatik bir kişiliğe sahiptir. İktidarda kalmak için her yolu mubah görüyor.

Halep’ in düşmesi Sünni ve Körfez ülkelerinin hayallerinin sonu oldu. Ama Türkiye farklı bir tutum takınarak Sünni cephesini, Sünni Türkiye ve Sünni cephesinde birçok ortak noktaları olmalarına rağmen Kürd sorununda farklı bakış açıları vardı. Türkiye Rusya-İran cephesine gelmekle dış ülkelerinden ziyade kendisi bölge planlanmasında, bölgenin yeniden şekillenmesinde söz sahibi olma çabalarını veriyor. Özellikle Suriye sorununda. Bazı kaynakların verdiği bilgilere göre Rusya Federal Suriye’ den yana ama Türkiye ve İran bu projeye karşıdırlar.

RUSYA, İRAN VE TÜRKİYE ÜÇGENİNDE KÜRDLER

  1. Rusya 2011 yılından 2016 ylının sekizinci ayına kadar Türkiye ve İran arasındaki barış görüşmelerini yürütüyordu. Suriye’ de dengelere göre Kürd sorununa yaklaşıyordu. Çoğu zaman Suriye’ deki Kürdlere-YPG’ ye yardım edip lojistik destek veriyordu. Rusya-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesinden sonra Rusya’ nın Kürd sorununa karşı görüşleri Türkiye’ nin çıkarları doğrultusunda değişmeye başladı. Rusya DAİŞ’ e karşı savaş bahanesi adı altında El Bab savaşında Türk savaş uçaklarıyla koordine olarak Rus savaş uçakları El Bab’ da DAİŞ cephelerini bombalayarak Türkiye ve Müttefiklerinin Suriye’ nin kuzeyinde ilerleyişine yardımcı oldu. Bu Rusya ve Türkiye’ nin Suriye’ deki ilk ortak askeri operasyonudur. Açıktır ki bu operasyonda Türkiye’ nin hedefi DAİŞ değil asıl amaç YPG-YPJ güçlerine darbe vurmak ve ilerleyişlerini durdurmaktır. Türkiye YPG-YPJ güçlerine darbe vurarak Güneybatı Kürdistan’ daki kantonların birleşmesini engellemek ve Kürdlerin kendi topraklarına egemen olmasını darbelemektir.

Türkiye ve İran arasında yapılan gizli görüşmelerden sızan bilgilere göre Türkiye ve İran arasında Irak ve Suriye’ nin geleceği özellikle Kürd sorunu konusunda ortak düşünceye sahiptirler. Karşılıklı anlayış birliği içersindedirler. Türkiye ve İran’ ın anlaştıkları ortak nokta Kürdistan’ ın hangi parçasında olursa olsun Kürdlerin kendi topraklarında egemen olma durumuna karşı birlikte hareket etme noktasında ortak projeye sahiptirler. Türk ve İran devletleri, Kürdlerin kendi topraklarında egemenliklerini ilan etme ihtimaline karşı ortak hareket edeceklerdir. Türkiye ve İran Suriye’ nin parçalanmasına yol açıp Kürdlere bağımsızlık yolunu açacak Federal Suriye projesine karşı birlikte mücadele edeceklerdir. El Bab savaşı bunun somut bir adımıdır. Türkiye’ nin El Bab savaşını DAİŞ’ le savaş senaryosu adı altında Kontonların birleşmesini engelleyip Federal Suriye projesini engellemek istiyor.

  1. Şengal ve Başık Askeri üssü: Irak ve Türkiye arasında görüşülen dosyalardan biri de Şengal dosyası, Türk askeri güçlerinin Başık Askeri üssünü ve PKK güçlerinin de Şengal’i terk etmesi sorunudur. Türkiye ve İran arasında yaşanan sorunlara rağmen Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın Bağdat’ ı ziyaret edip Irak Başbakanı Haydar Ebadi ile görüşmesi sonrası 9 maddelik bir programda anlaştılar.

Irak ve Türkiye tarafı Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin üçüncü toplantısının ardından ortak bildiri yayınlandı.

Yayınlanan dokuz maddelik ortak bildiri şöyle:

“1. İki taraf, iki ülke arasındaki ilişkilerin temelini oluşturan toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı çerçevesinde, karşılıklı güvenlik ve istikrarın sağlanacağını ve birlikte terörle mücadele etmeyi benimsediklerini vurguladı.

  1. İki taraf, Başika Kampı’nın bir Irak kampı olduğunu vurguladı.
  2. Irak tarafı, Başika kampı hususundaki tutumunun sabit olduğunu belirterek, Türk tarafının kuvvetlerini çekmeye yönelik süreci başlatması ve bu meselenin sona erdirilmesi gerekliliğini vurguladı.
    Türk tarafı, Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu yineledi.
  3. İki taraf, aralarındaki ticari ve ekonomik işbirliği düzeyinin artırılmasının, terörden zarar gören bölgelerin yeniden inşasının ve iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların hayata geçirilmesinin önemini vurguladı.
  4. İki taraf, Dicle ile Fırat Nehirlerine ait suların yönetiminde ve ortak su projelerinde işbirliğinin artırılması üzerinde anlaştı.
  5. Türkiye Hükümeti, Ninova’nın kurtarılması ve DEAŞ’ın varlığını yok etme operasyonları kapsamında; Irak Silahlı ve Güvenlik Kuvvetlerinin elde ettiği kayda değer ilerlemeyi takdirle karşıladığını belirtti.
  6. İki taraf, topraklarında herhangi bir terör örgütünü bulundurmayacaklarını ve iki ülkenin milli güvenliğini tehdit eden herhangi bir faaliyette bulunulmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.
    İki taraf, Uluslararası Koalisyon’un DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadelede işbirliği içinde hareket edeceklerini belirtti.
  7. İki taraf, iki ülke halkları arasındaki kültürel ve sosyal bağların kuvvetlendirilmesi, iki ülke vatandaşlarının kaynaşmalarına imkân sağlanması için kültür ve turizm alanında kapsamlı bir atılım yapılması gerekliliğini vurguladı.
  8. İki taraf, ortak stratejik vizyon temelinde çıkarları ve sınamaları belirleyerek, bölgede güvenliğin ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmak, ayrıca mezhebi ve etnik kutuplaşma dahil bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden tüm faktörleri bertaraf etmek üzerinde mutabık kaldı.”

Türkiye ve Irak’ ın yaptıkları açıklamalar ve üzerinde anlaştıkları 9 maddelik antlaşma metninin açıklamasından sonra İran Dini lideri Ali Hameyni yaptığı açıklamada; Türkiye ve Irak yakınlaşmasının bölgenin istikrar ve güvenliği açısında çok önemli gördüklerini vurguladı.

Türkiye’ nın Irak’ ı ziyaret etmesinin amacı; Şengal ve Kandil’ de PKK güçlerine karşı ortak operasyon düzenlenmesinde Irak hükümetinin olurunu almaktı. Ama üzerinde anlaştıkları maddelere göre Irak hükümeti Türkiye’ den Irak’ ın egemenlik haklarını ihlal etmemelerini ve Askeri güçlerini Başık’ tan çekmelerini talep ettikleri, PKK güçlerine karşı ortak operasyon düzenleme önerilerine destek vermedikleri buna karşılık Irak topraklarından PKK’ nin Türkiye’ye saldırmalarına müsaade etmeyecekleri güvencesini verdikleridir. Türkiye’ nin Başık askeri üssünden askerlerini çekme önerisine razı olmadıkları 2. Plan gereği PKK’ ye operasyon düzenlenmesi için Kürdistan bölge hükümetine ( PDK ) yöneldikleridir.

PDK üst düzey yetkililerinin özellikle Neçirvan Barzani’ nin yaptığı açıklamada ‘’Eğer PKK Şengale terk etmeye razı olmazlarsa bizler PDK olarak PKK’ ye karşı askeri güç kullanmaya hazırız ‘dedi, bu mesaj şunu net bir şekilde ortaya çıkarıyor ki PDK Türkiye’ nin yerine vekalet savaşı vererek PKK’ yi Şengal’ den çıkarıp ikinci kezez Şengal’ e egemen olmak istiyor. KCK sözcülerinden Serhad Varto  da Şengal’ ın terk edilmesi konusunda Neçirvan Barzani’ ye verdiği cevapta, ‘’Bizim Şengal’ de bulunmamız bir ihtiyaçtır. Halen Şengal üzerinde IŞID tehlikesi ve 2. Şengal jenosidinin tekrarlanma riski vardır. Eğer Türkiye güçleri Başık askeri üslerinden çekilirlerse bizler de Şengal’ de kalıp kalmama meselesini karşılıklı diyalogla çözeriz…..’’

PKK sözcüsünün yaptığı açıklamaya göre Şengal’ den çekilmeye razı olmayacaklarıdır.

Diğer taraftan Irak hükümeti yaptığı açıklamada ‘’ DİAŞ  işgalinden kurtarılan, özgürleştirilen topraklar Musul’ un kurtarılma operasyonundan sonra idari olarak Merkezi Irak hükümetine bağlanması gerekir ‘’

Verilen mesajların amacı ve karşıt demeçlerin hedefi şunu ortaya çıkarıyor, Musul olayında olduğu gibi Şengal ve Başık askeri üssü dosyasında dış güçlerin müdahalesine zemin hazırlıyor olabilir.

RUSYA, İRAN VE TÜRKİYE ANTLAŞMASININ KÜRD SORUNU ÜZERİNDEKİ KAYGI VE KORKULAR

  1. Kürdler sadece savaşçı güçler olarak görülebilir, görüşmeler sürecinde Kürdlerin bir aktör olarak görüşmeler sürecine dahil edilmemesi ve Kürdlerin önemsenmesi. Astana görüşmeleri bu konuda güçlü bir belgedir. YPG Astana görüşmelerine dahil olmak için yaptığı bütün girişimlere rağmen Türkiye’ nin muhalefeti doğrultusunda YPG Astana görüşmelerine dahil edilmedi, Rusya ve İran bu konuda sessiz kalmayı tercih ettiler.
  2. Düşmanların Kürdlerin kazanımları konusunda ayağa kalkıp dostların da Kürd talepleri konusunda ısrarcı olmamaları.
  3. Kürdler bu konuda kendileri ısrarlı olmayıp, kendi siyasi düşünce ve görüş ayrılıklarını öne çıkardıklarında sonuçta kimse Kürdlerin siyasi dostu olmaz.
  4. Kürdistan’ ın Güneyinde Heşdi Şabi güçlerinin güçlenmesi ve Xaneqin-Halep hattında ısralı olmaları Şii güçlerinin Kürdlerle karşı karşıya gelmelerine neden olacaktır.
  5. Kürdlerin parçalanmışlığının sürmesi, tehlike olarak görülmemesi ve bunun çözülmemesi durumunda, Kürdlerin karşı karşıya getirilmesi zor olmayacaktır.
  6. Rusya’ nın Güney Batı Kürdistan’ da Kürd güçlerini ABD’ nin müttefikleri olarak görmesi, yardım etmemesi ya da ABD’ yi terk etmelerini istemesi ve bunu talep etmesi durumunda ve Kürdlerin desteksiz kalmaları-manevra alanlarının daralmasına yol açacak özellikle ABD ve Rusya arasında seçim yapmaya zorlandıklarında.

SONUÇ :

  1. Suriye’ ye ilişkin Moskova antlaşması ve 3’ lü ittifak ( Rusya, İran ve Türkiye ) birinci derecede Esad rejimi, Rusya ve İran’ın çıkarları doğrultusunda olup Suriye muhalefetinin zararınadır. Bu antlaşma aynı zamanda Türkiye’ nin çıkarlarına da hizmet etmektedir. Moskova antlaşmasında Güneybatı Kürdistani güçlerin hareket ve nüfuz alanlarının daraltılması ve Kürd halkının kazanımlarının yok edilmesi hedef alınmıştır.
  2. Rusya, Sovyet rejiminden sonra ilk kez bir ülkenin içişlerine bu şekilde müdahale ediyor. Bu aynı zamanda ABD’ nın dışında kendi ülkesinin sınırları dışında başka bir ülkenin içişlerine bu denli büyük çapta bir müdahale eden ilk ülkedir. Bu durumda iki sonuç ortaya çıkıyor 1- Rusya kendine olan inancını yeniden kazanmıştır. 2- ABD’ nin Bölgede eski rolü kalmamış, zayıflamıştır. Bu da artık dünyamızda tek başlı bir blokun kalmadığı uluslararası arenada iki başlı blok sürecinin başladığını gösteriyor.
  3. Bu antlaşma Bölgede Sünni Arap ülkelerinin özellikle ABD’ nin başlıca müttefikleri olan Suudi Arabistan ve Katar’ın etkisizlik ve güçsüzlüğünü ortaya çıkarıyor. Bu antlaşma bir Arap ülkesinin geleceğine ilişkin, bir Arap ülkesinin geleceği Arap ülkeleri olmadan belirleniyor, hiç Arap ülkesi ittifaka dâhil edilmiyor ve görüşmelere çağrılmıyor.
  4. Türkiye’ nin Suriye muhalefeti ve silahlı güçlere yardımının önlenmesi, Türkiye’ nin nüfuzu-egemenliğinin Suriye bölgesinde Sünni Araplar ve Sınırlarına yakın olan Türkmenler içersinde azalmasına neden olur. Türkiye’ nin bu tavrına karşı Türkiye içinde ve dışında, Türkiye’ ye karşı ikinci bir cephenin açılmasına neden olabilir.
  5. DAİŞ ve El Nusra cephesinin zayıflatılmasından sonra Türkiye ve İran Suriye devletinin geleceğinin belirlenip şekilleneceği süreçte; Suriye-Güneybatı Kürdistan’ da Kürd kazanımlarının zayıflatılması ya da yok edilmesi için ortak askeri bir operasyon düzenleyebilirler.
  6. Rusya ve Türkiye’ nin yakınlaşması ve ilişkilerinin normalleşmesi İran’ın Rusya tarafından atıl duruma düşmesine-göz ardı edilmesine neden olabilir. İran Rusya tarafından eskisi gibi fazla önemsenmeyebilinir. Türkiye ve Rusya’ nın yakınlaşması İran-Rusya ilişiklerinde çatlaklar oluşturabilir. Örneğin, Suriye’ de savaşın durdurulması ve ateşkes uygulaması Türkiye ve Rusya arasında yapılan görüşmeler sonucu yapıldı ve İran’ a danışılmadı.
  7. Aktuel olarak Rusya-ABD ilişkilerine dair analizler yapılıyor, birçok senaryolar öne sürülüyor. Öne sürülen senaryolardan birisi özellikle Suriye dosyasında ABD-Rus ilişkilerinin daha da kötüleşmeye doğru yol alma zeminin açık olduğu şeklindedir..Bu gruba dahil olanlar Obama iktidarının son döneminde Rusya’ nın Amerikan seçimlerine Donald Trump lehine siber ataklarla müdahale ettiğini, seçim sonuçlarına etkide bulunduğu gerekçesi ile 35 Rus diplomatını sınırdışı etmesini örnek gösteriyorlar. Diğer görüş ise Donald Trump döneminin başlaması ile ABD-Rus ilişkilerinin yeni bir sürece doğru yöneleceği, yakınlaşmaya – iyileşmeye doğru gideceği, bu konuda D. Trump ile V. Putin arasında olumlu sinyallerin olduğunu ifade ediyorlar.
  8. Ortadoğu’da yaşanan hengamelere rağmen Rusya-Türkiye ve İran geçici de olsa, ortak stratejik hedefler doğrultusunda bir araya gelmeye, birlikte hareket etme imkanı buldular. Suriye dosyasında ortak bir program doğrultusunda çalışıp Suriye’ de Savaşı durdurdular, ateşkes ilan ettiler, Kazakistan’ ın başkenti Astana’ da konferans düzenlediler. Buna rağmen bu üç devlet resmi ulusal stratejik politikalarda her zaman farklı kulvarlarda ve birine karşıt pozisyonlarda konumlanmışlardır. Bundan dolayı bu 3 ülkenin uzun vadeli stratejik dostluklar kurup sürdürmeleri ve kesin sonuçlar almaları oldukça zordur.

Yazan ve Hazırlayan: Dr. Serdar Aziz-Geylan Ebas

Sbeiy 

Çev : Rojhat Badikî

Not: Bu yazı GORRAN Hareketine bağlı “ Jurî Tujîneweyî Sîyasî Bizutneweyî Gorran “ tarafından hazırlanıp Kürdistan halkının bilgisine sunulmuştur.