Biz Buyuz!

1036

M.MAMAŞ

Tarihin intikamı ya da bir umut, belki de ikisi birden, Ortadoğu’da Kürtlerin çağı yüzlerce yıllık bölge gericiliğini yararak kendine bu biçimiyle çığır açmaktadır diyebiliriz.

Hem intikam ve hem de bir umut olarak varız!

Tarihin intikamı bütün kabarık öfkesiyle bizleri milletleştirmekteyken, umut, insan olarak kendimizi yeniden anlamlandırdığımız maharetli bir işçi. İnsanı yeniden inşa eden azimli bir işçi! Üstelik insanı milletin içinde öldürmeden, milleti insan içinde vareden yeteneğiyle.

Bu karanlığın kalbine insanı ve insani olanı taşıyoruz.

Bu coğrafyada kadim bir millet ve ülkeyiz biz!

Uzak tarihin tüm hıncıyla kopmuş geliyoruz bu toprakların bağrından.

Ve biliyoruz ki karanlığı karanlıkla yenmenin imkânı yok.

Yine biliyoruz ki, bu topraklarda insanı ve insani olanı sürekli imha ettiği için çoğalmaktadır bu karanlık.

Bu yüzden yükümüz insan ve umut bizim…

Bütün bölge dinci gericiliğin boğazlaşması ve harabeti içindeyken, Kürdistan ülkesi herkesin gözlerindeki ışıltıya dönüşmektedir. Bu ışıltı, zaman ilerledikçe bütün bastırılmış, ezilmiş, inkâr edilmiş ve hakları gaspedilmiş halkların elinde bir meşaleye dönecektir,  mutlaka…

Ortadoğu’daki bu savaş, çoktan ‘sınıraşan’ bir karakter alarak evrensel değerlerle çağdışı zihniyetin cephesel formuna ilerlemektedir.

Kürdistan modern değerlerin üssüne dönüşürken, sömürgecilerimiz bu çağdışı cephenin zihinsel üreticisi, ebesi ve eklentisi haline geldiler.

En büyük zaferimiz budur bizim! Onları bu karanlığa ve zihniyete mahkûm etmenin zaferi.

Sadece ülkelerin ve devletlerin sınırları dizayn olmayacaktır.

Bu savaşın içinde ve sonunda insanı insan kılan değerler sistemi de yeni baştan oluşturulacaktır.

Toplumların bağrında gömülü kalmış ne varsa umuda ait, bütün tutkusuyla yeniden filizlenerek hayat bulacaktır.

Toplumlar var olma yok olma sürecine girdiklerinde kodlanmış gibi geçmişlerindeki ruhu diriltirler ve yeniyi üzerine eklerler.

Bakın Kürdistan’ın batısında Kürt halkı ataları Mitannilerin ruhunu nasıl da dirilttiler.

O şövalye ataları Ayyarilerin ruhunu Kürdistan’ın güneyinde nasıl dirilttiler.

Kardukilerin ruhu Kuzey’de yaşamıyor mu hala!

Ve eşitlikçi toplumlar olan Karmatilerin, Babekilerin, İshakilerin, Bedreddinilerin kültürü bu çölleştirilen insanların dünyasında birgün yeşermeyecek midir?

Bir dönem Roma’ya kafa tutan Palmira ve Sion Tepesi direnişçilerinin tarihe armağan ettiği o destansı mücadeleler hepten kayboldu mu sanıyoruz!

Demirci Kawaların, Şeyh Bedreddinlerin, Baba İshakların, Babekilerin ve sair direnişleri unutulur mu hiç!

Elbette direnen toplumlar bu değerleri yeniden kavrayıp geleceğe taşırlar. Kürdistan, bu açıdan bir umuttur. Bu evrensel değerlerin üssüdür. Bütün inanç gruplarının ve kültürlerin kendini güvende hissettiği  bir sığınak, sıcacık bir kucaktır…Onların yoldaşıdır da.

Salt siyasi ve tarihi bir haksızlığı gidermek adına değil, Kürdistan’ın bağımsızlığını savunmak, aynı zamanda bu değerler sisteminin yeniden inşa edilmesi açısından da hayati önemdedir.

Ulus, sadece tarihin derinliklerinden süzülüp gelen insanlar topluluğu değildir. Onunla akıp gelen tutkularınızın ve ideallerinizin bu varlığı şekillendirdiği ve örnek bir esere dönüştürdüğü bütündür. Onu ümitlerimizle ve hayallerimizle biçimlendiririz. Çoğunlukla da bunun bedelini hayatlarımızla öderiz. Bu ülkenin oğullarının ve kızlarının bize anlatmak istediği şey budur. Yalın gerçekler ve idealler bu topraklarda ancak bu biçimde savunulabiliyor. Sömürgecilerin, diktatörlerin, barbarların karanlığı başka nasıl parçalansın!..

Biz buyuz sevgili tarih, kabul et artık…

01.10.2016