Bağımsızlık Taklidi Yapmak

808

M.Mamaş

Güney Kürdistan Yönetimi, onlarca ileri dünya ülkesinin bağımsızlık ilan etmesi durumunda kendisini tanıyacağını deklare etmesine rağmen,  zannımca ABD ve İngiltere’den açık onay almadığı için bağımsızlık taklidi yaparak Kürdistan halkını oyalamaktadır. TC ve İran’ın müdahalesinden çekindiği için kendini ABD ve İngiltere’ye kaskolatmak istiyor. 60 civarı ileri ülke bizi tanıyacağını söylemekte ama biz hala bu taklitle idare etmekteyiz.

Patagonya da çağrı yapsa bu fobimiz kalkmayacak gibi.

Yıllardır ‘Federe Devlet’ retoriği ile idare etmiştik. Oysaki bunun da bir taklit biçimi olduğunu henüz anlayamadık. Federasyon, uluslararası hukukta ‘iki eşit statüde’ devlet birliği demekse eğer, niçin bir yılı geçkin zamandır BM’nin bize tanıdığı %17 bütçe payını vermeyen Irak hükümetini uluslararası hukuka şikâyet etmiyoruz? Niçin, ABD senatosu doğrudan Kürtlere silah verilmesi yasasını reddedince bunun Irak Federal Anayasasıyla çeliştiğini ifade edemiyoruz resmi olarak!

Demek ki ‘Federe Devlet’ değil, Irak Anayasasında tanımlandığı biçimiyle ‘Bölgesel Hükümet’mişiz. Ama takdir etmeliyim ki bu ‘federasyon’ taklidini iyi icra ettik.

Şimdi aynısını bağımsızlık ilanı noktasında yapabilecek miyiz?

Bütçedeki %17’lik payımızı alamayınca ‘bağımsızlık ilanını’ şantaj olarak kullanmayı sürdürmek bize yetecek mi? Ya da en son Kak Mesut Barzani’nin söylediği iddia edilen, “Irak’ı devlet olarak tanımıyorum” sözü sadece belagat değilse neden bağımsızlık ilan edemiyoruz? Malum, Irak’ı devlet olarak tanımamak en iyi böyle realize edilir.

Biliyoruz ki Ortadoğu Gayya Kuyusu veya halklar mezarlığıdır. Buraya düşmek işten bile sayılmaz. Zira küresel güçler için hiçbir halkın petrol kadar değeri yoktur. Ve yine biliyoruz ki, yüz binlerce şehit vermiş, Halepçe ve Enfal soykırımını yaşayan Güney Kürdistan halkının yaşayan her bir ailesi yüzyıllık savaşta oturduğu evi defalarca yeniden yapmak zorunda kaldı. Şimdi orada şık binalarımız, beş yıldızlı otellerimiz ve AVM’lerimiz var ve 1991’den beri kurulan düzende bürokratik kademelere yerleşen çoğu kişi ve çevre bu gün belli ayrıcalıklı konumlar elde ettiler. Bu yüzden değişime karşı bir iç direnç ve dilim varmıyor ama bir iç gericilik oluştu.

Bu imtiyazcı sınıf çoğunlukla diğer sömürgeci başkentlerle ticari ilişkiler kurarak bunların egemenliğindeki Kürdistanlıların sorunlarına bigâne kaldılar. Onlarla köprüler kurmak yerine örneğin Türk şirketleriyle iş bağlantıları kurmayı daha çıkarlarına uygun buldular. Bu nedenledir ki TC ve İran gibi sömürgeci devletlerinin Kürt halkına yaptıklarını resmi olarak kınayamadınız. Her gün Kürtleri vinçlerin kancalarında idam ederek sallandıran İran’ı bırakalım kınayıp ilişkilerinizi kesmeyi, bu çağdışı devletin Güney Kürdistan temsilcisini parlamentoya ‘denetmen’ gibi oturttunuz.

Ekonomik çıkarlar önemlidir de Ferinaz kızımızın çığlığı ve idam edilen Kürt evlatlarının hatırası değersiz mi?

Dünya dışı bu İran rejimi gerçekten Güney Kürdistan’a saldırabilir mi?

Nasıl ki Daiş saldırınca bütün modern dünyanın desteğini yanımızda bulduysak, İran saldırsa daha fazlasını yanımızda buluruz. En azından Doğu Kürdistan halkının fedakâr yüreği bizimle olacaktır. Birleşen bu halk böyle çağdışı güçlere yenilmez. Bunu Kobani’de kanıtladık.

TC mi saldıracak?

Daiş’i o saldırttı zaten. Sonuç ne peki? Güney Kürdistan’ı boğmak isterken Rojava Kürdistan’ı ile de kuşatıldı ve medeni dünyadan izole oldu. Gayet tabii ki, siz Kuzey Kürdistan’ın ülkenizin en büyük parçası olarak tarihsel haklarını savunmayıp Çanakkale törenleri dahil bu devletin her merasimine koşarsanız onlar da bunu aleyhinize kullanacaklardır. Kuzey Kürdistan’ın bağımsızlık ve özgürlüğü yerine Kürtlerin Ankara’ya ve Türk Meclisine yönelmelerini teşvik ettiniz. ‘Orası sömürgeci parlamentodur, Hewlêr parlamentosu hepimizindir’ diyemediniz.

Kuzey Kürdistan politikanız hiç olmadı, burayı görmezden gelmeyi Türk devleti ile iyi ilişkiler geliştirme nezaketine dönüştürdünüz. Şimdi ise bu devletin bağımsızlık ilan ederseniz size saldıracağını sanıyorsunuz.

Neden onlar sizin kendilerine saldıracağınız korkusu yaşamadılar da hep sizler bu korkuyu taşımaktasınız?

Güney Kürdistan’ın bütün ekonomisini TC kapısına endeksleyerek, orada tarım dahil alternatif bir iktisadi proje geliştirilemedi. Petrol satarak ithalata dayalı balon ekonomisi oluşturuldu. Hazır su bile Türkiye’den ithal edildi. Tamamen bağımlılık ekonomisi ile Güney TC’ye açık hale getirildi ve o da hoyratça bunu kullandı. Hatta petrol parasını dahi Merkezi Irak Hükümetinin resmi hesabına yatırdı ve o da vermedi. Şimdi ise ekonomik bir krizin cenderesine doğru sürüklenen bir durum var. Halkın en yoksulları ile varsılları arasındaki yaşam farkı kendini hissettirdikçe bu krizin nelere mal olacağını düşünmek dahi zor.

Böyle giderse imtiyazcı bürokratik sınıfımız halktan gelecek bir muhalefetle de yüzleşecektir. İşte bu en korkulan senaryomuz olmalıdır. Böyle bir hengâmede bağımsız devlet imkânı hepten yara alacaktır.

Güney Kürdistan Parlamentosu ve halkı, sadece kendi kaderini değil, bütün Kürdistan halkının geleceğini etkileyecek bağımsızlık ilanı konusunda tarihimizin bu zincirini koparacak imkânlara en yakın konumda olduğunu bilerek bu tarihsel adımı atmalıdır. Böylece şimdiye kadar yaptığımız hataları telafi etme ve ileriye adım atma imkânlarını elde edebileceğiz. İlan edilecek devlet, hepimizin moral kaynağı olacaktır ve hepimizin birleşmesi için bir örneklik teşkil edecektir.

Yüzde 17 ile Irak’lı kalmak görüldüğü gibi olanaklı değilmiş.

Bırakalım bu taklit çeşitlerini.

Yüzde 100 Kürdistan’ı isteyelim…

Dosduğru…

İkirciksiz…

Katıksız olanını…

24.06.2015