ABD İLE KÜRDLER ARASINDAKİ STRATEJİK MÜTTEFİKLİK DEVAM EDECEKTİR!

128

Hussein Erkan / Hasan H. Yıldırım

Birkaç gündür Kürdistan’ın Güneyi’nde olan biten gelişmeler yeni bir sürecin ön adımlarıdır. Olumluluklar ve olumsuzluklar içiçedir. Olup bitenleri böyle okumak gerekir.

Bildiğimiz gibi Kürdistan’ın Güneyi’nde uzun bir süreden beri siyasi, idari, ekonomik ve askeri vs. alanlar da bir çıkmaz yaşanıyordu. Milli bir politika oluşturulamıyor, milli birlik kurulamıyor, şeffaf bir ekonomik politika yürütülmüyor, Kürd milli serveti parti yöneticileri tarafından hortumlandığı gibi, sömürgecilere kelepir fiatına sunuyordu. Sömürgeci güçler ile kirilen kirli ilişkiler Kürd Milleti’nin geleceğini karartan bir ortam sunuyordu. Tüm bu olumsuzluklar 1992 yılından bu yana Hewler iktidarını hukuksuz olarak ele geçiren Irak-KDP ve YNK’nin yanlış politikaların sonucuydu.

Yanı sıra ele geçirdikleri mevzi ve imkanları ABD vasıtasıyla elde etmişlerdi. Fakat Irak-KDP ve YNK başındaki baronlar ABD’yi dışlayarak Türkiye, İran ve Rusya ile iş tuttular. Bu devletlerin dediklerini sorunsuz yerine getirdiler. Bu da yetmedi. Irak-KDP, ABD ve YPG’nin Akdenize ulaşmasını engelemek için Rusya ile işbirliğine girdi. En son olarak ABD ciddi olarak karşı çıkmasına rağmen Türk projesi olan “Bağımsızlık Referandumu“nu uygulamaya koydular. Atılan bu son adım Hewler yönetimi ile ABD arasındaki köprülerin atılmasına neden oldu.

Bunun bedelinin çok ağır olacağı belliydi. ABD karşıtlığı kaybettirir. Kürdistan’da başarının yolu ABD ile kurulacak olumlu ilişkilerden geçeceğini bilmek gerekir. Kürdistan’da ABD’ye rağmen başarmanın yolu yoktur. Hewler iktidarı bunu hafife aldı. ABD’yi dışlayarak Türkiye, İran ve Rusya’nın dediklerini yaptı.

Bunun üzerine ABD’nin onay ve kontrollünde Irak ordusu ve Haşbi Şabi ile “Tartışmalı Bölgeler“ denilen Kürdistan topraklarına bir operasyon çekildi. Operasyon Türkiye ve Hewler iktidarına karşı oldu. Bu operasyonla Türkiye’nin Güney üzerindeki emelleri bir kez daha suya düşürüldü. Esas darbeyi Türkiye ve onun Güneydeki “Stratejik Müttefikleri“ aldı. Bu arada Kürdler de çok ciddi mevziler kaybetti. Bunun sorumlusu ABD değildir. Sorumluları Barzaniler ve YNK içindeki Kosret Resul, Mele Bahtiyar, Şeyh Cafer, Sadi Ehmet Pire, Necmettin Kerim vs. kişilerden oluşan kanattır. Türkiye’nin dediklerini ikiletmeden yerine getiren bunlardır. Bunlar biliniyordu ve hesap sorulmalıydı. İç dinamiklerin bu hesabı sorma güçleri yoktu. Bunu ancak ABD yapabilirdi ve yaptı da. Her ne kadar direk kendisi askeri olarak yönelmese de Irak Ordusu ve Haşbi Şabi ile vurdurttu. Kendilerine güçleri hatırlattıldı. Bensiz bir hiçsiniz dedi. Hewler iktidar sahiplerine haddini bildirdi.

Bu operasyonla Irak, Kürdler karşısında önemli mevziler kazandı. Kürdler bir trajedi yaşadı. Bağımsızlık beklerlerken işgale uğradı, önemli oranda toprak kaybetti. Halk moralmen çöktü. Mevcut yapılara güvensizlik arttı. Yanı sıra ABD’nin tutumuna bir anlam veremedi. Ona karşıda önemli oranda güvensizlik arttı. Bu operasyonun olumsuz tarafıdır. Zamanla telafi edileceği inancımızı koruyoruz.

Yanı sıra bir de olup bitenlerin olumlu tarafı vardır. Şu an Kürdler zarar gördü gibi görünsede bu operasyonla Güney’in önü açıldı. Bunu hep birlikte önümüzdeki süreçte göreceğiz. Bugün kaybedilmiş mevziler yeni süreçle birlikte yeniden daha güçlü mevzilerle Kürdlerin eline geçecektir. Nasıl ki bu son operasyonla Türkiye ve onun Güneydeki işbirlikçilerine çekildiyse önümüzdeki süreçte Irak ve Kürdistan’ın Güneyi’ndeki İran ve işbirlikçileri Haşbi Şabi güçlerine karşıda bir operasyon çekileceği kaçınılmazdır. Irak Genel Seçimlerinden sonrada “Tartışmalı Bölgeler“ dahil Irak ile Kürdistan’ın Güneyi arasındaki tüm sorunlar masaya yatırılacaktır. Irak ile Kürdistan’ın Güneyi arasındaki ilişki Kürd millet haklarının kabulü yönünde çözülecektir. Kürdistan’ın Güneyi emin elere teslim edilecektir. Fakat bu arada bazı Kürd siyasi çevreleri kaybedecektir.

Paniğe gerek yok. Güneyde olumlu çalışmalar sürmektedir. Gorran Hareketi, Komale İslami Parti ve Behram Salih grubu arasında bir bloklaşmaya gidileceği tartışılmaktadır. Yanı sıra Gorran Hareketi, Hewler Hükümeti’nin bir an evvel istifa etmesi ve bunun yerine herkesin içinde yer alması gerektiği “Milli Kurtuluş Hükümeti“ kurma çağrısı yaptı. Bunun yapılmaması halinde farklı yöntemlere baş vuracaklarını sözcüleri Şoreş Haci’nın yaptığı basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu. Dikkatinizi çekmek isteriz. “Farklı yöntemlere baş vuracaklarını,“ ifade etmesi üzerinde durulması gerekir. Gorran Hareketi’nin mevcut askeri konumu bilinmektedir. Askeri olarak bir mücadele elbette düşünülmemektedir. Geriye ne kalıyor? Sivil bir hareket olarak halkı sokağa dökmek kalıyor. Bu konu da ABD ve müttefiklerden bir destek sözü alınmadan böylesi bir açıklama yapmayacaklarıda bilinmelidir. Bakalım! Süreç karmaşıktır. Hangi adımlar attılacak birlikte göreceğiz.

Şunun da altını kalın çizgilerle çizmek istiyoruz. Kimi çevrelerin iddiasına karşın ABD, Kürdleri satmadı, bilakis bu operasyonla siyasetin önünü açtı. ABD ile Kürdlerin stratejik müttefikliği devam edecektir. Çünkü ABD, Orta Doğu’yu yeniden şekillendirirken esas aldığı güç Kürdlerdir. Bundan en ufak bir sapma yoktur. Bu böyle biline.

23 Ekim 2017