‘AYLAK HAYALLER’ ve TARİHİN NEŞESİ

251

M.MAMAŞ

18 Ocak 1991 Körfez Müdahalesi ve 20 Mart 2003 yılında Saddam Hüseyin ve BAAS Rejimi’nin devrilmesinden bugüne kadar Orta Doğu’da yaşananlar hem 20.Yüzyılın ve hem de tarihin köklerinden salkım saçak sarsılarak yaşadığı önemli bir kırılma olayıdır. Tarihte ‘olay’ demek aslında bir süreç ve dönemdir, bu dönem halen yaşamakta olduğumuz tarih dilimidir.

20.Yüzyıl kırıldı. 21.Yüzyıl ise inşaa ediliyor. Bu yapılanma Orta Doğu’da başlatıldı ve yarın tüm gezegenimizi sarmalayacaktır.

George Bush Yönetimi’nden bu zamana kadarki gelişmelere bakıldığında, bu kırılmanın ve çözülmenin liderliğini yapan ABD açısından belki de Obama dönemini bir ‘nekahat’ süreci olarak tanımlayabiliriz. Trump’ın gelişiyle yeniden önemli sarsıntılarla bu sürecin derinleştirilerek ilerletileceğinin çarpıcı işaretleri ortaya çıkmaya aşladı.

Elbette bu yapılanma, küresel kapitalist sistemin yeniden yapılanmasının doğrudan bir sonucu ve parçasıdır. Dünya yeniden şekillendirilecek ve kapitalist sistemin ihtiyacına uygun yeni bir hiyerarşi kurulacak.

Dünyanın kalbi olan Orta Doğu’dan değil de nereden başlanacaktı…

18 0cak 1991’de Irak’la bu sürecin startı verildi. Müdahale tarihinin Mababad Kürt Cumhuriyetinin Kuruluş haftasına denk gelmesi belki de tesadüftür ama tesadüfleri derlemeye de hakkımız var, ben yine de her zamanki gibi anolojiyi seviyorum…

20 Mart 2003’te Saddam ve BAAS Rejimi’nin devrilme harekatının Newroz Hafatsına denk gelmesi tesadüfü vesilesiyle anolojiyi yeniden ve artarak seviyorum ben…

ABD ‘nin YPG Kuvvetleri ile ortak Tabka’yı havadan indirme harekatıyla almasının Newroz haftasında gerçekleşmiş olması nedeniyle anolojiyi daha içten ve heyecanlı sevdim…

Kerkük’ün Kürdistan idaresine katılma kararının Newroz haftasına denk gelmesiyle anolojiyi daha da sevmezsem tarihin neşesi eksik kalır…

Bu tesadüfü derleyip toparlamazsak tarih gerçekten söylendiği kadar sıkıcı olabilir.

Biz yine de bu anoloji üzerinden tarihimize bir parça neşe ekleyerek kaldığımız yerden devam edelim…

Tabka, Kerkük ve en son Suriye’nin ABD tarafından 59 Tomahawk füzeleriyle vurulması bize ne anlatmak istiyor?

Önce Tabka, öyle alel acele havadan indirmeyle alındığına göre kritik bir önemi var demektir.

Tabka, Şii hattı tam ortadan bölen bir nirengi noktası. Suriye ve Lübnan’a Şii Irak üzerinden gelen İran hattını ortadan bölüyor diyelim. Bunun anlamı İran’ın ‘stratejik derinlik’ alanı kapatılıyor demektir.

Tarih boyu İran, kendi anatopraklarının dışında bir savunma çeperi oluşturarak ayakta kalmıştır. Temel savunma stratejisini bu biçimde kurmuş bir devlettir.

Büyük İskender döneminde ileri savunma hatları Ege’deydi, ana kuvvetleri ise Amanoslar civarında. Sonuçta Büyük İskender Ege’den alıp geldi ve Misis’te İran ordusunu bozguna uğrattıktan sonra ülkeyi işgal edebildi.

Roma bu dış çeperi kıramadığından başaramadı, bunu.

Yine bu stratejiye uygun kendi savunma hatlarını günümüzde Hizbullah’la Lübnan’da, Hamas’la Filistin’de, Esat’la Suriye’de, Husilerle Yemen’de ve Şiilerin bulunduğu her yerde kendisine dış çeper örmektedir.

ABD Tabka ve Suriye’ye vurmakla bu çeperi kırmaktadır ve İran’ın ‘straatejik derinliğini’ ortadan kaldırmaktadır. Bu yolla Rusya’ya Ortadoğu’nun içine girmene izin vermem de demektedir. Yani Nusayri Suriyesi ile yetinmeyi bilmelisin diyor…

Dikkat ederseniz ABD, Rusya’ın ‘stratejik derinlik’ alanı olan Orta Asya ülkelerine hiç dokunmamaktadır. Muhtemelen bu noktada bir uzlaşı var.

Sonra Kerkük’teki gelişmeler, bu da bir ABD hamlesi, İran ve Türkiye’nin Kürdistan’ın güneyini istikrarsızlaştırarak parçalama ve ilhak etme planına ‘dur’ denildi. Özellikle KDP –I üst düzey yetkililerinin ‘’uluslararası güçler bölgede kalıcı değil, Türkiye enerji bölgelerine uzanmak istiyor, biz de buna göre hesabımızı yapmalıyız’ tarzında açıklamalar yapmasından hemen sonra yapılması ve YNK’nin öncelenmiş olması da manidardır.

Kerkük hamlesi ile Türkiye ve KDP-I’ın ‘aylak hayali’ gümbürtüye gitti. Ve Ardından Trump’ın ekibinin Mesud Barzani’yi ziyaret ederek ‘daha güçlü işbirliği’ vurgusu yapması sanırım diplomatik nezaket içinde yapılan dikkat çekici bir uyarı niteliğindedir. Türkiye ve KDP makası Kerkük hamlesiyle sert bir viraja girmiş bulunmaktadır.

Tüm bunlar Obama’lı ‘nekahat döneminin’ bittiği ve Trump’ın liderliğindeki yeni ABD konseptinin start aldığını göstermektedir. İran dış çeperi kırılarak kuşatılmaktadır. DAIŞ tasfiye edilecektir. Belki de İran’ın DAIŞ’ı Haşdi Şabi ve Hizbullah üzerinden yeni bir kırılmanın ve çözülmenin vaktı yaklaşıyordur. Ama öncelikle Sünni İslam’ın iyice takattan düşürülmesi gerekebilir. Türkiye de Kürdistanla çevreleniyor…

Her halükarda Kürdistan bölgenin yeniden yapılandırılmasının ana üssüdür. Gerisi ‘aylak hayalden’ öteye gitmez. Bu realitenin bilincinde olarak politika geliştirilmelidir.

Kısacası Kürdistanlılar için tarihin neşesi gittikçe çoğalmaktadır…

08.04.2017