BİR “HATA ÜLKENİN“ AMOK KOŞUSU!

254

H.Hüseyin Yıldırım

“Hata ülke Türkiye“ dağılacak. Bu, bir hipotez değil, bir önerme hiç değil, tarihsel sürecin varacağı kaçınılmaz duraktır.

Bakınız, sistemin sahibinin sesi ne diyor, Deniz Baykal; ”Biz hala uluslaşma ve devletleşme sürecini tamamlayamadık. Balkanlardan, Orta Asya’dan, Kafkasya’dan, Kırım’dan gelen, Boşnak, Yunan, Bulgar, Çeçen, Abaza, Kırgız, Kırım, Kazan Müslüman göçmenlerini ve yerli halkı bir potada uluslaştıramadık.”

Bu düşünce sadece Deniz Baykal ile sınırlı değil. Bir bütün olarak sistemin sahiplerinin müşterek kâbusudur.

Burada soru şudur; peki bunca baskı, şiddet, kırıma rağmen bunu başaramamışlarsa bundan sonra ne olacak?

Olacağı şu; bugüne kadar süren uygulamaya devam edilecek ama bugünün halkları artık eski halklar değil, boynunu giyotine uzatan halklar artık ortada yok. İşte Türk egemenlik sistemi sahiplerini zora sokan set budur. Namı diğer ‘beka korkusu’…

Korku, “Hata Ülke Türkiye“nin dağılacağı korkusu ve aktüel manada deprosyona dönüşmüş haldedir.

Bu dağılmanın veya dağıtılmanın startı Kürdistan’ın bağımsızlığı ile verilecek.

Lazistan’ın bağımsızlığı bunu takip edecek.

Kürdler ve Lazlar kurtuldu mu ve TC Devleti sınırları içindeki halkların çimentosu söküldü mü, işte o zaman ‘yandı gülüm keten helvası.’ ‘Yeme de yanında yat’ misali…

“Ülke bölündü, bölünecek,“ klişe repertuarı da bu vesileyle sistem sahiplerinin kullanımından alınmış olacak. Yani bu sakız fabrikası kapatılacak…

Oradan, buradan getirilen göçebe, göçmen toplulukları zorla, baskıyla “Türk Prokrustes Çarkı“ ile ‘Mankurtlaştırma’ da artık iş göremeyecek.

Hani derler ya: “Yetmişikibuçuk milleten oluşuyoruz“ diye…

Bu kadar milleti nasıl ve hangi korku ile bir arada tutacak bu sistem?

Mümkün mü bu?

Mümkün değil tabii ki ama sistem sahipleri teslim olmayacaklar ve dağılmaya karşı tüm güçleriyle duracaklardır. Zaten 16 Nisan 2017 referandumu ile aranan sistem arayışı bunu engelleme çabasıdır. Bu da, onların son çırpınışları olacaktır. Bugüne dek sürdürülen hata düzeltilmiş olacaktır, bir nevi devletsel redaksiyon yapılacak diyelim.

“Hata Ülke Türkiye“ tarihe karışacaktır.

Türk, Türkçe, Anadolu ve Trakya coğrafyasında kuşkusuz silinmeyecek ama bir azınlığa hitap edecektir. Kendi deyişleriyle toplumun %2-4 aralığını teşkil eden “buçuk“ denilen nüfusa tekabül edecektir.

Sağdan soldan gelen etnik topluluklar kendi doğal yapısına döneceklerdir.

Bu koşullarda bu etnik toplulukların siyasal güçleri aklıselim düşünürlerse, karşılıklı birbirlerini kabul etmeleri halinde ‘Anadolu ve Trakya Halklar Federasyonu’nu kurmak kaçınılmaz olacaktır.

İstanbul bağımsız serbest bir bölge olacaktır. Nüfus oranı temelinde bir iktidar oluşacaktır. Son yıllarda ‘İstanbul’un finans ve turizm şehri’ olma projelerini ve bir de en son İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın İstanbul için ‘özerklik’ talebini bir alıştırma seansı olarak düşünelim birazcık…

Bu söylediklerim elbette bugünden yarına olacak, Laptop bilgisayarınızın kapağını açıp kapatmak misali hemencecik olup bitmez.

Bu, bir süreç meselesidir. Ama zarf mutlaka kapanacaktır…

Bu, tarihsel zaman okunun yönünü göstermektedir bize, size…

Amok koşucusu yola çoktan çıktı bile…

Bunu dimağınızın bir köşesine kaydedin…

24 Mart 2017