FARKLI TOPLUMLARDA DAVRANIŞ ŞEKİLLERİ

787

Davut Kurun

Kişilerin davranışını belirleyen normlar, sosyo-kültürel, ekonomik, siyasal, dinsel ve coğrafi ortama bağlı olarak farklı şekillerde gelişir ve temel kimliklerini de bu ortama bağlı olarak kazanır.

Toplumlar farklı şekilde kategorize edilir. Sömürgeci ve sömürge ülkeler, emperyalist ülkeler ile gelişmekte olan ya da “az gelişmiş ülkeler”, sanayileşmiş ülkeler, yarı-feodal ülkeler gibi farklı şekillerde ayırmak mümkündür. Ancak ben bu ülkeleri kurallı ve kuralsız ülkeler şeklinde sınıflandırarak kişilerin davranış şekillerini kategorize etmeye çalışacağım. Anlaşılması için genelleme yapmak zorunda kalıyorum. Çünkü genelin istisnaları da çoktur, bu konudaki itirazları biliyorum, ancak genel kural yine de değişmez.

Kurallı toplumları A, kuralsız toplumları B ile göstererek farklılıklara işaret edelim.

A-Hukukun üstünlüğü vardır, herkes kanun karşısında eşittir, herkes kurala uyar.

B- Kişilerin üstünlüğü var, kuralları güçlü kişiler belirler, kişi tapıcılığı var.

A-Bilgiye önem verirler, insan yeteneğine göre toplumda yerini belirlerler.

B- İnanca-dine önem verirler, insan ahlak ve inancına göre toplumda yerini belirler.

A-Bilim ve kendi mantığı temelinde hareket eder.

B- Bilinçaltı güdüler (haz, öfke, kin, cinsellik, sevgi vb.) ile hareket eder, kadercidir.

A-Düşünceyi tartışır, özün özünü temel alır.

B-Düşünceyi değil, kimin düşüncesi olduğuna bakar, kişileri tartışır.

A- Başarıyı hedefler.

B-Huzuru hedefler.

A-Sonuçlardan hareket eder.

B-Sebeplerden hareket eder.

A-Herkes kurallara uyduğu için düzen ve uyum var.

B- Keyfilik, uyumsuzluk ve düzensizlik var.

A-Durağan, düzenli ve içe dönüktür.

B-Canlı, düzensiz dışa dönük ve heyecanlıdır.

A- Ürettiği kadar tüketir.

B- Ürettiğinden fazla tüketir, lüks yaşamını gösterme eğilimindedir.

A-Kişi ve toplumun tepkisi önceden kestirilebilir.

B-Kişi ve toplumun tepkisi önceden kestirilemez. Bir karikatüre, espriye tepki verir.

A-Bilinçli ve prosedürlü düşünme şekli var.

B-Mozaik düşünme şekli var.

A,-Panlı ve disiplinlidir, zaman kavramına, terminlerine önem verir.

B- Plansız ve disiplinsizdir. Zamanı keyfine uydurur. Kendisine serbestîlik tanır. Toplantıya en geç gelen en büyüktür. En büyükle görüşme bazen haftalar alır.

A-Çalışmayı, üretmeyi sever ve yüceltir.

B-Çalışmayı küçümser, ”büyük ve kudretli insan” hizmetçi ordusuyla övünür.

A- toplumsal değişimin kuralları önceden belirlenmiş ve kişi bu değişime uyar.

B-Toplumsal sistemin değişimi zor, şiddet ve kanlı olur, kişiler kendi sistemini ve kurallarını hâkim kılmak için savaşırlar. Ortadoğu’da olduğu gibi.

A- Karşı tarafa göre tavrını duruşunu değiştirmez, kendi kurallarını doğrularını temel alır.

B- Karşı tarafa göre tavır alır, kendi doğruları kuralları yok, karşı tarafa göre yerini belirler, tepkisel düşünce sistemi var. Eleştireldir, kopyacıdır, karşı tarafın kusurunu kendi kusuruna mazeret yapar.

A-Suç işleyenin cezasını mahkeme verir.

B- Suç işleyenin cezasını mağdur kendisi verir.

A- Öğrenme yolları, daha çok görsel ve işitseldir ve nispeten hızlıdır.

B- Öğrenme yolları daha çok dokunsaldır, nispeten yavaştır.

A-İhtiyacı olan bilgiyi alır ve uzmanlaşır, uzmanlık alanı dışında çok şey bilmez. Bu nedenle plan dışı bir iş ya da bir afet durumunda şaşırır, ne yapacağını bilmez.

B- Her bilgiyi toplar ve her işi yaparım der ama hiç bir alanda uzman değil. Afet durumunda ya da plan dışı bir işe daha alışıktır ve yatkındır.

A- Her işte sıralamaya göre, akıl (bilgi) , kol (emek güç), yürek (istek, cesaret) temel alır ve buna göre planlama yapar ve üçünü koordine eder.

B- Önceliği tersten alır. Yürek ( istek, ahlak) kol (güç) akıl ya da bunlardan biri olur.

A-Müzakere edilen bir konu ya da metnin özü hakkında konu ile ilgili eksik ve hataları belirterek ortak bir sonuca ulaşmaya çalışır.

B- Tartışılan konu ya da yazı hakkında konuşmaz, yazarı hakkında kişisel suçlama yaparak sonuçsuz bırakır, uzlaşma kültürü yoktur. Herkes düşüncesinden çok kişiliğini dayatır, düşüncesinin onaylanmamasını düşmanlık olarak kabul eder.

Bu tabela daha da uzatılabilir. Bu sınıflandırma mutlak değil, kesin değil, genelleme var. Sadece kuralsız toplumlar hakkında bir fikir verebilir. Bu yeni oluşan siyasal psikoloji dalı incelenmesi gereken bir konudur.

Diğer bir gerçek Batı toplumları bu alana çoktan el atmıştır. Siyasetin de savaşın da yarısı psikolojik savaş ve algı operasyonlarıdır.

Teknolojinin gelişmesi ve yaygınlaşması devletlere bu alanda büyük imkânlar yaratmıştır. Türk TV kanallarına bakınca hemen tamamına yakını dini konularda sohbet, ilahiler, cin çıkarma, ibadet vs. Batı ya da kurallı toplumlarda olmayan konuları işliyorlar. Toplumları hipnotize ederek bilinçaltı güdüleri olan his, haz, cinsellik, kin, nefret, korku, cesaret, ahlak tanrı vb güdüleri güçlendirerek toplumu arzuladıkları gibi formatlıyorlar. Yani Algı operasyonu yapıyorlar. Bu da psikolojik savaşın siyasi boyutudur. Bu toplumlarda kişinin özgür düşünme ve bilimsel çaba alanı oldukça daralıyor. Türk devleti uluslar arası ödül alan kendi toplumundaki fikir adamlarını bu nedenle hain ilan ederek dıştalamaktadır.