DÜNYA DEĞİŞİYOR KÜRDLER DE DEĞİŞMELİ

1330

H.Hüseyin Yıldırım

Evet dünya değişiyor. Düşman süreci iyi kavrıyor ve buna uygun politikalar üretiyor ve uyguluyor. Fakat Kürdlerin ortak bir milli politikası bir türlü oluşmuyor. Bu nedenle süreci doğru kavrayamıyor. Kürd siyaseti paramparça. Şu an değişime ayak uyduran bir güç varsa o da YPG’dir. Doğru ittifaklar yapıyor ve bunun karşılığını pratikte alıyor. Bu düşmanı ciddi boyutlarda rahatsız ettiği gibi değişime ayak uydurmayan ve dahası uydurmayı kendi çıkarına görmeyen kimi Kürd politik güçlerini çok rahatsız ediyor.

ABD ve müttefiklerinin GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) ile Orta Doğu’da uygulamaya koyduğu politika sömürgecilerimizi ve ittifak güçlerini –Rusya- ciddi oranda çaresiz bırakıyor.

ABD’nin planı Kürdler üzerine yürüyor. Düşman da bunu görüyor. Eskiden Kürd/ Kürdistan dendiğinde zıvanadan çıkanlar bugün “Kürdleri kazanma politikası güdülmeli“ noktasına gelmiş bulunuyor. Sömürgecilerimizin başmüttefiği Rusya politikasını bunun üzerine inşa etmiş ve sömürgecilerimizi bu konuda ikna etmeye çalışıyor.

Bunun başını Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in danışmanlarından Aleksander Dugin çekiyor. Bu adam yabancımız değildir. Bir dönem “Milletlerarası Avrasya Hareketi“nin başkanıydı. Belki şimdi de yürütüyor, bilmiyorum. O dönem Türk kafatasçısı Doğu Perinçek de bu hareketin Başkan Yardımcılığını yapıyordu. Aleksander Dugin, Doğu Perinçek, Rauf Denktaş bu dernek bünyesinde ortak politikalar üretiyordu. Moskova, Ankara, İstanbul, Lefkoşa’da konferanslar veriliyordu. Katı bir anti-ABD’cilik yapılıyordu. Türkiye’yı “Şangay Beşlisi“ne katmaya çalışılıyordu. ABD’nin baskısı ile bu ekibe karşı Ergenekon Operasyonu başlatıldı.

Aleksander Dugin, Türk Ergenekoncularının kankası. Yeni değil, uzun bir geçmişi var. Şimdi de birbütün olarak Türk egemenlik sistemin kanatlarının akıl hocası. Uzun süreden beri çıkarları ortak bir noktada çakışıyor. Her iki taraf da ABD’nin Orta Doğu’ya vermeye çalıştığı yeni sisteme karşıdır. Nedeni açıktır. ABD politikası Rusya’nın müttefikleri olan devletleri parçalamaya yöneliktir. Ki bu Türkiye için de büyük bir tehlikedir. Irak, Suriye ve İran’ın parçalanmasını kendilerinin de parçalanması olarak okuyorlar. Bunu sadece Ergenekoncular değil, sağı, solu, liberali, sözde demokrat ve sosyalisti bir bütün olarak Türk toplumu böyle düşünüyor. Bu nedenle Kürdlere karşı katı bir politika uyguluyor. Fakat bunun işe yaramadığını bilseler de başka çareleri bulunmuyor. İşte burada dostları Aleksander Dugin devreye giriyor.

Aleksander Dugin, Kürd devletinin kurulmasından emin. Çünkü süreci doğru okuyor. ABD’nin ne yapmak istediğini çok iyi görüyor. Bu politikadan da Kürd devletinin doğacağını görüyor. Buradan hareketle, “Kürdleri korkutmamamız gerekiyor. Onlara saygı duymalıyız ve Avrasya projesine dahil etmeliyiz. Kürd devleti kurulursa ABD’nin eline bırakılmamalı,“ diyor.

Bunu nasıl yapacak? Barzani çantada keklik. Niye? Onu da şöyle ifade ediyor. “Barzani yönetimi Türkiye’ye karşı değil,“ diyor. Geriye kim kaldı? “Ankara için sorun terör grupları, yani PYD ve PKK. Özellikle bu dönemde ABD daha çok PYD’ye odaklandı. Suriye’nin kuzeyinde altı tane askeri üsleri var, Rusya’nın veya Türkiye’nin söz sahibi olmasını istemiyorlar.“

Peki bunu nasıl engeleyecekler? Bunun yolunu da şöyle izah ediyor, Dugin;

“Kürdler bölgede devlet sahibi olmak istiyor. ABD de bu isteği kendi çıkarları için kullanıyor. Bence Ankara’nın bölgedeki etkisi çok yüksek. Rusya bir başka güç odağı. İran’ı da katabiliriz. Dolayısıyla, Kürd faktörünü korkutmadan nasıl bir sonuç bulacağız buna odaklanmalıyız. Birlikte hareket etmeliyiz. Rusya ve Türkiye Atlantikçilerin Ortadoğu’yu parçalamasına izin vermemeli… Erdoğan’ın tezine katılıyorum. Toprak bütünlüğünü savunmalıyız ama şöyle bir durumda bu teknik seviyede mümkün değil. Bütünlüğü sağlayacak bir umut ışığı vermeliyiz.“

Peki nasıl?

Aleksander Dugin, bunun da formülünü bulmuş. “Kürdlere kimlikleri verilmeli,“ diyor.

Anlaşılan bu adam Türklerle yata kalka onlar gibi düşünmeye başlamış. Kürd/Kürdistan sorununun kimlik sorununu aştığını sağır sultan bile işitti ama Aleksander Dugin hala bununla Kürdleri kandıracağı hesabını yapıyor.

Toparlarsam ABD’nin Orta Doğu’ya vermek istediği statüko herkes tarafından ve özelikle Kürd/Kürdistan karşıtı güçlerce doğru okunuyor. Doğru okumayanlar Kürdler oluyor. Hala soğuk savaş mantığı ile “ya ABD bizi yarı yolda bırakırsa“ diye niyet okuyor. Niyet okumakla politika yapılmaz. Politika var olan veriler üzerinden üretilir. Var olan veriler de ABD ve müttefiklerinin sömürgecilerimize karşı savaşması, onları güçten düşürmesi ve Kürdlerin önünü açmasıdır. Bunun üzerine politika üretilip pratikleşme gerekmektedir. Bu değil de “Peki ABD bizi yarın yarı yolda bırakırlarsa“ üzeri poliika inşa edilemez. Çünkü böylesi bir düşünce düşmanın derin dehlizlerinde üretilmiş ve Kürdler arasında yoğun bir şekilde propagandası yapılarak Kürdleri ters köşeye yatırma politikasıdır. Bu bir. İkincisi, kimi Kürd siyasal güçleri çıkarını ABD ve müttefiklerinin politikasında değil, sömürgecilerimizin politikasında görmektedir. Bu nedenle sömürgecilerimizin başkentlerini yol geçen hanına çevirmişler. Herkes emin olsun ki bu politika sahipleri kaybedeceklerdir. Ya değişecekler, ya da akıbetleri sömürgecilerimizin akıbeti ile aynı olacaktır.

Kürdler şuna inanmalı. ABD ve müttefikleri, Irak, Suriye, İran ve Türkiye’yi parçalayacaklardır. Bu parçalardan bir Kürdistan kuracaklardır. Kürdler buna göre hesabını yapmalıdır. Çünkü ABD bu planını uygularken esas olarak Kürdleri müttefik olarak kabul etmiştir. Kürdistan’ın Güneybatısı’nda PYD/YPG ile bu işbirliğini önemli derecede ileri taşımışlardır. Güneyli güçlerle sorun yaşıyorlar. Onları ya değiştirecekler, ya aşacaklar.

Burada bir öngörümü yazayım. ABD yarın İran’a saldırdığında en büyük müttefiki PEJAK olacaktır. Bunu bir yere yazın.

5 Haziran 2017