EMPERYALİZM, SÖMÜRGECİLERİMİZ ve KÜRDLER

673

H.Hüseyin Yıldırım

Birbirlerinin yabancısı olmayan üç olgu.

Hem dost, hem düşman.

Ne zaman dost, ne zaman düşman olunur çıkarlar belirler.

Çıkarlar hem çakışır, hem çatışır.

Sorun bu ilişki ve çelişkiyi kavramak. Çıkarına uygun olarak kendini programlamak ve pratikleşmektir; bu kazandırır, tersi kaybettirir.

Haklı olmak zafer için yetmez, zaferin teminatı güçtür.

Kürdler bilinen tarih içinde hep savaştılar, ağır bir bedel de verdiler ama zafere ulaşamadılar. Nedeni düşman karşısında güçsüz olmalarıydı.

Kürdistan işgal edilmişti. Kürd millet egemenliği gasp edilmişti. Kürd milleti bunu kabullenmedi. Elde silah işgal güçlerine karşı ölümüne savaştılar. Fakat düşmanı ülkelerinden kovamadılar.

Neden?

Çünkü Kürdler işgalcisine karşı savaştığında onların yanıbaşlarında Doğulu ve Batılı güçleri buldu. Her türlü desteğii sömürgecilerimize veriyorlardı. Onlarlad a savaşmak zorunda kaldı. İstemese de realite buydu. Bu nedenle hep kaybeden taraf oldu.

Deyim yerindeyse dünya bir taraftı, Kürdler bir taraftı. Bu koşullarda Kürdler tek başına tüm dünyayı yenemezdi. Askeri olarak yeniliyorlardı ama siyasi olarak teslim olmuyorlardı.

Kürdler yeniden toparlanıyor ve yeniden savaşıyordu. Derken Sovyet Blok’u dağıldı. ABD tek süper güç olarak sahne aldı. 21. Yüzyılın projesini yaptı. Dünyaya yeniden şekil verilmesine karar verildi. Balkanlardan başladı. Mevcut sistemi değiştirdi, yerine yeni bir sistem oturttu.

Sonra yaşadığımız Orta Doğu coğrafyasına el attı. Fas’tan Pakistan’a kadar 22 devleti yıkacaklarını, yeni sınırlar çizeceklerini, yeni devletler inşa edeceklerini deklare ettiler.

Bu işi Afganistan’dan başlattılar. Sonra Irak’a el attılar. Derken “Arap Baharı“ dedikleri fırtına koptu. Birçok devlet yıkıldı. Birçok diktatör alaşağı edildi. Bu ülkeler kaos ve trajedili bir sürece havale edildi. İç dinamiklere şimdilik birbirinizle uğraşın deyip kendisi Suriye’ye uzandı.

Suriye, Batı için önemliydi. Orta Doğu’ya hükmetmenin anahtarı da denilebilir. Rusya’nın egemenliğindeydi. Her ne pahasına olursa olsun düşürülmeliydi. Bu iş Kürdlersiz olmazdı. Kürdler hazırdı. Genç, dinamik, diri bir potansiyeldi. Sömürgeciye duyduğu kin, nefret, bağımsızlığa ve özgürlüğe olan susamışlığı ile birleşince ihtiyarıyla, genciyle çok kısa bir sürede organize oldular. Yanıbaşında artık Batılı güçler vardı. Kim tutabilirdi ki onları. Şu an tüm dünyanın gıpta ile sempati duyduğu özgürlükçü bir güç olarak kabul görülüyor.

Fakat bu gelişmeden rahatsız olanlar da yok değildi. Başta sömürgecilerimiz ve onların kapısında kapıkulu olan Kürdlerdir bunlar. Kürdistan’ın bu parçasında yükselen Kürd ilerlemesini engellemek için elbirliği ile her türlü yol ve yöntem kullanılarak zaafa uğratmak için ellerinden geleni yaptılar, halen de yapıyorlar.

Silahlı yöneldiler. Haklarında akla hayale gelmeyen yalan haberler uydurdular. Son olarak da “ABD, Kürdleri kullanacak ve sonuçta satacak,“ deyip ekabirlik yapmaktalar.

Olur mu, olmaz diye bir şey yok. Bu bir ihtimal ama ABD’nin Kürdleri bir statüye kavuşturacağını düşman da biliyor. Şu anki yaşananlara bakıldığında tüm Kürd düşmanlarını karşılarına aldıkları ve yatırımlarını Kürdlere yaptıklarını düşmanın bile kabul ettiği bir gerçek iken kimi Kürdlerin „Güneybatı Kürdleri satıldı, ha satılacak“ telallığını yapmaları ancak düşmanın kapısında yalakalık yapmakla tanımlanabilir.

Merak ettiğim bu zevatın niye bir Kürd gücünün yenilgisini bu kadar istedikleridir. Ellerine ne geçecek bu zevatın? Anlaşılan kölelik bu zevatın ruhuna işlemiş. Çokça memnun oldukları görülüyor. Ehhh bazı arkadaşlarımın çok zoruna gitse de ihanet böyle bir şey olsa gerek. Ha bu arkadaşlarım ihanet edenleri, “Politika yapıyorlar,“ biçiminde tariflemeye devam edebilir. Dünyanın tersine dönecek hali yok ya.

Soruna gelirsek şunu net olarak söylemek mümkün. Kürdlerin aydını ve siyasetçisinin ezici çoğunluğu GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) nin ruhunu anlamış değildir. Bu kesim hala soğuk savaş dönemi politikasının girdabında debelenip duruyor. ABD’yi düşman olarak biliyor.

Dost ve düşman kavramları neye göre belirlenir? Ezeli ve ebedi dost ve düşman olur mu? Bu soruların doğru cevabı verilirse dost ve düşman tanımlaması yerli yerine oturur.

Evet eskiden ABD, sömürgecilerimizi her alanda desteklediği için Kürdler ABD’yi düşman görüyordu. Ki haklılardı ama şimdi aynı ABD bu kez düşmanlarımıza karşı Kürdleri destekliyor. O halde karşımızda eski ABD yok, yeni ABD var. Yeni ABD de düşmanımız değildir. Ki dostluk elini uzatmışlar. Kürdler bunu ret mi etsin?

ABD düşmanlığını Kürdlere dayatan kim? Ezeli Kürd millet düşmanları olduklarını bilmeyen mi var? Bilmeyen varsa söylemiş oldum. Bunların bizi yönlendirmesine evet mi diyelim? Kuşkusuz hayır.

Soğuk savaş dönemini yaşamıyoruz. Orta Doğu’ya eskiden verilmiş statükonun değiştirilmeye çalışıldığı bir süreç yaşıyoruz. Eski statüko Kürdleri boğuyordu. Bekçileri de sömürgecilerimizdi. Koruyucuları da Doğulu ve Batılı emperyalist güçlerdi. Fakat şimdi bu güçler sömürgecilerimize savaş açmıştır. Kürdlerin önünü açmıştır. Kürdistan’ın Güneyi’ni bağımsızlık arefesine taşımıştır. Güneybatı’yı güç yapmıştır. Ülke topraklarının birleşmesine, özgürleşmesine yardımcı olmuştur. Kürdleri Akdeniz’e ulaştırmaya çalışıyor. Sömürgecinin ve ihanetin karşı çıkmasına karşın Kürd askeri yapılanmasını modern silahlarla donatıyor.

Tüm bu gelişmeler ABD’nin canı sıkıldı diye mi yapılıyor? Kuşkusuz hayır. Çıkarı gereği olarak bunu yapıyor. Kürdlerin de bunda çıkarı var. Kürdler ABD çıkarı var diye kendi çıkarlarından vaz mı geçsin? Düşmanın beklediği budur. İhanetin umduğu budur. Sömürgecinin “toprak ve siyasi birliğini“ni savunmanın amacı da budur.

Kürdler bu tuzağa düşmemelidir. Bağımsız Kürdistan’ın programını yapmalıdır. GOP’de Kürdlere ilişkin olan programına uygun olarak kendini örgütlemeli ve pratikleştirmelidir. Kürdlere kazandıracak politika budur.

26 Mayıs 2017