DEVRİMCİ ÖNDERLİK ve DEVRİM SORUNSALI (5)

242

Örgütlenme

Örgütlenme birlikle dolayımsız bağlantılı olmakla kalmaz, ayrıca bu birliğin doğal gelişimidir de. Dolayısıyla önderlerin birlik arayışı, halkı örgütlemenin zorunlu girişimidir. Ve özgürleşme mücadelesinin ortak bir görev olduğuna tanıklık etmelidir.

Tanıklığın biçimi, her toplumun tarihsel koşullarına bağlı olarak değişebilir. Ama tanıklığın kendisi devrimci eylemin olmazsa olmaz bir öğesidir. Diyaloğcu eylem kuramında tanıklık, gerçek devrimi ayırt eden kültürel ve eğitici niteliğin başlıca ifadesidir.

Tanıklığın tarihsel olarak değişmeyen temel özellikleri;

  • Söz ve eylem arasında tutarlılık.
  • Tanıkların varoluşu sürekli bir risk olarak yaşamaya mecbur eden bir cesaret.
  • Hem tanıkları, hem de muhataplarını gittikçe daha fazla eyleme yönelten radikalleşme (sekterlik değil).

  • Sevme yürekliliği (zalim bir dünyaya uyum sağlamak değil, İnsanların giderek özgürleşmesi uğruna bu dünyanın dönüştürülmesi.).

  • Ve halka inanç, çünkü tanıklık onadır. Halk önündeki bu tanıklık onunla arasındaki diyalektik ilişkisi yüzünden egemen seçkinleri de (Onlar da bu tanıklığa alışagelmiş tarzda karşılık verirler.) etkiliyor olsa bile..
  • Her gerçek, yani eleştirel tanıklık, önderlerin her zaman halkın katılımını anında kazanamayacakları olasılığı dahil, riske girme cesaretini gerektirir. Bir tanıklığın belirli bir anda ve belirli koşullarda ürün vermemiş olması, bu nedenle gelecekte de ürün veremeyecek hale geldiğini göstermez.
  • Tanıklık soyut bir jest değil, bir eylem olduğu için (çünkü dünya ve insanlarla yüzleşmedir) durağan değildir. İçinde ortaya çıktığı toplumsal bağlamın parçası haline gelen dinamik bir öğedir.

Bu andan itibaren içinde yer aldığı bağlamı etkilemekten vazgeçmez. Gerçek tanıklığın hemen meyve vermemiş olması, mutlak başarısızlık olarak değerlendirilemez (Tiradentes,Spartakus vb.)…

Devrimci önderler için örgütlenme, kendilerini halkla birlikte örgütlemek demektir. Örgütlenme, ancak varlığı özgürlüğün yeniden varoluş ifadesiyse, ancak o zaman doğasına ve hedefine uygun düşer. Dolayısıyla, her örgütlenme için gerekli olan disiplin, emir-komuta ile karıştırılmamalıdır.Bir örgütlenme elbette önderlik, disiplin, karar belirleme ve hedefler olmaksızın (yerine getirilecek görevler ve hesap verme olmaksızın) ayakta kalamaz ve bunlar olmadan, devrimci eylem işlemez.

Ancak bu olgu hiç bir şekilde, halka kullanılacak nesne muamelesi yapılmasına gerekçe oluşturamaz. Halk zaten ezenler tarafından kişi olmaktan çıkarılmıştır. Eğer devrimci önderler de sosyal, siyasal ve ekonomik çelişkileri kavramak ve gerçekliğin insanları ezen koşullarına karşı harekete geçmek için çalışmak yerine halkı manipüle ederlerse, bu örgütlenmenin en temel hedefi ile yani özgürleşmeyle çelişir. Önderler sözlerini bu yüzden tek başlarına söyleyemezler. Halkla birlikte söylemek zorundadırlar. Diyalogcu bir şekilde davranmayan, kendi kararlarını dayatmakta ısrar eden önderler halkı örgütleyemez, manipüle ederler. Özgürleştiremezler, kendileri de özgürleşemezler. Sadece ezerler…

Diyalogçu eylem kuramı hem otoriterliğe hem de dizginsizliğe karşıdır. Bu şekilde otoriteyi ve özgürlüğü onaylar. Otorite olmaksızın özgürlük olmaz, fakat özgürlük olmaksızın da otorite olamaz.

Her tür özgürlük kendine özgü koşullar altında (ve farklı varoluş düzeylerinde) otorite haline gelebilme olasılığını içerir. Özgürlük ve otorite birbirinden ayrılamaz. Birbirleriyle ilişkileri içinde değerlendirilmeleri gerekir. Somut durum bir ezme ya da denetim durumu ise bu ilişki çatışma yüklü olacaktır.

Gerçek otorite sadece iktidarın el değiştirmesi ile onaylanmaz.Temsilci olarak seçilme ya da eğilimde fikir birliği yoluyla sağlanır. Otorite sadece bir gruptan ötekine geçtiği ya da çoğunluğa zorla dayatıldığı yerde, yozlaşır ve otoriterliğe dönüşür. Otorite, özgürlükle çatışmaktan, ancak ”özgürlük otorite haline gelmiş” ise kaçınabilir. Birinin aşırı semirmesi ötekinin körelmesine yol açar. Nasıl otorite özgürlük olmadan olamıyorsa ve bunun tersi de doğruysa, otoriterlik de özgürlüğü reddetmeden var olamaz. Dizginsizlik ise otoriteyi inkar etmedir.

Diyalogçu eylem kuramında örgütlenme otoriteyi gerektirir, fakat bu yüzden otoriter olamaz. Özgürlüğü gerektirir, fakat bu yüzden dizginsiz olamaz. Örgütlenme bu nedenle daha ziyade , içerisinde önderlerin ve halkın; gerçekliği dönüştürerek daha sonra tüm toplum içinde kurmaya çalışacakları gerçek otoriteyi ve özgürlüğü birlikte yaşadıkları, toplumsal olarak algılanan son derece eğitici bir süreçtir.