Endüstriel Kirlenme İçindeki Hayatlarımız ve Sömürgeciliğin Bir Diğer Yüzü

684

Fırat Behrewan

Kocaeli’ye yolunuz düştü ise organize sanayi bölgeleri, fabrika atıkları, kirli deniz, genetik hastalıklar vb konular size hiç yabancı gelmeyecektir.  Zira İnsanın içini burkan manzarasıyla her şey gözle görünür durumdadır.

Bütün bu kirliliklerin anası konumuna gelmiş Dilovası’nın endüstriel örneği…

Dilovası, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en kirli hava koşullarına sahip bölgesidir. Hem “Londra tipi hem de Los Angeles tipi hava kirliliğinin” bir arada görülmesi özelliği ile de dünyada ender bölgelerden bir tanesidir.

Konuştuğum insanların anlattıklarına göre, orada yaşayan kadın, erkek, genç, yaşlı herkesin bir sağlık sorunu mutlaka varmış. Kanser vakaları almış başını gidiyor, bizzat konuştuğum çocukların nerdeyse hepsinin kalıcı hastalığı var. Bebeklerin genetik hastalıkları da buna dahildir…

Konu ile ilgili Onur HAMZAOĞLU hocanın bir raporu mevcut. Raporun bir kısmında Onur hoca, 6 ay boyunca sadece anne sütüyle beslenen bir bebek, ortalama 150 litre anne sütü tüketir. “Dilovası’nda ortalama bu miktarda süt emerek beslenen bir bebeğin, annesinden 51 mg alüminyum, 6592 mg çinko alma riski vardır” diyor.

Bu yönünün yani sıra Dilovası sosyolojik yapısı ve tarihi geçmişi ile de oldukça trajiktir.

Dilovası, nüfusunun büyük bir kısmı Kürdistan’dan göçetmiş/ettirilmiş kitleden oluşmaktadır. Tarihlere baktığınızda bu göçlerin büyük bir kısmı 90’larda  köy boşaltmaları, zorla göç ettirme zamanlarına denk geliyor. Devletin bilinçli bir politika ile bu insanları buraya göç ettirdiğine üzülerek tanık oluyoruz.

Dilovasi, Türk burjuvazisinin, yakılan köyünün dumanından kaçan halkı dev fabrikaların dumanı ile boğma projesidir. Ucuz işgücü ve kirli yaşam koşullarından kaynaklı zamana yayılmış süreğen ölüm şekli ile sömürge kitlesini bir de ‘emek-sermaye’ çelişkisi üzerinden vahşi kapitalizmle yüzleştirmesidir.

Buradan anlıyoruz ki, 90’lardaki bütün o katliam ve göçertmelerin ekonomik boyutu inceden düşünülerek ve hesaplanarak yapıldığını ifade edebiliriz.

Şimdi de bu insanların bütün hayatı, çocuklarının geleceği ekonomik altyapı tarafından öyle bir dizayn ediliyor ki yeryüzünde hicbir örnek Marks’ın “ekonomik altyapı’nin insan hayatı üzerindeki etkisi” tezini bu kadar iyi doğrulamaz belki de.

Dilovası örneği ayrıca bana şunu da göstermiştir; Kürdistan mücadelesi büyük bir ekonomi mücadelesidir. Kolonyalizmin doğrudan sonucu budur. Yani sömürge ekonomipolitiğin vahşi uzanımı….

Kafa yormamız gereken asıl konulardan biri  budur….