WEHİT KOVILİ: KİRLİ BİR TETİKÇİDEN “KAHRAMAN” YARATMAK!

260

H.Hüseyin Yıldırım

Sömürgecilerimiz “kardeş, dost, stratejik müttefik,” kendi dışındaki diğer Kürd hareketleri ise yok edilmesi gereken “düşmanlar” olarak görülüyor.

Ülke, millet, halk çıkarı yerine önder ve parti çıkarının ikame edildiği bir siyasal yaklaşım dayatılıyor.

Sorun bu olunca Kürd milleti kayba uğrarken Kürdlük kisvesi altında kazanımlar birey ve parti hanesine yazılıyor.

Millet ve halkımız trajedilerden geçerken, açlık ve sefaletle boğuşurken bazı birey, aile, aşiret ve partiler düşman ile kol kola Kürd milletinin bağımsızlığı önüne bariyer kurarak servetini hortumlayıp dolar milyarderi oluyor.

Bu arada birileri de ya tetikçilik, ya ajanlık, ya da bunun propagandasını yapma görevini üsleniyor.

Kürd milletinin yarası olan bu durumu canım sıkıldığı için yazmıyorum. Sorunu tüm boyutlarıyla ele almak belki de ciltler dolusu yazı yazmayı gerektirir.

Ben bu konuda sadece bir örneği sizlere anlatacağım: Wehit Kovilî…

Kimdir bu adam?

Tek bir cümle ile ifade edersem Kürdistan’ın Güneyi’nin Abdulkadir Ayganı’dır.

Kuzey Kürdlerinin Abdulkadir Aygan’ı tanıdığından hareketle  Wehit Kovilî’yi daha iyi anlamak için bu benzetmede bulundum.

Geçenler de Wehit Kovilî aniden öldü. Ölümü üzerindeki sır henüz çözülmemiştir. Güney’de bu adamın ölümü sorgulanırken Irak-KDP’nin Kuzeyli savunucuları bu adamı Kuzeylilere “kahraman” olarak sundu.

Gerçekten bu adam bir “kahraman” mıydı? 

Bu adamı yakinen tanıdığımız gibi, Güney basını bu adamın seceresini ortaya dökerek değerlendirmeler yapıyor. Ortaya bir tetikçinin, bir hainin portresi çıkıyor. Bu adam yaşamı boyunca nerede kriminal bir ihale varsa oranın tetikçiliğine aday biridir.  Fakat Irak-KDP’nin Kuzeyli savunucuları ne yapıyor?  Bu adam pis bir tetikçi ve hain iken kuzey Kürdüne bir “kahraman” olarak sunuluyor.

Sahi durum gerçekten öyle midir? 

Geçmişe azıcık şöyle bir uzanalım.  Adamın yaşam trafiğine bir gözatalım. Bunun öncesi ölümüne yol açan süreci biraz irdeleyelim ilkin…

Mustafa Barzani, Zibari aşireti ağası Mahmud Zibari’nin kızı Hamayil ile evlenir, yani Mesud Barzani’nin annesiyle. Mehabat Demokratik Kürd Cumhuriyeti yıkılınca Mustafa Barzani SSCB’ne gider. Eşi Hamayil babasına sığınır. Barzani dönünce eşini geri ister. Mahmut Zibari kararı kızına bırakır. Kızı “gitmek istiyorum” deyince babası kızının kararına saygı gösterir, ama iddiaya göre kızın amcası Ahmet Axayê Zibari buna karşı çıkar. Bunun üzerine Ahmet Axayê Zibari Mustafa Barzani tarafından 1959 yılında öldürtülür. Ahmet Axaye Zibari’yi öldüren timin başında o dönem Barzanilerin baş tetikçilerinden olan İsa Suvar var.

Kuşkusuz Ahmet Zibari’nin Mustafa Barzani tarafından öldürtülmesi sadece eşine ilişkin tutumdan ileri gelmemektedir. Mustafa Barzani’nin niye Ahmet Axayê Zibari’yi öldürttüğü konusunda birçok iddia var. Bunlardan biri, Mustafa Barzani SSCB’den döndüğünde Ahmet Axayê Zibari’nin başında olduğu Zibari Aşireti çok güçlü bir konumdaydı. Güney Kürdistan aşiretleri üzerinde sözü dinlenen bir konumdaydı. Mustafa Barzani bunu kendi gelişimi  önünde bir engel olarak gördü ve bu nedenle Ahmet Axayê Zibari’yi öldürttü denilmektedir.

Konu gündeme geldiğinde Güney’de birçok çevre bu iddiayı dilendirmektedir. Ki Mustafa Barzani de bunu inkar etmemektedir.  İnkar etmediğini de Celal Talabani’nin 1998 yılında Lübnan’da yayınlanan bir dergi ile yaptığı röportajda; “1959 yılında Abdulkerim Kasım yaralandığı için hastahanedeydi. KDP olarak ben, Mustafa Barzani ve birkaç politbüro üyesi bir heyet ile kendisini ziyarete  gittik. Abdulkerim Kasım, Mustafa Barzani’ye; ‘Ahmet Axayê Zibari’yi sen mi öldürttün?’ diye sorunca Mustafa Barzani inkar etmedi. ‘Evet’ dedi. Abdulkerim Kasım’ın polis çağırıp Mustafa Barzani’yi tutuklayacağından korktum, neyse ki yapmadı.“

Barzaniler ile Zibariler arasında Ahmet Axayê Zibari’nin öldürülmesinden sonra kan davası sürüp bugüne kadar gelir. Ölüm olayından sonra Zibari Aşiretinin önemli bir kesimi ile Ahmet Axayê Zibari’nin çocukları Letif, Erşad, Asıf ve Qedri de Musul’a yerleşirler. Şu anda da Musul’da önemli bir güçtürler.  2005 yılında Kürdistan Başkanı seçilen Mesud Barzani, dayısı Hoşyar Zibari’yi Ahmet Axayê Zibari’nin çocuklarına elçi olarak gönderir. Ki Hoşyar Zibari aynı zamanda Ahmet Axayê Zibari’nin yeğenidir. Barzanilerin kendileriyle barışmak istediğini bildirir.

Erşad Zibari;  “Tek bir şartla bunu kabul ederiz. Şartımız da şudur: Demokratik bir seçim yapılmalı. Seçimlere adaylarımızla katılacağız. Hiçbir engel çıkarılmayacak.“

Hoşyar Zibari bunu Mesud Barzani’ye bildirir. Fakat Mesud Barzani bu şartı kabul etmez. Daha evvel de birçok kişi ve çevre aracı olmasına karşın barış henüz sağlanmış değildir. Güney basınına yansıyan kadarıyla son zamanlarda bu kez Nuceyfiler aracılık yapmaktadırlar. Eski Musul Valisi Esil Neceyfi, Musul’un IŞID’ten temizlemesi sonrası dayanacağı güçler arasında Zibarileri de düşünmektedir. Bu konuda kendileriyle geçenler de görüştü; “gelin sizi Barzanilerle barıştırayım,” dedi.

Fakat Zibariler Esil Nuceyfi’nin Barzaniler ile ilişkilerinden dolayı kendisine güvenmemektedir. Zibariler, Esil Neceyfi’ye; “Nasıl barışalım? Eskiyi unutsak bile oğlumuzun katili hala Barzanilerin koruması altındadır. Kendilerine nasıl güvenebiliriz?“ diye cevaplamışlar.  Oğullarının katili dedikleri Duhok Anti-Terör Birimi Komutanı Wehit Kovıli’dir.  Zibarilerin bu söylemi Barzanilere ulaştırılır. Güney basınına yansıdığı kadarıyla bunun üzerine Wehit Kovıli’nin kalemi kırılır. Henüz bilinmeyen bir şekilde adamın icabına bakılır. Bu gelişmelerden habersiz Irak-KDP’nin kuzeyli müritleri tarafından “kahraman“ ilan edilir. Ne kahraman da ne  kahraman!

Bir bakalım kimmiş bu “kahraman“? Kimdir bu Wehit Kovıli?

Adamın karanlık bir geçmişi var. 1991 yılında Kürdistan’ın Güneyi’nde başkaldırı sonrası Wehit Kovıli o dönem Irak devleti adına Kürdistan’ın Güneyi’nde ajanlık faaliyeti sürdüren Xalit Hecitahir Hemzani adındaki kişi ile ilişkiye girer. Ve ekibinde görev alır. Bu tim Duhok ve çevresinde birçok insanın katledilmesi ve ölümle sonuçlanan birçok bombalama olaylarında yer alır.

Bu olaylardan biri 01 Mayıs 1994 tarihinde Duhok iline bağlı Berwari Kürdistan Cephesinin karargahının patlatılmasıdır. Patlamada 3 pêşmerge şehit düştü ve birçok pêşmerge de yaralandı. Bu eylemle ilgili bilgi ve belgeler 03 Temmuz 2003 tarihinde Hawlati gazetesinin 133. sayısında yayınlandı. Saddam Hüseyin iktidarının yıkılmasından sonra Irak ajanlarının Kürdistan’ın Güneyi’nde yapmış olduğu birçok eylemin belgeleri Hawlati’de yayınlandı. Hawlati gazetesi Kürdistan’ın Güneyi’nde bağımsız akademisyen ve yazarların kendi olanaklarıyla çıkarılıyordu. Kürd toplumun kulağı, gözü ve sesiydi. Bir müddet sonra maddi olanaksızlıktan dolayı gazete kapatıldı, hakikaten üzücü bir durum…

Wehit Kovıli, 1994 eyleminden sonra deşifre olduğunu söylüyor ve Musul’a götürülüyor. Barzanilerle 40 seneden beri kan davası sürdüren Zibari Aşireti’nin ikamet ettikleri mahalleye yerleşiyor. Ve 1999 yılında bu defa Ahmet Axaye Zibari’nin oğlu Qedri Ahmed Zibari’yi öldürerek Kürdistan’a dönüyor.

Kİ Qedri Ahmet Zibari 1988 yılında Mustafa Barzani’nin torunu Şîrwan Lokman Barzani ile Barzani ailesinden bir başkasını öldürmüştü.

Kürdistan’a dönen Wehit Kovıli Şeyh Osman ve Neçirwan Barzani tarafından karşılanıyor. Wehit Kovıli’nin boynuna Barzanilerin sembolü olan kırmızı keyfe(puşu) takılır. Barzani ailesinden birinin intikamını aldığından dolayı bu vesileyle Barzani aşireti üyeliği ile onure edilir. Fakat Barzaniler O’nu boş bırakmıyorlar. Barzani muhaliflerine karşı aktif olarak kullanırlar. Karşılığını da verirler. Generallik rütbesine kadar yükseltirler. Bu arada palazlandırılır. O da kendini bulunmaz Hint kumaşı sanıp olur olmaz birçok işe soyunur.

Barzanilerin desteğini arkasına alan Wehit Kovıli, tam bir mafya çetesi reisi tarzı bir yaşam sürdürür. Astığı astık, kestiği kestik biri olur. Zevk, sefa ve kumar alemine dalar.

2011 yılında Lübnan’da bir kumarhanede 270 bin Dolar kaybediyor. İşi bozuntuya vermiyor. Kumarhane sahibini Kürdistan’a davet ediyor. Gel orada bir kumarhane aç diyor. Bu konu da kendisine güven veriyor. Kumarhane sahibi de olur diyor ve beraber Kürdistan’a geliyorlar. Sonra O’nu tutukluyor. O’ndan 300 bin dolar aldıktan sonra serbest bırakıyor. Lübnanlı kumarhane sahibi serbest kaldıktan sonra Lübnan Hükümeti ve bazı Arap çevrelerini devreye sokarak Barzanilere durum aktarıyor. Barzaniler kumarhane sahibine 500 bin dolar vererek dosyayı kapatıyorlar.

Bir ara Wehit Kovıli, Irak eski Başbakanı Maliki ile görüşüp O’na bağlı bir güç oluşturma çabalarına girer. Irak’ta çıkan “Güney Dergisi“ kendisiyle bir röportaj yapar ve fotoğrafı ile birlikte yayınlar. Kürdistan hakkında çok olumsuz iddialarda bulunur. Sonra ne olduysa KDP O’nu ikna eder ve geri getirir.

Fakat, Wehit Kovıli rahat durmaz.

Hewler’de kumar oynar ve 40 bin Dolar kaybeder. Fakat kumarhane sahibinden tehdit yoluyla 60 bin Dolar geri alır. Dılovan Ali Kukeri ismindeki şahsı açık bir şekilde öldürür. Bu olaylar sonrası hakkında tutuklama kararı çıkartılır. KDP’nin emri üzerine O’nu tutuklamaya giden Şeyh Elo ile çatışarak teslim olmaz. Ki bu Şeyh Elo’nun, Şemdin Sakık’ı  Türklere teslim eden kişi olduğunu da belirteyim.

Sonra Temer Koçer bir ekiple giderek Wehit Kovıli’yi tutuklar. Önce Zırka cezaevine konulur, oradan da Hewler Genel Asayişi’nın cezaevine sevk edilir. Bir süre sonra da kendisiyle anlaşma sağlanır ve serbest bırakılır. Generallik rütbesiyle cepheye gönderilir. Fakat O, savaşmaz. İŞID saldırınca Musul bölgesine bağlı Telequfe cephesinde kendisine bağlı 400 kişi ile birlikte çatışmadan cepheden kaçar. Bunu bütün pêşmerge güçleri bilir. Adamın Kürd/Kürdistan diye bir derdi yok. Nerede para, zevk ve kişisel ikbal varsa o kapının bekçisi ve tetikçisidir. Kapısında tetikçilik yapmadığı bir güç yok. Herkesin adamıdır ama hiç kimsenin adamı değildir. Yeter ki kendini mafyavari yaşatsın. Bunun gereğini de daima yapmıştır. Fakat bu yolun çıkmaz bir yol olduğu da herkes tarafından kabul görülür. Hani derler ya: “Su testisi su yolunda kırılır.“  Wehit Kovıli’nin sonu da bu oldu.

Ölümüne ilişkin Güney basınında şu iddialar var;

Musul kurtarıldıktan sonra Nuceyfi ailesi Musul’a dönme hesapları içindedir. Kendilerine bağlı ciddi bir güç yok. Yalnız TC ve Barzanilerin desteği var. Bu kendilerine yetmiyor. Musul’da yerleşik güçlere ihtiyaç duyuyorlar. Musul’da Zibari Aşiretinin önemli bir gücü var. Onlarla birlikte çalışma hesapları var. Bu isteklerini Zibarilere iletmişler ama Zibariler bunu ret etmişler. Sebebi de Nuceyfilerin Barzanilerle olan ilişkileri. Fakat Nuceyfiler ne edip ne yapalım da Barzailerle Zibarileri barıştıralım hesaplarından vazgeçmiyorlar.

Bu gidiş gelişlerde Zibariler; “kardeşimizin katilini daha koruyorlar. Nasıl Barzanilere güvenelim“ demişler.  Bunun üzerine Wehit Kovıli’nin tasfiyesi gündeme gelmiş.Bazı kaynaklar Wehit Kovıli’nin ölümünü böyle açıklıyorlar. Bu gelişmelerden sonra Wehit Kovıli ölür ama ölümü üzerindeki sır devam ediyor. Öldüğünde bu adam Duhok Anti-Terör Komutanı ve “kahraman“ olarak sunulur.

Fakat her nedense Barzaniler cenazesine katılmaz. 

 

Hasan H YILDIRIM