ABD Büyükelçisi: “Amerika Barzani’nin Görevinde Kalmasından Yanadır”

1357

Geçenlerde   Kürd basınında   yayınlanan haberlere   göz gezdirdiğim zaman   Kurdistan24’un Türkçeye çevirdiği ve hemen hemen   Kürd basının geniş bir kesimi tarafından   yayınlanan haber   dikkatimi çekti.

Bu haberde şöyle deniliyor:

“Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) ve Goran Hareketi’nin ortak yönetim üyelerinin oluşturduğu heyetin Bağdat’ta Irak’ın ABD Büyükelçisi ile bir araya geldiği toplantıda, Büyükelçi’nin, ABD olarak Mesud Barzani’nin Kürdistan Bölgesi Başkanı olarak kalmasını desteklediklerini belirttiği öğrenildi.”

Aynı zamanda haftalık yayımlanan Hewal gazetesinde köşe yazan YNK Irak Parlamentosu Milletvekili Şivan Davudi, son yazısında YNK ve Gorran Blokunun Bağdat’taki son temasları çerçevesinde ABD’nin Irak Büyükelçisi Stuart E. Jones ile bir araya geldikleri toplantıya değindi.

Heyette yer alan Şivan Davudi, Irak ile Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan siyasi sorunların ele alındığı görüşmelerin son derece önemli olduğunu kaydetti.

Davudi,  yazısının ABD’nin yaklaşımlarını ele aldığı bölümünde;

“Büyükelçi Stuart E. Jones’un, açık ve net bir şekilde ABD’nin Mesud Barzani’nin Kürdistan Bölgesi Başkanı olarak görevine devam etmesinden yana olduklarını çünkü mevcut durumun yeni bir seçim yapmaya elverişli olmadığını belirttiği” ifadesini kullandı.

Davudi,  YNK-Goran Blokunun Bağdat’ı ziyaret etmesinde üç temel nedenin yattığını ve Iraklı siyasi taraflara, ABD yönetimine ve Birleşmiş Milletler’e bu amaçları anlatmak üzere temaslar kurulduğunu açıkladı.

Davudi yazısında, bahse konu üç temel nedeni şöyle sıraladı:

“Onlara, ilk olarak YNK-Gorran yakınlaşmasının hiçbir kesim ve ülkenin zararına olmadığını, ikinci olarak bu ortaklığın sadece partisel olarak değerlendirilmemesi gerektiğini çünkü genel bir siyasi proje olduğunu ve üçüncü olarak ise iki partinin ortaklaşmasıyla Irak Parlamentosunda 30 sandalyeli büyük bir grup kurulduğunu anlatmak için yola koyulduk.”

http://www.nerinaazad.com/news/regions/america/abd-mesud-barzaninin-gorevine-devam-etmesinden-yanayiz

ABD’nin   bu yaklaşımı yeni değildir,   birçok defa   farklı ABD yetkililerinin ağzından   buna benzer açıklamaları duyuyoruz.   Zaten pratikte de   böyle bir tavırları var.

Ben bu haber yayınlanmadan önce sayın Şiwan Dawidi’nin ve daha başkalarının   YNK ve GORRAN   Hareketinin   Bağdat’ta gerçekleştirdikleri ziyarete ilişkin birçok yazı okudum..

Sayın Şiwan Dawudi’nin makalesinden alınan   ABD Büyükelçisinin   açıklamaları dışında başka önemli açıklamalar da vardı. O açıklamalar tek tek gözümün önünde şerit gibi geçti.

Kurdistan24’de   partilere bağlı olan   tüm Kürd basını gibi   işine geleni almış ve diğer açıklamalar işine gelmediğinden dolayı görmezlikten gelmiştir.

Geçenlerde   ABD Dışişleri Bakanlığınca   “İnsan ticareti” üzerine bir rapor yayınlanmıştı. Bu raporda   hem PKK’ye ve hem de Güney Kürdistan   asayişine   ilişkin   bazı iddialar vardı.. Her iki tarafın basını   birbirlerine karşı olan bölümleri   özetleyerek yayınlamış ve kendilerine dair iddiaları da hasıraltı etmişti. Tarafla rda   kendi basınlarına iman getirdiklerinden dolayı birbirlerini suçluyordu.

Kürdistan’da   partilere bağlı basın monopolünün   oluşumu ile birlikte   Kürd halkının en basit hakkı olan   bilgilenme   hakkı ayaklar altına alınmıştır.  Kürdler   partilere bağlı   gazete, televizyon ve internet siteleri tarafından   sürekli manipüle ediliyor.

Şimdi sayın Dawudi’nin makalesine   dönelim.

Dawudi: “ABD Büyükelçisi Stuart E. Jones’un, açık bir şekilde   Amerika olarak   Barzani’nin Bölge Başkanı olarak   kalmasını   destekliyoruz. Çünkü   şimdi zaman seçimler için uygun değildir”  diyor.

Şimdi Kurdistan24’in aktarmadığı bilgilere geçelim.

ABD Büyükelçisi konuşmasının devamında ise;

“ Barzani’ye   referanduma ilişkin söylediklerimi size de   söyleyeyim. Referandum   zamanı değil, bizim öncelliğimiz Daiş’i bitirmek ve   ilticacıların geri dönmesidir…” diyor. ABD Büyükelçisi konuşmasında   Peşmergelere bir dizi övgü dizdikten sonra “ Peşmergelerle Irak çerçevesinde muamele   ediyoruz” diyor.

YNK ve GORRAN ortak delegasyonunda bulunan sayın Şiwan Dawudi   Bağdat’ta 3 gün içinde   Amerika, Birleşmiş Milletler, Irak’ın Sünni ve Şii çevreleriyle 15   ayrı görüşme gerçekleştirdiklerini söylüyor.

Sayın Şiwan Dawudi   yapılan tüm görüşmelere   3 mesajla gittiklerini   söylüyor.   Sayın Dawudi   Bağdat’ta   yapılan görüşmelere   Irak, Arap ve   Kürd basını büyük bir ilgi gösterdi.

Sayın Dawudi bu arada KDP   basın ve yayın çevrelerine bir eleştiri getiriyor ve şöyle diyor:

“KDP basını herkesten daha fazla   delegasyonun Bağdat ziyaretine ilgi gösteriyor ve   sabırsızlıkla   yayınlar yapıyordu… Fakat, niyetleri gerçekleri   çarpıtmaktı. Yayınlarında   sürekli olarak yaşananları değil, istediklerini yayınlıyorlardı. Hatta Kürdistan kamuoyunun düşüncelerini değiştirmek amacıyla onlarca   uyduruk haber ve açıklama yayınladılar” diyor.

Delegasyon üyesi sayın Şiwan Dawudi   Kürdistan halkını bilgilendirmek amacıyla yapılan görüşmeleri   şöyle özetliyor:

Abadi ile olan görüşmede   kendisine   Irak Başbakanı olarak   Kürdistan Bölge halkına karşı   sorumluluğunu yerine getirmesini   istediklerini,   Kürdistan halkının ekonomik durumu kötü ve Peşmergeler maaş almaksızın   Daiş’a karşı   savaştıklarını   söylediklerini ifade ediyor. Abadi ise buna karşılık Kürdistan bölge Hükümeti toplam Irak petrollerin %20’sini satıyor. Niçin Kürdistan halkının maaşlarını ödemiyor? ve o paralar   maaşlara değil de   nereye gidiyor? diye soruyor. Abadi referanduma ilişkin olarak “Referandum Kürdistan halkının hakkıdır. Fakat, şimdi zamanı değil, çünkü savaştayız” diyor.

Usama Nucefi ile olan görüşmede   Nucefi; “Ebu Masrur( Kek Mesud Barzani’yi kastediyor-Aso) bana dedi ki   bu antlaşma bana ve KDP’ye karşıdır. Referanduma ilişkin olarak Abadi’nin söylediklerini tekrarladı”   diyor.

Kürdlerin eski dostlarından Emar Hekim de “Niçin çıkarınıza olan Adil Abdulmehdi’nin Petrol Bakanlığı fırsatını kullanmadınız?   Ve konuşmasının devamında   ise ‘eski de Kürdistan tecrübesini Irak’a aktarmak istiyorduk. Şimdi ise Kürdistan’daki infeksyonun   Irak’a yayılmasından korkuyoruz’ diyor. Referanduma ilişkin olarak   El Hekim “Kürdistan’ın bizden ayrılmasını istemiyoruz. Fakat,   şimdi zaman da   referandum için uygun değildir” dedi.

Sadrcılar ise   Antlaşmayı kendilerinin Bağdat ve Güney Irak’ta gerçekleştirmeye çalıştıkları reform devriminin bir parçası olarak Kürdistan’da   bir reform devrimi olarak değerlendirdiler.   Referanduma ilişkin olarak   Kürdistan Irak’ın sevgili bir parçasıdır ve referandum zamanı değildir dediler.

Irak Parlamento Başkanı ve Irak Birleşik Güçleri ise   antlaşmayı olumlu buluyorlardı.   Antlaşmanın   mali sorunlara ilişkin bölümünü   bir yasa tasarısı haline getirmemizi   istediler.   Referandum konusunda ise diğerleriyle aynı düşünceydiler.

Caferi, Fezile, Watani, Dehwa Tanzim İrak, Hel Kerbuli kütlesi, Mutlaq’ın Hiwar Cephesi hepsi Kürdistan’ın kaderini tayin edecek sorunlar konusunda hemfikirdiler. Referandum’dan yanayız, ama zamanı değil diyorlar.

Birleşmiş Milletler Temsilci yardımcısı ise   Kürdistan’a Irak çerçevesinde muamele ediyoruz dedi.   Göçmenlerin kabul edilmesinden dolayı teşekkür etti.   Peşmergelerin   Daiş savaşında aldığı role değindi ve referandum zamanı değildir, dedi.

Maliki ise   Amerikalılarla olan tecrübelerinden hareketle ‘Amerika hiç bir şeyle beraber değil,   de facto olduğu zaman muamele eder” dedi. Maliki konuşmasının devamında ise   antlaşmanın   geciktiğini,   Mam Celal’ın daha önce kendisine Debaşan antlaşmasından söz ettiğini söylüyor. Referanduma ilişkin ise Maliki   ‘Kürd halkının hakkıdır, fakat zamanı değil”   diyor.

Bedir Güçlerinin lideri ve Heşti Şehbi’nin komutanı Hadi Amiri da ‘Kürd halkının tüm taleplerini destekliyoruz.. Fakat,   şimdi savaşta olduğumuzdan dolayı referandum zamanı değildir.”dedi. Hadi Amiri ‘ben kendim Kek Mesud Barzani ile konuştum ve kendisine   Irak ile birlikte kalmak için hiç bir imkanınız kalmadı mı diye sordum. Kek Mesud cevaben ‘Evet   imkan kalmıştır. Temel sorunların Bağdat ile çözülmesi gerekir’ dedi..

 

Sayın   Şiwan Dawudi   tüm bu görüşmeleri aktardıktan sonra     uzun bir yorum yapıyor.   Bu yorumda   düşüncelerini açıklıyor:

“Benim için açığa kavuşan   Şii ve Sünni Araplar   referandum ve   kendi kaderini tayin hakkı için bizim yanımızda değiller. Birleşmiş Milletler, sıcak kucağımızı Iraklı göçmenlere açtığımızdan dolayı Irak’ın çerçevesinde bize saygı gösteriyorlar. Amerika açık bir şekilde Kürdistan’ın Irak çerçevesinde kalmasını istiyor, Daiş savaşı için Peşmergelere ihtiyaçları var ve Barzani’nin kürsüsünde   kalmasını istiyor. Aynı zamanda Amerika   Barzani’nin   referandum ve Irak’tan ayrılma isteğine karşılar. Bu ise benim için bir soruyu gündeme getiriyor.   Acaba Barzani   Kürsüyü mü Rapirsiye/referanduma, yoksa   Rapirsiyi/referandumu mu Kürsüye kurban edecek?( Kursi-koltuk, rapirsi-referandum. Zaten makalenin ana başlığı KURSÎYAN   RAPİRSÎ’dir) Barzani’nin cevabını öğrenmek istiyorum.

Açıktır ki   rüyalarımızı gerçekleştirmek için uygun bir ortam doğmuştur. Xurmatu’nun Kerkük üzerine, Kerkük’ün Kürdistan Bölgesine katılması için     Kürdistan halk kitlelerinin   bağımsızlık için referanduma   gitmesi için de facto bir durum oluşmuştur. Bu ise ancak   ‘Kürd Evi’ içinde birlik, Kürdistan Bölgesindeki meşru kurumlara işlerlik kazandırılması, güçlü bir iradenin oluşturulması ve cesaretli  liderleri   gerekli kılıyor. Bunlar ise   ne Birleşmiş Milletlerle, ne Amerika’nın eline bakarak, ne Arap dostlarımızın gönlünü kazanarak, ne Ankara ve ne de Tahran’dan bize   hediye olarak gelecek. Bu ise bir kişi ile, bir taraf ile ve bir güç ile gerçekleşmez. Gorran ve YNK antlaşması   bu sorun için büyük bir kapı açmıştır. Kapı ise tüm Kürdistani güçlere açıktır.   Tüm siyasi güç ve taraflar   bu antlaşmayı iyi karşıladılar. Yalnızca KDP   kapıları kapattı. Basın ve yayınların da ise sanki biz   Hewler Parlamentosu üzerine   tankları getirdik, petrolü 50 yılığına açık artırmaya çıkardık, meşru kurumları işlevsiz hale getirdik ve Şengal’ı kurtlara teslim ettik.”

Şiwan Dawudi

Hewalnews

Not: Partilere bağlı Kürd basının   en çok aktif olduğu dönem Kürdler arasında   kısmen   barışın olduğu dönem değil,   Kürdler arasında   iç savaş ve kavgaların olduğu dönemdir.Bu basından kurtulmak lazım.   Zaten   bu basın ve yayınlar emeği ile geçinen kurumlar değillerdir.   Kürd halkının imkanlarını partilerin propagandalarına seferber   ederler. Yarın Kürdler arasında barış olursa bu basının da hiçbir   rolü kalmaz ve kapatmak zorunda kalırlar. Bu söylediklerim tek bir parti ve grup için değil,   herkes için geçerlidir. –Aso Zagrosî

Derleyen ve Çeviri: Aso Zagrosi