Devrimci Önderlik ve Devrim Sorunsalı (2)

294

Ferit Aslan

Boyun Eğdirme

Özgürleştirici eylem doğası gereği diyalogçu olduğu için; diyalog, eylemin arkasından gelmez. Özgürleştirici eyleme eşlik etmelidir.Ve özgürleşme süreklilik içindeki bir durum olduğundan diyalog özgürleştirici eylemin sürekli bir yönü haline gelir.

Düşman sınıflar olarak eski ezenlerle ezilenler arasında diyalog, devrimden önce imkansızdır. Devrimden sonra yine imkansız kalmaya devam eder.

Diyaloğu reddeden ezenler her türlü mitosu kullanarak boyun eğmenin sürekli olmasını sağlarlar. Ve hatta bunun yaradılıştan bir hak olduğunu savunurlar.(kadercilik vb.mitlerle)

Böl ve Yönet

Ezenler gerek işçilerin kendi aralarındaki birliği ve gerekse köylü ve öğrencilerle oluşacak yerel ve giderek bölgesel birliğin ve iletişimin oluşmaması için her türlü yolu kullanırlar.Bu eleştiri elbetteki diyalektik bir perspektif içinde,yerel topluluğun hem kendinde bir bütünlüğün hem de daha geniş bir bütünlüğün parçası olduğu anlayışına dayanan eylemleri hedef almıyor.Bu eleştiri yerel topluluğun gelişmesinin parçası olduğu genel bağlam dışında, öteki parçalarla etkileşim dışında gerçekleşemeyeceğini kavramayanları hedef alıyor. Bu gerçeklilik çokluk içinde birliğin, güç dağılımı yapan örgütün ve gerçekliği dönüştürme gereğinin açıkça idrakinin bilincini içerir.

Bu da anlaşılır nedenlerle ezenlerin korktuğu birşeydir.

Zıtların birliği ve mücadelesi esastır.Yani;

1-Sınıfların varlığının sadece üretimin belirli tarihsel gelişim mücadelelerine bağlı olduğundan.

2-Sınıf mücadelesinin zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne gittiğinden

3-Bu diktatörlüğün ise sadece tüm sınıfların ortadan kalkmasına ve sınıfsız topluma geçiş aşamasını oluşturacağına…

Egemenlik altındaki sınıfların belirli”temsilcileri”ni teşvik ederek sendikalara, örgütlere müdahale etmeleri (bunlar özünde ezenleri temsil ederler) önderlik niteliklerini taşıyan ve bu bakımdan “teskin”edilmezlerse bir tehlike oluşturabilecek kişileri terfi ettirmeleri, az sayıdaki insana yardım, diğerlerine de cezalar dağıtmaları vb.tüm bu yollar ezilenleri bölme yollarıdır.

Bazen de önderler parçalatılarak hem gözdağı verme ve hem de onun şahsında hakkettiklerinden dem vurarak kahramanlıklarını ve güçlülüklerini yararlar.
Oysa kahramanlar, yaşadığı dönemde özgürleşme için birlik arayışında olanlardır.

Manipülasyon

Kırsal veya kentte yaşayan insanların siyasi olgunlaşmamışlığı ne kadar büyükse, iktidarını kaybetmek istemeyenler tarafından manipüle edilmeleri de o kadar kolaydır. Burjuvazinin halkla yükselme yolu olarak kendisini model olarak sunması bununla birlikte bu mitlerin iş görmesi için halkın burjuvazinin sözünü kabul etmesi şarttır.

Manipülasyon yoluyla egemen seçkinler halkı gerçek olmayan türden bir “örgütlenme”ye yöneltebilir. Ve böylece kendilerini tehdit eden alternatifi, yani ortaya çıkmış ve ortaya çıkmaktaki halkın gerçek örgütlenmesini önleyebilirler.

Manipülasyon edimlerinin sonucu olan”örgütlenme” de halk-salt yönlendirilen nesne olarak- manipülatörlerin hedeflerine uyumlu kılınır. Gerçek örgütlenmenin çerçevesinde ise birşeyler örgütlenme sürecinde etkindirler.Ve örgütlenmenin hedefleri başkaları tarafından dayatılmaz.

Birinci durumda örgütlenme kitleleştirmenin bir aracıdır.

İkinci durumda ise özgürleşmenin bir aracıdır.

Bazı devrimci önderler, kendi aralarındaki diyaloğu önlenmesi gereken son derece gerçek bir tehlike olarak görürler. Kendi düşüncelerini empoze edebilmek için diyalogtan kaçınırlar ve diyaloğu bir tehlike olarak görürler. Böylece değişimin ve dönüşümün önünde engel haline gelirler. Özgürleşmeye mani olurlar…
Devam edecek…