Djelem Djelem (Soykırımdan,Hafıza kırımına)

755

Necat Demirci

Bildiğiniz tüm dilleri unutun, Isırıp koparın ağzınızdaki o et parçasını, ve tükürün bildiğiniz her kelimeyi! Size bir ‘gidenler ağıdı’ anlatacağım! Her gittiği yere kendi dilinden bir parça götürüp, paramparçalıklarını müziğine katık edenlerin melodisini üfleyeceğim kulağınıza! Medeniyetlerin temelini yıkıp, kıl çadıra yama eden bir şarkıyı fısıldayacağım, daha ne olsun; soyunun ve gelin!

Gestapolardan, ölümlere koşan Roman çocukların çıplak ayaklarına bir dil serdim, gelin siz de yürüyün yalınayak! Ve bilinen tüm dillerden kurtarın diye, ne anlatmış ise her yerde bir başka konuşulan Çingence, işte o dilden ne kalmış ise; gidiyorum, gidiyorum diye diye, ve belki her dilde aynı gülen, ve bildiğiniz tüm dillerde aynı ağlayan, keman teline değen yayın tam kırıldığı yerden, ya da bir akordeonun kaybolmuş tuşundaki eksik sesinden, bir çığlık atacağım. Gelin toplanın! Bildiğiniz tüm dilleri soyunup, çırılçıplak bir ölüm şarkısı kalmış geriye, onu giyindim, işte Balkanlar’dan Kürdistan’a bu şarkıyı fısıldayacağım… Gidiyorum, gidiyorum!…

Uzağa, en uzağa, en uzaklardan daha uzaklara götürüp çocukluklarımızı, oralardan terkedilmiş bir kaldırım parçası, mahallenin en ücra köşesini, çıkmaz sokaklara yazılmış üç beş mısrayı fırlatıp suratınıza, çıkartıp ayakkabılarımı, çorabımı, kazağımı ve pantolonumu, işte ne giydirdi iseniz medeniyet adına, orasından parçalayıp üstümdekini, başımdakini ve içimdekini ve dışımdakini; çırılçıplak, yüzünüze bir ıslık çalacağım! Yaşamlardan ölümlere tüm yolculuklarımı biriktirdim, size öğrendiğim bir kaç dili bırakıp, öğrenmediğim ne kadar dil varsa onları yükleyip yoklukla sınanan varlığıma, iki büklüm terkedeceğim sizleri; tıpkı çingeneler gibi. Bir ıslıktır tutturmuşum heyhat: Gidiyorum, gidiyorum!

Celem celem, üstüm başım param parça, medeniyetinize ait ne varsa, yıkıp çadırlarımın üstüne, o şarkı söyleyen Romanlara karışacağım, gün o gündür; ey insandan arta kalan! Ya giyineceksin üstüne ne kalmış ise çocukluğundan, ve atıp kendini mahallelere, ve sokaklara, yollara, ve yolculuklara, çıplak ayak yürüyeceksin! Ya da dilini soyunacaksın, ya da dilsizliği giyineceksin, gün bildiklerini unutma, bilmediklerinin ağıdına eşlik etme günü; Balkanlar’dan Kürdistan’a…

Zorunlu açıklama: Djelem djelem (Celem celem diye okunur), bir ağıttan bir milli şarkıya ölüme yürüyen Romanların milli marşıdır! Gestapodan, kara lejyonerlere Romanları son yolculuğuna yollayanların, yolu bir gün işte bu ağıtla , ve yıllar yıllar sonra, kimsenin ayağa kalkmak zorunda olmadığı bir marşla kesişecektir… Bir çığlık atarsınız ve önce yanı başınızdaki kardeşleriniz iğdiş ederler etinizi kemiğinizi, bir parça çadırın altında, tıpkı Cizre’deki gibi yaşamaya mahkum kalırsınız, ülkenizin ismi bile estetik bir tırpan yer, başka başka isimler bulursunuz, aslında o bir hatır meselesi değil, hafıza kırımının dişlileridir, soyunuzu kırdıkları da yetmez, bir de hafızanızı kırarlar, hem de soydaşınız yapar bunu! (Bu yazıyı kaleme aldığımda ne yazık ki ”estetik kaygılar” nedeni ile, Kürdistan olan yerler, zorunlu olarak Mezopotamya olarak isimlendirilmiştir. Orjinal hali ise budur!) Mutlaka bilgi sahibi olun bu şarkı hakkında , sonra gestapolarınızdan, ve sonra şiirlerden, şarkılardan, ve ağıtlardan kaçacak delik arar bulamazsınız.

Djelem Djelem Türkçesi;

Gidiyorum, gidiyorum
Uzun yollar boyu
Ne güzel ki romanlarla tanıştım
Ey Romanlar nerelisiniz?
Yollar boyu mutlu çadırlardan mı?
Ey Romanlar, Roman haklı!
Benim de büyük kalabalık bir ailem vardı
Ama kara lejyonerler öldürdü onları
Gelin benimle bütün dünya Romanları
Romanlara yollar açıktır
Şimdi ayağa kalkma zamanıdır
Çabalarsak isyanımızla yükseleceğiz
Ey romanlar ey Roman halkı

Türkçeleştiren: Nedja Ivanic