DEMOKRATİK ÇÖZÜLME VE “DERİN BARIŞ”

1000

“Onlar kendilerine bir umutsuzluk yarattılar ve buna barış adını verdiler.” Bu sözü Romalı bir tarihçi çözülme döneminde Romalılar için söylemişti. Bin yıllar öncesinden yazılmış bu sözün özü bize ait, her halimiz bu söze ait.

Ulus ve bu kavrama dair bütün çözümleri kategorik olarak dışlayarak, hatta bu eksenli tüm talepleri marazi ve sorunların kaynağı gören bir anlayışa sahipseniz, müzakeresi yapılacak ne kalıyor geriye! En son Anadilde Eğitim talebinde de net ve kişilikli bir duruştan uzak, adeta kelime oyunlarıyla yap-boz oynanarak Kürtlerin gerileyebileceği son duvarın da yıkıldığını içimizi kanırtan bir acıyla izlemekteyiz.

”Devletin dili” mi, ”resmi dil” mi, ”seçmeli” mi, ”kamusallı” mı tartışmaları son derece ciddiyetsiz, Kürt halkının ödediği bedellerin ruhuna uymayan aşağılayıcı ifadelerle yürütülen bir sürece müzakere denilemez. Anadilde Eğitim talebinden vazgeçmek Kürtlerin kültürel soykırımına ortak olmaktan farksızdır.

Eğer dilimiz bize ait değilse beynimiz ve düşünme biçimimiz de bize ait olmayacaktır.

Üzülerek belirtmeliyim ki, Kürt hareketinin ana siyasi akımı, izlediği “çözüm süreci/barış süreci” yönelimlerinin sonucu olarak TC’nin iç siyasetinin aykırı bir enstrümanı haline dönmüş durumdadır. Yeni Anyasa Komisyonunda sömürgeci sistemin restorasyonu yapılmaktadır. Bu, Kürt halkının zihin dünyasında derin kırılmalar yaratarak sürmektedir. Nereye vardırılacağı da meçhuldur.

Müzakere yok restorasyon var.

BDP, Anadilde eğitim hakkı için TBMM’den istifa edip Amed’de alternatif bir parlamento kurma mücadelesi vererek Kürdi zemine dönmelidir. Yoksa bu ağır vebalin altında kalmaktan kurtulamaz.

“Demokratik çözüm” çoktan çözülme sürecine dönüştü. Müzakere denilen “barış süreci” de tamamen hükümetin iç siyasi hesapları ve en önemlisi de Suriye’ye yönelik daha rahat hareket etme imkanına sahipolmak için kurulan bir tezgahtır. Suriye’deki El Nusra ve diğer katil sürülerini Kürtlerin üzerine sürerek vahşi katliamlar yaptıran güç Türk derin güçleri değil mi! Kürtler Rojava’da gerçekte kiminle savaşıyor! El Nusra Türkiye’nin doğrudan uzantısı değil mi! Kürtleri El Nusra çeteleriyle katliamlardan geçirerek kendine biat ettirmeye çalışan güç Türkiye’dir.

O halde bu geri çekilme süreci kimin elini rahatlatmaya yarıyor?

Bu barış, bu derinlik, yönetici kadrolarda ve onları algılamakta zorluk çeken yapıda bir dip sarhoşluğu yaratmış durumda. Kürdistan ve Ortadoğu gerçekliğinden uzak Kürt ulus devletini reddedici fantastik teorilerle nesnel gerçekliği daha ne kadar yontabilirler?

Kürtlerin bir devletlerinin olmadığı Ortadoğu coğrafyası Kürtler için tek kişilik bir hapishane hücresidir.Kürtler devlet olma meşru haklarını her koşulda talep etmelidir. Başka çözüm ve barışlar şimdiden hükümsüzdür.
01/09/2013

m.mamaş