FARC ve Kürdistan…

856

Necat Demirci

Barışseverlerin yeni fetişizmi! Kolombiya’da marksist-leninist silahlı gerilla gurubu (tam adı Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri) henüz çevirisi dahi elimize ulaşmamış bir metin üzerinde ”barış” anlaşması imzaladılar. FARC devrimci mücadeleye devam edeceklerini de söyledi… Kolombiya, işgalci güçlere karşı ulusal direniş değil, ülkedeki komünist partinin silahlı kanadı olarak ortaya çıkan gerilla ordusu idi… Oturmuşlar, kendi ülkelerinde egemen güçler ile, iç-dış gözlemcilerin de şahitliği ile barışmışlar. Toprak işgali, bir devletin bir ülkeyi egemenliği altına alması, dört parçaya bölüp, peşkeş çekmesi, dilini, müziğini, yaşamını, sanatını, tarihini, ülkelerindeki tüm birikimi yok eden, emperyalizmin paylaştığı topraklardan ve tüm bu tarihsel örgü içerisinde dayatılmış bir savaştan bahsetmiyoruz.

Bu durumda tekrar soralım, Kürdistan’daki barıştan ne anlıyorsunuz? Kimler kimin ile barışacak? Hangi toprak paylaşımının üzerine barış inşa edeceksiniz?

Elbette bu soruların asıl muhaTTapları (!) cevap vermeyecek hiç, çünkü bu yakıcı sorular, egemen-ezen ulus aidiyetlerini ve onların yüce devletinin sömürge kurumsallığını yer ile yeksan edecek, tüm meşruluğunu yok edecek tarihsel sorulardır. Kendine ”komünist” gömleği giyen ”ağabeylerin” bile FARC’ın gerilla mücadelesinden Kürdistan’a barış devşirmeye çalışmaları aslında ideolojik olarak ne yana düştüklerini ve ezen ulus kimlikleri ile ne kadar BARIŞık olduklarını da gösteriyor! Kürdistan’daki işgal, sömürge ve soykırım ile kurmuş oldukları bu tarihsel ilişki ve aidiyet onları bu savaşın bir tarafı da yapıyor. Çünkü kendi kimlikleri ile yüzleşip, işgalci ve soykırımcı bir devlet ile kurmuş oldukları akrabalığa son verecek tarihsel bilinçleri gelişmemiş, birer ideolojik asalaktan ibaretler…

Peki, ”yoldaşlar”, hatırlatalım;

Kürdistan’lılar topraklarında süren paylaşım savaşının gönüllü tarafları değildirler! Doğdukları andan itibaren, zamana yayılmış bir soykırıma, işgale ve sömürüye doğdular! Kürdistan’lı siyasilerin, Kürt’çe bilip bilmediğini sorgulayacak kadar alçaklaşmış, onursuz bir egemenlik altında, sömürgesini yine onun kimliği ile dilini sınayarak, gözlerimizin içine bakarak, tüm düşmanlığını ana dilini öğrenememiş, sömürge kurumsallığında dili kopartılmış birisi üzerinden medya ve iktidarı ile hepimize hatırlattı! Siz yoldaşlar, bu alçaklıkla barışık mısınız? Savaşı sizin varlığınızın, bedeninizin, kimliğinizin orta yerine inşa etmiş Türk devleti ve sömürgeciliği ile aidiyetiniz ne durumda? Vedalaşamadınız mı ezen ulus kimliğiniz ile? Varoluşunuzu işgal etmiş, sömürge kurumları, düzenli orduları, işgali, soykırımı, yurttaşlığınızı soyunup, çırılçıplak birer insan olarak, tüm bu aidiyetinizi ezip, paramparça ederek ezilen ulusun yanı başında barış için işgale son, soykırıma son, Kürdistan bir ülkedir, Kürtler bir ulus diyebiliyor musunuz?

Barış, Kürdistan ulus ülke gerçekliğidir, kimse bize bunu unutturamaz, sizin sahte yoldaşlığınız bile…