EVET Mİ, HAYIR MI, BOYKOT MU?

267

Davut Kurun

Ağzında bir damla suyla giden karıncaya sormuşlar ” aceleyle nereye böyle?” Karınca, ”komşunun evinde yangın var, su taşıyorum”. ”Bir damla suyla yangını nasıl söndürürsün?” denince karınca, ” olsun safım belli olur”

Bizim, yani ulusal ve demokrasi güçlerinin safı bellidir. Bugün, varlığımızı inkâr eden evimizi kundaklayan güçlere karşı saf tutmak zorunlu ancak yeterli değil. Görev, suçu sabit bu kundakçıları engellemek, saf dışı etmektir.

Sorunu sadece kendi özgülümüzde değerlendiremeyiz, bölgesel ve dünya konjonktürü içinde değerlendirerek tavrımızı belirleyebiliriz.

TC’ nin kendi realitesi ve çıkarları temelinde sunduğu ikilem, evet veya hayır ikilemi yanlıştır, tuzak bir sorudur, cevabı da yanlış olur. Tavrımızı ve cevabımızı, belirleyen temel ilke şudur. Evetçilerin başını çeken AKP-MHP koalisyonu ile Hayırcıların başını çeken CHP, Kürdistan ve etnik azınlıklar konusundaki, din, inanç ve kültürel azınlıklar konusundaki, demokrasi konusundaki program, görüş ve tavırlarına bakmamız gerekir. Bunlar bizimle bir gelecek düşünmeleri bir tarafa, bizimle yan yana görünmek bile istemiyorlar, AKP olduğu kadar CHP de kürdistan ve demokrasi düşmanlığı yapmaktadır. CHP Türkiye’nin ve bölgenin sorunları temelinde bir anayasa önermiyor, ‘Başkanlık Sistemine’ karşı ‘hayır’ diyor. Kanlarımızla kızıla boyanan Türk bayrağı ile meydanlara iniyor. Evetçiler de hayırcılar da yanlarında Kürdistan devrimci ve demokrasi güçlerini istemiyorlar.

Kürdistan’da ‘Evet’ diyenlerin ciddi bir varlığı yoktur, olamaz. Kürdistan siyasi kesimleri içinde ‘Hayır’‘Boykot’ mu tartışılıyor. Bu tartışmalar bazen dıştalamaya, saflaşmaya kadar götürülüyor. Yanlıştır, çünkü birliğin ve ayrışmanın temeli olacak bir sorun değil, sistemin kendi iç sorunudur. Evetçilerin de hayırcıların da başını çeken sistemin iki temel gücüdür. Hayır diyen arkadaşları, daha çok ”ehven-i şer” olanı tercih etmelerini anlıyorum. Ancak şunu da hatırlatalım ki, Kürdistan konusunda her iki kesim de ortak tavıra, devlet politikasına sahiptirler. Hatta bizim olduğumuz yerde bize karşı birleşirler. Onlar kendi sorunlarını kendi içlerinde tartışınca iç çelişkileri daha da derinleşir. Bırakın kapışsınlar. HDP, evet ile hayırcıların ortak tavrı ile etkisizleştirilince, CHP daha uzlaşmaz oldu, hayır demeye başladı. Bu nedenle diyoruz ki, Kürtler, Türklere demokrasiyi getiremezler, aksine Kürdistan korkusu onları daha da tekçileştirerek diktatörleştirir. Diktatörleştikçe, Suriye ve Irak benzeri sorunlar kördüğüme dönüşür ve çöküşe gider. 

Bizim bu konuda istesek de yapabileceğimiz fazla bir şey yoktur. Geleceğimize odaklanalım. Güçlerimizi birleştirelim. Her milletin tarihinde kaderlerini belirleyen anlar var, bizim tarihimizde de bugün Kürdistan’da süren savaşın sonucu belirler. Geleceği kazanmanın iki yolu vardır. Birincisi, kendi gücümüz, birliğimiz ve doğru politikamız, ikincisi de bize karşı savaşan güçlerin zaafları ve hatalarıdır. Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de çöken politikalarda ısrar etmekte ve uluslararası alanda destek bulamamakta, Kürdistan’ın yükselişi önünde engel olamamaktadır. Olayı ve tavrımızı bu noktaya göre belirlemeliyiz. Başka bir deyimle, Ortadoğu’da, bir taraftan dinci ve ırkçı faşist diktatörlükler, diğer tarafta merkezinde Kürdistan’ın olduğu, bölgenin devrim, demokrasi güçlerinin safları arasında uluslararası düzeyde süren bir savaş vardır. Bu savaş herkesin kaderini ve geleceğini belirler. Türk devleti de bu savaşın merkezine dahil oldu. Yeni anayasa arayışları ve tartışmaları da, çöküşü önleme, ayakta kalma çabalarıdır. Korkunun ecele faydası yoktur. Kürdistan, yeni Ortadoğu ve yeni demokratik Türkiye kaçınılmazdır. Bu bir ütopya değil, gerçek ve tartışılan, realize edilmeye çalışılan aktüel bir durumdur. Bizim tavrımız, devletin egemen iki gücüne yedeklenmemeli, onların yanlış ve tuzak ikilemlerine göre tavır almamalıyız. Onların ikilemlerini red ediyor ve BOYKOT diyoruz. Kaldı ki onlar da bizi kabul etmiyorlar. Biz kendi doğrularımıza ve değerlerimize odaklanalım, birleşelim, güçlenelim gelecek hakkında söz ve yetki sahibi olalım. Güç ve birliğimize sahip olmadığımız sürece, boykot, evet, hayır, demenin hiçbir kıymeti harbiyesi olmaz, kimse de ciddiye almaz. Olsa olsa karınca kadar safımız belli olur. Ama biz bugün sonuç alma konumundayız, bu misyonla hareket etmeliyiz, tavrımızı belirlemeliyiz

02.02.2017.