ABD, İNGİLTERE ve ALMANYA ‘TROYKASI’: GOP’TA YENİ AŞAMA

263

M.MAMAŞ

7 Mayıs 2017 tarihinde ABD, İngiltere ve Almanya Ortak Askeri Kurmay Heyeti adeta çıkarma yaparak ‘Kürdistan Bölgesel Hükümeti’ yetkilileriyle dikkat çekici bir görüşme yaptılar.

Gelecekte birgün şimdi yaşadığımız dönemin tarihi yazıldığında, bu görüşmenin ve fotoğraf karesinin kritik değerinin 21.Yüzyılın en önemli gelişmelerinden biri olarak kaydedileceğine kuşkunuz olmasın.

Tıpkı Cengiz Aymatov’un romanındaki eşsiz tarifinde tanımladığı türden: “Gün Olur Asra Bedel…”Bu çarpıcı an, ‘asra bedel’ kabilinden zamanın doğrusal akışına eklenen tarihi bir gelişmedir ve etkileri tüm bölge denkleminde önemli bir yer işgal edecektir.

ABD, İngiltere ve Almanya İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ilk defa askeri anlamda böyle ortak bir karede çarpıcı bir duruş göstermektedirler. Bunu Kürdistan’da yapmış olmaları ise bilhassa özel anlamıyla derin kimi mesajlar içermektedir.

Bu gelişmenin TC Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Genel Kurmay Başkanı Hulusi Sayın ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ABD’de olduğu sırada Trump’ın YPG’ye doğrudan silah verme kararını imzalaması ertesine, PYD Başkanı Salih Müslüm’ün Fransa Devlet Başkanı F.Hollande tarfından resmi kabulü sonrasına ve IŞİD’in Başkenti Rakka’nın ve Musul’un alınması arefesine denk getirilmesi manidardır.

Tüm bu tablo Orta Doğu’da GOP’nin (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) yeni bir safhaya evirildiğini göstermektedir.

ABD, İngiltere ve Almanya’nın yeni bir ‘Troyka’ olarak ortak duruş sergilemesi; Batı Blok’unun ‘Anglo Sakson’ liderliğine Almanya’nın da eşlendiği anlamına gelir ki bu sadece Orta Doğu’daki değil, dünya çapındaki saflaşmanın hızlanmakta olduğunu bize anlatmaktadır. Kürdistan’da bunun ilan edilmiş olması ise elbette birtakım özel mesajlar içermektedir.

O nedenle bu yeni ‘Troyka’nın Kürdistan Bölgesel Hükümeti’ne üst düzey askeri kurmay heyeti olarak gitmiş olması ‘karşılıklı bir müzakereden’ ziyade bir ‘çıkarma’ niteliğindedir. Péşmergenin birleşik bir orduya dönüştürülerek fonksiyonel hale getirileceğinin bildirilmesi bir tavsiyeden öte en üst düzeyde verilen bir ültimatomdur. 25 yıldır iktidar olan Irak-KDP ve YNK’nin bunu savsaklaması, Qubat Talabani’nin dediği gibi “henüz iki seytareyi (kontrol noktası) birleştirmeyi başaramamış olmaları,” Kürdistan’ın bu parçasını yeni parçalanmalara sürüklemeleri ve bundan istifade eden sömürgeci devletlerin alana girmeleri, özellikle Irak-KDP’nin Türk ordusunu burada üslendirmesi Batı İttifakını son derece rahatsız etti. Artık GOP’inde bu ‘keyfe keder siyasete’ müsammaha gösterilmeyeceği 35 Maddelik ültimatomla önümüze konuldu. Görüşmenin ertesi günü 400 yönetici ve 1566 Péşmerge komutanı ve savaşcının görevden alınması işin ciddiyetini kavramamız bakımından önemlidir. Buradan anlaşılıyor ki Irak-KDP ve YNK’nin başına buyruk idareceliği sona erdirilecektir. Aynı zamanda Güney Kürdistan üzerinde Türk Devleti’nin varolan etkisini kıracaklar.

Batı İttifakı, süreç uzadıkça Rusya’nın avantaj elde ettiğini ve bu durumdan istifade eden TC devleti ve İran gibi bölgesel güçlerin kendi planlarını zorladığını yaşayarak görmektedirler. Rusya da bu bölgesel güçlerin yarattığı sorundan istifade ederek Suriye’de denklemi kendi lehine işletme politikası icra etmektedir. Bu yüzden her hamle ve kuşatma politikası daha büyük bir kuşatmayla karşılanmak durumunda kalınıyor. Bu da yeni yük ve riskleri beraberinde getiriyor.

ABD patronajlı Batı Bloku, Türkiye ve İran’ın etki alınını kırarak Rusya’yı kendi programına uymaya zorlayacaktır. Bu nedenle Irak-KDP üzerinden Kürdistan’ın güneyine müdahil olan Türk devletinin bu nüfuz alanı kaldırılacaktır. ‘Troyka’nın çıkarması ve ültimatomu bu sürecin işaret fişeğidir.

YPG’nin bir ABD kolordusu gibi doğrudan silahlandırılması ve önümüzdeki günlerde Rakka’nın alınmasıyla burada yeni bir bölgesel ittifakın doğacağının da işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Rakka’dan Golan tepelerine dek bir güvenlik kuşağının kurularak Ürdün ve İsrail’in muhafaza edileceği anlaşılıyor. Ürdün’ün Suriye’deki bu denkleme katılması için teyakkuza geçtiği çeşitli haber ajanslarında yazıldı. Pek yakın zamanda Mısır’ın da dahil olabileceği ve Suudi’nin de İran’ın zayıflatılması amacıyla katılacağı, ancak tüm bu bölgesel ittifakın kilit aktörlerinden birinin Kürtler olacağı hasebiyle Türkiye’nin iyice yalnızlaştırılacağı günler de yaklaşmaktadır.

Şimdiden Lübnan Hizbullahının İran’ın telkinleriyle olsa gerek Suriye sınırından çekileceğini ifade etmesi belki de bu yeni ittifakın bir bahanesini ortadan kaldırmak amaçlı bir İran manevrasıdır. Ayrıca ‘çoklu iktidar’ politikası gereği birden fazla parçaya bölünecek ‘Sünni İslam’a karşılık ‘Şii İslam’ yapısının da örneğin Irak’ta ‘çoklu egemenlik alanlarına’ böldürülmesi de muhtemeldir. Yine muhtemeldir ki İran’ın Suriyeleştirilmesi süreci de yakındır. Fakat bu süreçle beraber Sünni İslam’ın liderliğinin Suudi’den alınarak Mısır’ın başını çekeceği bir Arap koalisyonuna verilmesi de mümkündür.

Mısır, tarihte bölgedeki büyük alt-üst oluşlarda daima Kürtlerle müttefik olarak hareket etmiştir. Hititler’in bölge üzerindeki tehditine karşı Kürtlerin ataları olan Hurri ve Mitannilerle tarihin o dönemdeki en büyük ittifakını gerçekleştirmiş bir ülkedir. Bu ittifakla Hititler dize getirilmiş, ilk defa herkesi şaşırtan biçimde o dönemin Kürt kadınları savaşta öne çıkarak herkesin hayranlığını kazanmışlardı ve işbu nedenle Mısır Kralları hem kahramanlıklarından, hem de bölgesel ittifaktan kaynaklı olarak Kürt kadınlarını eş olarak almışlardır (Mısır Firavunlarını biz doğurduk diyebiliriz).

Bugün benzer biçimiyle Kürdistan’ın güneybatısında (Rojava) Kürt savaşçı kadanların tüm dünyanın hayranlığına mazhar olması bu anlamıyla tesadüf değildir, tarihsel kodlarımızın ve reflekslerimizin sere serpe açığa çıkmasıdır.

Dün Hititlerin yaşadığı yerden bölgeye benzer biçimde Türk devleti tarafından müdahale edilmekteyken, 2011 yılından beri PYD ve Mısır arasında süren diplomatik ilişkinin Eylül 2016 tarihinde PYD ile Mısır arasında bir akitle imzalanmış olmasını bu tarihsel kodların ve reflekslerin 21. Yüzyıl versiyonuyla güncellenebileceğinin işaretleri olarak görmek mümkün. (Konuya dair linkleri tıklayarak ilgili haberleri okuyabilirsiniz; http://alternatifsiyaset.net/2016/06/29/misirdan-federalizme-destek/. http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2016/09/syria-kurdish-self-rule-tomorrow-movement-opposition-deal.html

Büyük değişimler ve savaşlar yaşanırken halklar elbette tarihsel köklerinden gelen davranışlarını sergilerler ve kadim dönemdeki atalarının mirasıyla bağlar kurarlar. Aryen kimliğimiz, bu kimliğimizin kendini varettiği coğrafyamızda dövülerek şekillenmiş milli ruhumuz ve yaşama tutkumuz eşsiz akışıyla halen bir dengbéj şarkısı misali sürmektedir. Aryen köklerimizi binlerce yıldır hiçbir güç bu coğrafyadan söküp atamadı. Tarih bu anlamıyla yeniden ıspata adaydır ve Kürtler atalarının muhteşem ruhunu devrelarak yeniden sahaya çıkmışlardır.

Modern dünya güçleri ve dostlarımız da bu tarihin bilincinde olarak bölge denklemini buna ve çağın gereklerine uygun dizayn etmektedirler. Bütün halklar bu mücadelenin sonunda doğal sınırlarına çekilecek ve hakettiği şekilde yaşamını sürdürecektir. Yüzlerce yıldır Kürtlerin hakkını yiyen, onları sömürgeleştiren ve soykırımdan geçirenlerden tarihin hesabı böylelikle sorulmuş olacaktır. Büyük Kürdistan korkusu bu nedenle Kürdistan’dan daha büyük bir alanı kapsamaktadır. Binlerce yıllık gericilik bağlarının çözülmesi sözkonusudur.

Bizler bu ufukla konuya yaklaşırken, Türk devleti 100 yıl önceki oyununu sahnelemektedir. Bu süreci akamete uğratmak için ya bir Özdemir Paşa imal etmeye çalışıyor, ya da ABD ve Batı denkleminden kopmamızı sağlayacak bir Berzenci yaratmak istemektedir. ABD, İngiltere ve Almanya ‘Troyka’sının Kürdistan’ın güneyinde olaya el koyması bu planı boşa çıkarmanın değerli bir adımıdır.

Tüm bu belirttiklerimizden dolayı, bu olay bu yüzden yeni bir dönemin ortak kararı ve resmi ilanıdır.

Bu yüzden işte, “Gün olur asra bedel…”

15.05.2017