Devrimci Önderlik ve Devrim Sorunsalı (4)

262

İşbiliği

Diyalog karşıtı eylem kuramında boyun eğdirme/fetih, öteki kişiyi fetheden ve onu bir “nesne”ye dönüştüren bir özne gerektirir. Diyalogçu eylem kuramında özneler dünyayı dönüştürmek için işbirliği içinde karşılaşırlar. Egemen ben, egemenliği altındaki fethedilmiş seni nesneye dönüştürür.
Diyalogçu eylem kuramı fetih yoluyla egemen olan bir özne ve egemenlik altına alınmış bir nesne içermez. Onların yerine, dünyayı dönüştürmek için bir araya gelen özneler vardır. Dayatmaz,manipüle etmez, evcilleştirmez (sloganlaştırmaz).

Devrimci önderlerin ezilenlere bağlılığı aynı zamanda özgürlüğe de bağlılıktır. Diyalogçu kuramda, devrimci eylemin halkla bütünleşmeyi zorla elde edeceği bir anlayış olamaz. Bütünleşme işbirliğini getirir. Bu da önderleri ve halkı birleşmeye götürür. Bu birleşme ancak devrimci eylem, özgürleştirici olmak için gerçekten insani, anlayışlı, sevgi dolu, iletimsel ve tevazulu ise var olabilir.

Özgürleşmek İçin Birlik

Egemenler ezilenleri daha kolay baskı altında tutmak için bölme zorunluluğu duyarken; devrimci önderler, özgürleşmeyi gerçekleştirmek için ezilenler arasında ve önderlerle ezilenler arasında birlik için mücadele ederler. Birinci grup işini yaparken iktidar araçlarına güvenir. İkinci grup bu iktidarı karşısında bulur. Birinci grup serbestçe örgütlenirken, ikinci grup halk olmaksızın var olamaz. Ezilenin ben‘ini ikiye bölen; böylece onu ikili, duygusal bakımdan dengesiz ve özgürlük korkağı haline getiren somut ezilme durumu, egemenin bölücü eylemini kolaylaştırır.

Ezilen birbiriyle özdeş geçmiş ve bu gün ile umuttan yoksun bir gelecek arasında bölünmüştür. Fakat”eğilimini” kırar ve içinden yükselmeye başladığı gerçekliği nesnelleştirirse, kendini gerçeklikle karşı karşıya olan bir özne (bir ben) olarak bütünleştirmeye başlar. O zaman sahte birliğin çözülmesiyle gerçek bir birey haline gelir.

Diyalogçu, özgürleştirici eylemin amacı, ezilenleri başka bir gerçekliğe “bağlamak” üzere gizemli bir gerçeklikten “koparmak” değildir. Tersine diyalogçu eylemin hedefi, ezilenlerin uyumlulaşmışlıklarını kavramaları yoluyla adeletsiz bir gerçekliği dönüştürmeyi seçmelerini mümkün kılmaktır.

Bir Avrupa köylüsüne kendisinin bir kişi olduğunu bir proplem olarak tanımladığınızda her halde bunu garipseyecektir. Ama geri kalmış, burjuva demokratik nimetlerini tatmamış bir ülkenin tarım işçilerinin durumu farklıdır. Çünkü dünyası genellikle çalıştığı sınırlarında sona erer. Jestleri bir dereceye kadar hayvanlarınkini ve ağaçlarınkini taklit eder.Ve bunları çok kere kendileriyle eşdeğer sayar.

Köylülerin”sloganlara”dayanan ve sözettiğimiz bu temel yönleri gözardı eden aktivist yöntemlerle birleştirme yolundaki her girişim bireylerin sadece bir yere yığılmasını sağlar. Ve eylemlerine mekanik bir nitelik verir. Ezilenlerin birliği nesneler düzeyinde değil insani düzeyde gerçekleşir. Gerçek anlamda yalnız altyapı ve üstyapı arasındaki diyalektik içinde kavranan bir gerçekliğin içinde gerçekleşir. Birleşebilmeleri için ezilenler, öncelikle kendilerini, ezenlerin dünyasına büyü ve mitlerden oluşan göbek bağını kesmek zorundadırlar. Bu vazgeçilmez devrimci birliği gerçekleştirmek için, devrimci süreç ilk anından itibaren kültürel eylem olmak zorundadır.