DÜZENLİ KÜRDİSTAN ORDUSU KURULUYOR

357

H.Hüseyin Yıldırım

1992 yılından bu yana Kürdistan’ın Güneyi “de fakto“ (fiilen) olarak bağımsızdır. Başta Kürdler olmak üzere dostlarının da beklentisi Kürd siyasal güçlerinin Kürdistan’da bağımsızlık ilan etmesiydi. Fakat Hewler’de iktidarı elinde bulunduran siyasal güçler bağımsızlık ilan etmeyi bir yana bırakın, izledikleri politika ile toplumda milli ruhu yozlaştırarak Kürd olduklarından utanma noktasına dek getirdi. Kürdlerin devletleşmesi bir yana itildi, Orta Doğu’ya özgü tipik aile ve parti diktaları oluşturuldu. Milletin serveti hortumlandı. Halk açlığa mahkum edildi. Bu arada sömürgeci eşikte taşeron görevi isteyerek, bilerek üslenildi.

Oysa “üst akıl“ kendilerine büyük bir olanak sunmuştu. Kürd milletini devletleştirme şansını ayaklarına getirmişti. Bunu yapmaları için koruma şemsiyesi altına almıştı. Ama Kürd siyasi güçleri ne yaptı? “Üst akıl“ın dediklerini değil, sömürgeci devletlerin politikasının gereğini yaptı.

Ki “üst akıl“ın uyarıları açık ve netti: “Milli bir siyaset oluşturun. Kendi aranızda milli birlik kurun. Devleti devlet yapan kurumları oluşturun. Bölge sömürgeci devletlerden uzaklaşın.“

Fakat Kürd siyasi hareketleri “üst akıl“ın dediklerinin tam tersini yaptı. Kürd milli siyasetini belirlemeden kaçındı. Kürd toplumu kutuplaştırıldı. Bu yetmedi Kürd coğrafyası bölündü. “Dergele sınırı“ denilen utanç duvarı örüldü. Milli birlik siyaseti ıskalandı. Tek bir devlet kurumu inşa edilmedi. Milli ordu yaratma yerine kişiye, aileye, partiye bağlı askeri birimler oluşturuldu. Milli İstihbarat hakeza. Maliye Parlamento’nun denetimi dışında bırakıldı. Kişilerin, ailelerin, partilerin denetimine alındı. Türklerin deyişiyle, “Devlet malı deniz, yemeyen domuz,“ politikası uygulandı. Var olan Parlamento’un kapısına da kilit vuruldu.

Bu politika Kürdistan halkını bizar ettiği kadar “üst akıl“ı da çok rahatsız etti. Baktı olmuyor. Üst bir askeri heyet oluşturdu. Hewler’e gönderdi. Sahadaki güç sahipleri çağırıldı. Önlerine bir plan konuldu. Peşmerge profesyonal orduya dönüşecek dendi. “Bu bir uyarı değil, uyarı daha evvel yapılmıştı, şimdi bu bir emirdir,“ dendi ve gittiler.

Bu tutum ne Irak-KDP’nin, ne de YNK’nin bir kesiminin işine gelmiyor. Fakat “üst akıl“a da planınıza uymayız deme şansları da yok. “Olur efendim,“ denildi ama bunu mümkün olduğu kadar savsaklayacakları da açık ve nettir.

Fakat Hewler Yönetimi’ne sunulan plan GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi“nin bir gereğidir, sonucudur. Kürdistan’ın devletleşebilinmesinin olmazsa olmazıdır. Şu an iktidarda olanların bağımsızlık diye bir dertleri olmadıkları için bunu şimdiye kadar ıskaladılar. Onlar savsaklayınca “üst akıl“ devreye girdi.

İnşa edilmesi düşünülen ordu “üst akıl“ tarafından eğitilen, organize edilen, donatılan, Batı Değerleri’ne bağlı modern bir ordu olacaktır. Bu ordu Kürdistan’da GOP ve Batı’nın Kürdleri Devletleştirme Projesi’nin kendi anlayışına ve çağa uygun inşa edilecektir. Yanı sıra içteki güçlerin birbirlerine karşı kullanacağı bir güç değil, vatanı dış güçlere karşı savunacak bir ordu olacaktır. Ordunun inşasının başında kendileri olacaktır. Profesyonel Kürdistan Ordusu’nun inşasının geçiktirilme veya hızlandırılması konusunda “üst akıl“ın rolü belirleyici olacaktır. İnşa buna uygun yerel güçlerle birlikte yapılacaktır. Diğerleri de buna uyum sağlanması çerçevesinde dizayen edilecektir. Sonuç olarak çağa ve çıkarlarına uygun bir Kürdistan kuracaklar. İnşa edilecek ordu Kürdistan’ı koruyacağı gibi aynı zaman da sistemin geleceği ve çıkarını koruyan istikrarın koruyucu gücü olacaktır. “Üst Akıl“ın inşa edeceği bu ordu doğal olarak Batı’nın Orta Doğu’daki müttefiği olacaktır. Uzun süreli plan, hesap ve beklenti budur.

Kürdistan’da mevcut siyasal güçlere buna uyma zorunluluğu dayatılacaktır. Uymayanlar GOP ruhuna uygun olarak tasfiye edileceklerdir.

“Üst akıl“ bu proje ile Kürdleri bağımsızlığa yönlendiriyor. Kürd milli siyasetinin, milli birliğinin yolunu açıyor. Devletleşmenin olmazsa olmaz kurumlarının startını vermiş oluyor. Bu start Kürdistan’ın Güneybatısı’ndan da verildi. YPG profesyonelleştirilmeye çalışılıyor. Düzenli orduya dönüştürülüyor. Şimdi hakeza Güney’de de bu iş devreye sokulmaya çalışılıyor. Bu Kürdlere Orta Doğu’da hayal etmediği bir güç kazandıracaktır. 50 milyon olduğu iddia edilen dinamik, genç, atak, savaşkan Kürd milletinin güçlü bir milli orduya kavuşması 21. Yüzyılın Kürd yüzyılı olacağı tespitimizi doğruluyor.

“Üst akıl“ bu kararı almışsa bunu uygulayacaktır. Kimsenin bunu engelleme gücü de yoktur.

Uygulanılırsa ne mi olur?

Her şeyden önce sömürgecilerimizin Kürdistan üstündeki egemenliği süreç içinde yok olur. Daha doğrusu yok edilir. Kürdistan’da silahlı güçten arınmış partilerin gücü sınırlanmış olur. Ki bu plan sadece partileri silahlardan arındırma ile sınırlı değildir. Ardından bir hukuk oluşturulacak. Devlet hukuku. Böylece bugüne dek uygulanıla gelen parti hukuku devre dışı bırakılacak. Dahası var. Ekonomik politika belirlenecek. Ekonomi bireylerin, ailelerin, partilerin kontrolünden çıkarılacak. Devletin denetimine alınacak.

Proje budur. Ki bu proje devlete tekabül ediyor. Projenin uluslararası sahibi “üst akıl“ ise, yerel ayağı da sivil siyasal güçler olacaktır. Polemiğe yol vermemek için kimdir bunlar konusuna girmeyeceğim. Her kim ki parlamento’un açılışını istiyor, peşmerge ve milli istihbaratın tekleşmesini, partilerin bunlar üstünde elini çekmesini ve ekonominin şeffaflaşmasını, sömürgeci güçler ile stratejik ittifaklardan kaçınılması ve Kürdistan’ın diğer parçalarındaki hareketlerle milli birliği savunuyorsa işte onlardır.

Gelişmeler olumludur. Aceleye gerek yok. Her şey “üst akıl“ın kontrolü altındadır. Kürdistan’ı modern bir ülke haline getirme çabasındadır.

16 Mayıs 2017