ELDE ATEŞLE RÜZGARA YÜRÜMEK

762

Mahmut Alınak

Dün bu sayfada bir okurla küçük bir sohbetimiz oldu. Okur, dün yayınladığım ZAMAN HIRSIZLARI başlıklı makaleme yaptığı yorumda, “Mehmut Abe Süleyman Demirel 5 kez gitti 6 kez geldi, siz de bu partiye bir kaç kez gittiniz ve geldiniz, bizler sizin kesin dönüş yaparak son kez gelişini sabırsızlıkla bekliyoruz,”diyordu.

Ben de ona bir cevap yazdım. İşte o cevap: 

… Kardeş merhaba, dediğin gibi HDP’ye gelsem, bir de gidip Şırnak’tan tekrar milletvekili seçilsem, ne alkış alırım, değil mi? Laciverd takım elbise içinde şöyle kurumla kürsüye çıksam, hem nalına hem mıhına nutuklar çeksem, arada bir seçmene gösteriş olsun diye de hır gür çıkarsam… Sokakta herkes dönüp hayranlıkla bana bakar, gençler gelip benimle fotoğraf çektirmek için sıraya girerler. Bir de öldüğümde görkemli bir tören yapılır ki, sorma gitsin, uzun mu uzun konvoylar oluşur, “Mehmud ölmedi,”diye mezarımın başında konuşmalar yapılır, ismim alanlara, caddelere verilir, kitaplarıma şimdiki gibi ambargo uygulanmaz, kapış kapış satılır, elden ele dolaştırılır, torunlarım benim adımı verdiklerinde sihirli bir anahtar gibi tüm kapılar ardına kadar açılır.

Ve hiç kimse, bu adamı böyle göklere çıkarıyorsunuz, ama hangi siyasi geleneğin ve kazanımın altında imzası var, üstünde konuşulacak hangi projesi var, halkı hangi kalıcı mevzilere taşıdı, diye sormayacak. Sormaya cesaret edemeyecek, çünkü ismim dokunulmaz bir zırha büründürülmüş olacak. Ah, ah…kardeş, bunlar ne renkli hayaller değil mi? Bu “nimetler,” bu imkânlar beni çağırırken, ben onları elimin tersiyle iterek, tek başıma kalma pahasına, suçlanmayı ve bazen de ağır hakaretlere maruz kalmayı da göze alarak, orta yerde bas bas bağıran yanlışlıklara halkın dikkatini çekmeye çalışıyorum.

Geçerli siyasete göre aslında benim yaptığım deliliktir.

Eski bir siyasetçi, akıntıya karşı yüzme, akıntıya uy, demişti bana. Ama ben bunu yapamıyorum işte. Çünkü köyüm olan Mewreg’de çıplak ayakla kuzuya giden ve köyün çöplüğünden topladığı kavun karpuz kabuklarını yiyen o çocuktan, Mehmud’ dan kurtulamıyorum. O yüzdendir ki köyüme döndüm. Duyarlılığınızı yüreğimde hissediyorum ama kendimi de anlatma güçlüğü çekiyorum. Nasıl, nasıl anlatsam ki… Sevgilerimle