BARZANİ ŞENGAL ÜZERİNE SÖZ SÖYLEYECEK SON KİŞİ BİLE DEĞİLDİR

275

Ahmet Zeki Okçuoğlu

Şöyle ki;

Bir: Barzani’nin Şengal’e karşı askeri operasyonu, Kürdistan’ın çıkarlarını gözeterek değil, TC devletinin PYD/YPG şahsında Batı Kürdistan’a karşı yıllardan beri yürüttüğü yok etme savaşın bir bileşeni olarak yürütmektedir. Başta TC devletinin cumhurbaşkanı ve başbakanı olmak üzere bu konuda fikir beyan eden tüm Türk yetkilileri, Barzani’nin Batı Kürdistan’a karşı yürüttüğü operasyonun Fırat Kalkanı operasyonunun bir parçası olduğunu defaatle açıklamıştır. Barzani’nin Şengal operasyonunun, Türk devletinin yürüttüğü Fırat Kalkanı operasyonunun bir parçası olduğunu kanıtlayan daha pek çok kanıt mevcuttur.

Bilindiği gibi Şengal, Batı Kürdistan’ın cephe gerisidir. Başka bir ifadeyle YPG’nin nefes borusu… Şengal’deki özerk statü, Amerika’nın desteğiyle kuruldu. Batı Kürdistan direnişinin yok etmek isteyen Türk devleti, onun nefes borusunu kesmek istemektedir. Üstelik bunu da Kürtlere yaptırmak istiyor.

Barzani PKK karşıtlığında, samimi değil. Mesut Barzani’nin PKK’nin başı Abdullah Öcalan’la çok yakın bir ilişki içinde olduğu biliniyor. Ayrıca PKK’nin bugünlere gelmesinde TC ve Suriye’nin yanında hizmeti geçen üçüncü büyük güç Barzaniler ve Güney Kürdistan yönetiminin olduğunu unutmamak gerekir. PKK’nin Kandil’deki varlığıyla ilgili bugüne kadar tek söz söylemeyen Barzani ve yönetiminin sık sık Şengal’i gündeme getirmesi manidardır. Barzani, PKK gerekçesinin arkasına sığınarak, aslında TC’nin YPG karşıtı politikasına hizmet etmektedir.

YPG’nin Batı Kürdistan’daki kazanımlarına PKK lider Abdullah Öcalan’ın başından beri karşı olduğu biliniyor. Öcalan’ın, Batı Kürdistan’daki direnişi boğmak için Türk devletinin hizmetinde çalıştığı bilinen bir gerçek. Kandil de hakeza…

İki: Barzani, Şengal’i tek kurşun sıkmadan IŞİD’e teslim etti…
Şengal’i tek kurşun sıkmadan IŞİD’e teslim eden Barzani şimdi de sahibiymiş gibi onun üzerinde hak iddia etmektedir.

En başta bu nedenle Barzani, değil bu bölgede operasyon yapmak, söz söyleme hakkına dahi sahip bulunmuyor.

Barzani’nin Şengal’den çekilmesi üzerine oluşan boşluk PKK tarafından dolduruldu. Şengal’i IŞİD’e terk etmesi nedeniyle Kürt ve dünya kamuoyunda kendisine karşı oluşan tepki karşısında paniğe kapılan Barzani, özür dileme babından Şengal’e gitmek zorunda kalacaktı. Barzani bununla da kalmayarak, bölgede doğan boşluğu doldurarak IŞİD’e karşı direnişi organize eden PKK yetkilileriyle görüşerek onları tebrik de edecekti. Barzani tebrik ettiği PKK’ye şimdi de, “İşiniz bitti bölgeden çıkın!” diyor.

Üç: Hiçbir güç Kürdistan’da meşru-milli kanunların tanımadığı bir imtiyaza sahip değildir…

Ancak bu sadece PKK için değil, PDK ve YNK için de geçerli bir düstur…

Meşru milli kanunlar bakımından ele alındığında PKK gibi, PDK ve YNK ve onların kurduğu yönetimler de gayrı meşrudur.

Bu nedenle PDK’yle PKK arasında mevcut ihtilaf, “Tencere dibin kara!.. Seninki benden kara!..” muhabbetinden öte anlam ifade etmiyor.

Yine bu nedenle, PKK, PDK ve YNK’nin bir an önce anayasal düzene boyun eğmesi ve gayrı meşru faaliyetlerden vazgeçmesi gerekir.

Dört: Kürdistan’ın tüm parçaları gibi Güney Kürdistan da bu coğrafyanın asli unsurlarının ve onları oluşturan fertlerin ortak vatanıdır. Kolonyalist sistemin çizdiği sınırlar esas alınarak bir parçaların biri birine karşı dışlayıcı politika izlemesi kabul edilemez. Bu bakımdan “Sen buranın asli unsuru değilsin!” diyerek PDK’nin PKK’yi Güney Kürdistan’dan, PKK’nin PDK’yi Kuzey Kürdistan’dan dışlama hakkı yoktur.

Beş: Şengal üzerinde ancak meşru Kürdistan yönetimi (bu bölgenin özerk statüsünü tanımak şartıyla) söz söyleme hakkına sahip olabilir, ki bu iki şart da mevcut değildir…

Bilindiği gibi, Barzani yönetiminin Kürdistan’da iki yıldan beri hiçbir meşruiyeti bulunmamaktadır.

Bu nedenle sadece Şengal değil, bu yönetimin Kürdistan’la ilgili hiçbir konuda karar verme ve yaptırımda bulunma hakkı yoktur.

Şengal, günümüzde YEZDİ/YEZDANİ inancı adıyla anılan Kürt Mitra/Mazda dini mensuplarının kutsal toprakları olarak bilinmektedir. Bu din ve mensupları tarih boyunca, Sami dinlerinin ve en fazla da İslamın zulmüne maruz kaldı. Yezdi’lerin gördüğü zulmü insanlık tarihinde az sayıda dini topluluk gördü. En son islam dini adına IŞİD’in bu bölgede yaptığı zulüm tüm insanlığın vicdanını rahatsız etmiştir. İslam hâkimiyetinden sonra milli dini olan Yezdi dinine bağlı kalan Kürtlerin gördüğü zulümden din değiştiren Kürt müslümanlar, Arap ve Türkler kadar sorumludur.

Yezdilerin karşı karşıya bulunduğu bu zulmü sona erdirmenin tek teminatı, self determinasyon temelinde Şengal’in özerk bir statüyle yönetilmesini kabul edilmesi ve bunun milletler arası hukukun teminatı altına alınmasıdır.

Şengal’in yukarıda tarif ettiğimiz alamda özerk statüsü tanınmadan “müslüman Kürtlerin”, Kürdistan adına dahi olsa bu bölgeye müdahalede bulunmaya kalkışması, Arap ve Türk müdahalesi kadar gayrı meşrudur.
08 Mart 2017