ALMANLAR İLE BİRLİKTE İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ’NİN “ETNİK ARINDIRMA” DÜŞÜNCESİNİN HIZLANDIRILMASI VE CUMHURİYETE DEVREDİLMESİ!

326

Ahmet ÖNAL

Yine 1900 yıllara gelindiğinde Yakın Doğu, Orta Doğu ve Uzak Doğu’da pazarın tamamı emperyalist güçler tarafından bir biçimi ile paylaşılmıştı.

İngiltere ile Fransa’nın sömürge tehdidi altında olan Yakın Doğu’daki Osmanlı toprakları, henüz dünya emperyalist güçleri arasına katılan ve tüm hırçınlığı ile bu pazara göz diken Almanya bu emperyalist paylaşımda geri kalmak istemiyordu. Bu nedenle millet, milliyet ve devletleşme yolunda olan ya da devlet olan güçlerle ilişkilenip, saha kapmak, egemen olabilmek ve pazarda söz sahibi olabilmek için hırçınca politikalar devreye koymaya başladı.

Bu gaye ile İttihat ve TeraKki’nin Otokton halkları inkâr eden, “Pan-Turancı” ve “Pan- İslamist” düşüncelerin şekillenmesi, Türk ve İslam olmayan halklara jenosit politikaları geliştiren, ekonomik varlıklarının Türk hazinesine aktarılması teorilerinin netleşmesini tetikledi.

İttihat ve Terakki Cemiyeti de böylesi bir ilişkiye büyük ihtiyaç duyuyordu. Zira İngiliz ve Fransız bloku ile ilişkili olan padişah ve ayrıca İttihat ve Terakkînin İhtilafçı kanadı ile kopuşunu sağladığı için, uluslararası bir destekçi güç olmadan bu projelerini iki gücün de gerçekleştirme şansına sahip değildi.

Almanya’nın hırçın yayılmacı siyaseti ile İttihat ve Terakki’nin arayışları çakışıyordu.

Bu politik çakışma, iki tarafı buluşturdu. Kısa sürede iki gücü etkin kıldı. Bu ilişkinin Berlin Bağdat demiryolu projesi ile II. Abdulhamid tarafından da sürdürüldüğü biliniyor. Ancak bu iki gücün buluşması, esas olarak I908 ve 1909 yıllarındaki darbelerle II. Abdülhamit’i tahttan uzaklaştırdı.

Bunlar yaşanırken, sırf İngiliz ve Fransız güçlerine karşı, Alman emperyalizmi ile işbirliği içinde siyaset yapan, devşirme kadrolarının “Pan- İslamist” ve “Pan- Türkçü” siyaseti güderken İttihat ve Teraki Cemiyeti ve onun devamı olan Kuvvayi Milliye Cemiyeti ya da Kemalist hareketini, Sovyet liderleri tarafından “Devrimci”,”İlerici” olarak değerlendirilmesi, özünde Yakın Doğu’da halkların geleceğine değil, soykırımına, inkârına ve imha edilmesine hizmet etttiği ve Türkiye’de solun şovenizmden kopmamasına hizmet etmiştir.

Yine öynı dönemde İttihat ve Terakki üyelerini askeri olarak yetiştiren Von Der Goltz’ün (Alman Mareşali) Adolf Hitleri de yetiştirdiği gözden kaçırılmaması gereken bir olgudur. Aynı Mareşal Von Der Goltz’ün, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları genç subayları Harbiye Akademi‘sinde yetiştiren, “etnik temizlik”, “etnik arındırma” ve yukarıdan aşağıya devlet inşa etme ve darbeler konusunda askeri eğitim veren askerdir.

Mareşal  Von Der Goltz, Baş Vezir Sait Halim Paşa Köşkünde, Talat, Cemal, Enver, Sait ve pekçok ittahatçıya verdiği derste; “Sizin millet olmanızın tek yolu, Rum ve Ermeni varlığını musahadere ederek ekonominize katmanız tüm İslam ve Türk olmayan unsuru temizlemenizden geçer” diye anlatır.

Sonraki süreçte, bugüne kadar yürürlükte olan bu siyaset 108 yıldır tatbik olageldi ve sürdürülmektedir. “Tek millet”, ‘tek vatan’, ‘tek devlet’, ‘tek bayrak’ ile sürdürülen siyaset bu projedendir…