Kürdistan Bayrağına Dair Bazı Yanlış Bilgiler Üzerine

1290

Aso Zagrosî

Ben burada   Kürdistan Bayrağı’nın oluşum sürecine, tarihine,   parçalanmış ve devletsiz olan Kürd milleti   için   “Ulusal Bayrak” ve “Ulusal Marş” gibi sembollerin önemi üzerine durmayacağım.

Bu semboller bir milletin   olmasa   olmazlarıdır.    Kürdlerin   ulusal birliği ve ulusal ortak refleks     göstermesi içinde   “EY REQİB”  ve   mevcut olan “Kürdistan Bayrağı”   Kürdleri   birleştirici   çimento görevini görüyorlar.

Fakat, bazı Kürd çevrelerinin mevcut olan Kürdistan bayrağı üzerine yaptıkları spekülasyonlar ve verdikleri bilgiler   doğru değildir. Bu tip   yanlış bilgiler ve spekülasyonlar hem aktüel olarak Kürd toplumu üzerine negatif etki yapıyor ve hem de     gelecek Kürd kuşaklarının üzerine de   kötü etkileri olacaktır.

Kürdler, tüm konularda   olduğu gibi Kürdistan Bayrağı konusunda da somut, reel ve belgelere dayalı   ortak bir konsept oluşturmak zorundalar.

Kürdistani renkler olan kırmızı, sarı, beyaz ve yeşil renklerinin   tarihçesi çok eskilere dayanıyor. Bu renkleri İrani halklara hatta Aryanlara kadar götürebiliriz. Çünkü bu konuda   bir hayli veriler var. Fakat,  konumuz olmadığından dolayı geçiyorum.

Geçenlerde   Rudaw gazetesi   Kürdistan Bayrağı   üzerine     Sayın Ali Qazî ile   röportaj yapmıştı. Sayın Ali Qazî röportajında : “Evet şüphesiz bu bayrak 17 Aralık 1945’te kulanıldı ve Kürdistan’ın her yerinde   gururla taşındı. Bazıları   bu bayrağın kendilerinin olduğunu söylüyor, bazıları da bunun Xoybun Hareketine ait olduğunu söylüyor. Ama   bu bayrak   o bayrak değil, bu bayrak sadece Kürdistan Cumhuriyetine aittir, başkasına değil.” diyor. (http://rudaw.net/turkish/interview/171220151 )

Acaba   gerçekten bugün sahip olduğumuz bayrak   Pêşewa  Qazi Muhammed’in başkanlığı yaptığı   Demokratik Kürdistan Cumhuriyet’in bayrağı mı?

Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti sırasında Mehabad’ı ziyaret eden gözlemciler, Kürdistan Cumhuriyeti   üzerine çalışma yapan akademisyenler ve   Demokratik Kürdistan Cumhuriyetinin basını   “Kürdistan Bayrağı”   üzerine duruyorlar.

Mukriyan Yayınları tarafından çıkarılan “Pêşeway Rabûn, Bîrewerîkanî Saîd Humayun” adlı eserde   Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti sırasında kullanılan   bayrak üzerine   duruluyor ve şöyle yazıyor: 

Bu bayrak kırmızı, beyaz ve yeşil zemine sahip ortasında güneş, kalem ve   iki buğday başağından oluşuyordu”

 “Mahabad Kürd Cumhuriyeti” yazarı ve Doğu Kürdistan’daki gelişmeleri yakından yaşamış olan William Aegleton   Komelay Jiyanewey Kurd’ün   Irak Kürdlerinin yardımıyla bu bayrağı 1944 yılında   hazırladığını   yazıyor. William Aegleton   Kürdistan Bayrağını   şöyle tanımlıyor: “Bu bayrak 3 bölümden oluşuyordu, her biri ayrı bir renge sahipti. Yukarıda   kırmızı renk, ortada beyaz ve alt tarafta ise yeşil renk vardı. İran bayrağının renklerini   tersine çevirerek yapmışlardı. Bayrağın ortasında   bir güney vardı.(Güneş Kürdlerin semboludur) Güneşin kenarlarında   iki buğday başağı, arkada bir dağ ve kalem vardı”

 Kendisi Kuzey Kürdlerinden olan ve aynı zamanda   “Kürd Ulusal Ligası- Xoybûn” ünyöneticilerinden   Qedrî Cemîl Paşa Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti sırasında   Doğu Kürdistan’da bulunuyordu. Qedrî Cemîl Paşa Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti’nin bayrağı hakkında   şöyle yazıyor:   “ Mahabad Cumhuriyeti Hükümeti, Kürdistan Bayrağını   1919’da Teskilatii Içtima’i Cemiyeti tarafından   hazırlanan bayraktan aldı. Güneşin kenarına   iki buğday başağı, arkaya bir dağ ve bir çam ağacını eklediler…………. Ve Cumhuriyetin bağrağı olarak kabul ettiler”

 Bu konuda   daha bir çok alıntı verile bilinir. Fakat,   bu meseleyi   daha fazla dağıtmadan   Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti’nin basınından hiç kimsenin   karşı çıkamayacağı ve yorumlamayacağı bir aktarma yapmak istiyorum.

Bilindiği gibi Demokratik   Kürdistan Cumhuriyeti sırasında   yayınlanan dergilerden biri de   “Kurdistan” dır.   Kürdistan Dergisi   “Hilgirtina Alayê li Nexede” başlığı altında  Nexede’de   yapılan   Bayrak töreninde   hazır bulunan   bir çok Kürd şahsiyetinin konuşmalarını aktarıyor.   Bu konuşmacılardan biri de   Güney Kürdistan’da   faalîyet gösteren   HÎWA örgütünün   üyelerinden, Irak ordusundan subay arkadaşlarıyla birlikte firar eden Barzan Devrimine katılan ve devrimin yenilgisinden   sonra   Doğu Kürdistan’a geçen   Muhammed Qudisidir.(bilindiği gibi Muhammed Qudisi, Demokratik Kürdistan Cumhuriyetinin yenilgisinden sonra   Irak’a dönen ve 3 subay arkadaşıyla beraber Irak devleti tarafından alçakça katledilen Kürd subayıdır)

Muhammed Qudisi’nin Nexede bayram törenindendeki diskursu   Diyarbekir, Dersim, Amedi, Barzan, Sulemani vs   devrimleri de konu alan tam bir bağımsız ve birleşik Kürdistan manifestosu gibidir.   Konumuz olmadığından dolayı geçiyorum.   Qudisi bu konuşmasında   dinleyicilere   Kürdistan Bayrağınının anlamını şöyle   tarif ediyor:   “Kırmızı renk,   Kürd halkının   yiğitliği ve kahramanlığının semboludur. Beyaz renk Kürd halkının doğru ve temizliğinin ifadesidir. Yeşil renk, Kürdistan topraklarının yeraltı ve yer üstü zenginlikleri ve doğal güzelliklerini ifade ediyor.. ……….. Buğday başakları   sizlerin eliyle bu ülkenin ilerletmesinin ifadesidir.”   Ardından Güneş üzerine duruyor.(N. Mustafa Emin Hukumetî Kurdistan, sayfa 101)

Tüm verdiğim bu alıntılarda   açık bir şekilde görülüyor, ki Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti sırasında kullanılan Kürdistan bayrağı ile bugün kullandığımız Kürdistan bayrağı aynı değil.   Güneşin kenarına   iki başak, arkaya dağ, kalem yada çam konulmuştur. Ayrıca o dönem   çekilen resimlere de var, bakma ve bayrakları karşılaştırma imkanımız da var.

Açık bir şekilde görülüyor, ki mevcut olan Kürdistan bayrağı ile Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti’nin bayrağı aynı değildir. Çünkü DKC’nin bayrağında   başka semboller de var.

Bir başka sorunda   bundan 10 yıl önce Hewler’de „Pêşewa Qazi Mehemed’in anısına“ bir kaç günlük bir konferans yapıldı. Bu konferansa   bir çok yerli ve yabancı akademisyenler katılmış, Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti ve Pêşewa Qazi Muhammed’in üzerine tebliğler sunmuşlardı.

Bu konferans esnasında Sayın Neçirvan Barzani, Sayın Ali Qazi’ye bir Kürdistan Bayrağını teslim etti..   Biri ölümsüz Barzani’nin torunu ve diğeri ise ölümsüz Pêşewa Qazi Muhammed’nin   oğlu ve Kürdistan Bayrağı…. Neçirvan Barzani   söz konusu olan Kürdistan Bayrağının Pêşewa Qazi Muhammed’in   İran askerlerine teslim olmadan önce  korumak amacıyla   Mela Mustafa Barzani’ye teslim ettiğini söylüyordu. Bu sahne   beni bir hayli duygulandırmıştı ve anlatığım insanlarıda … Bu gördüğüm sahne   karşısında   duygusal bir yazı kaleme aldım.( http://aso-zagrosi.over-blog.com/article-30476707.html )

Sayın Neçirvan Barzani’nin   Sayın Ali Qazi’ye ekranlar karşısında   teslim ettiği   Kürdistan Bayrağı aktüel olarak   kullandığımız Kürdistan Bayrağıydı. Yani yukarı da   tanımlamaya çalıştığım   Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti’nin bayrağı değildi.   Şimdi ortada   çözülmesi gereken bir sorun var. Eğer   Neçirvan Barzani’nin söylediği gibi  o bayrak   Pêşewa Qazî Muhammed tarafından   Ölümsüz Barzani’ye teslim edilmiş ise   Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti’nin iki bayrağı vardı demektir. Fakat bugüne kadar   bu konuda tek bir belge ile karşılaşmadım.

Sayın Ali Qazi   Rudaw gazetesine verdiği röportajda gazetecinin“Kürdistan Cumhuriyeti kurulduğunda bu bayrak kullanıldı” söylemi üzerine;

– “Evet, şüphesiz bu bayrak 17 Aralık 1945’te kullanıldı ve Kürdistan’ın heryerinde gururla taşındı. Bazıları bu bayrağın kendilerinin olduğunu söylüyor, bazıları da bunun Hoybun hareketine ait olduğunu söylüyorlar ama bu o bayrak değil. Bu bayrak sadece Kürdistan Cumhuriyeti’ne aittir, başkasına değil.” diyor.

Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti   sırasında   kullanılan bayrağın   şimdi ki bayrak olmadığı açıktır. Bu yazının ilk bölümünde   çürütülmesi imkansız tarihi kaynakları verdim.

Sayın Ali Qazi’nin   bu röportajında   başka   sorunlu   iddialar daha vardır.   Bunlardan biri de “bazıları da bunun Hoybun hareketine ait olduğunu söylüyorlar ama bu o bayrak değil. Bu bayrak sadece Kürdistan Cumhuriyeti’ne aittir, başkasına değil.” diyor.

Gerçekten Şimdiki Kürdistan Bayrağının Xoybun’la İlişkisi Yok mudur?

 Sayın Ali Qazi’nin  bu iddiasının tersini   doğrulayan bir   hayli tartışmasız belge vardır.     Daha   açık bir şekilde ifade etmek gerekirse   mevcut olan Kürdistan Bayrağını   Kürd toplumuna mal eden motor güç “Kürd Ulusal Ligası”   Xoybundur.

Xoybûn’un mücadele tarihine yakından bakıldığı zaman, o döneme kadar yapılanan Kürd siyasal oluşumları içinde Xoybûn doruk sayılır. Hatta Xoybûn’un “Ararat Devrimi“(1927-1931) boyunca yürütüğü faaliyetlerin bir sentezi yapıldığı zaman 20.yüzyıl’ın son son dönemlerinde oluşan Kürd siyasi yapılanmaların çok ilerisindeydi. Söz konusu yapılanmalar propaganda, diplomasi, kadro birikimi ve “ulusal motifler“ konusunda Xoybûn’a göre zayıf kaldılar ve onu aşamadılar.

Xoybun farklı   dillerde   propaganda     araçlarını seferber   ediyor,   film ve müzik araçlarını kullanıyor ve ciddi bir diplomatik çalışma içine giriyor.

“Kürdistan Bayrağı” da     Xoybun’un çalışmalarında   önemli bir rol oynuyor.

Yukarıda   sözünü ettiğim   gibi   Xoybun farklı dillerde yayınlar yapıyor.     Sureya Bedirxan’ın kaleme aldığı ve 1928 yılında Kahire’de     Paul Barbey yayınları tarafından çıkarılan   41 sayfalık “ Les Massacres Kurdes en Turquie”   adlı   kitabın kapağında   Kürdistan Bayrağı var.(kapağına  bakınız)

Yine Sureya Bedirxan’ın kaleminden çıkan   Xoybun’un propaganda   bröşürü olan ve 1928 yılında Amerika’da basılan “The Case of Kurdistan Against Turkey, By authority of Hoyboon, Philadelphila, 1928” adlı eserin kapağında   Kürdistan Bayrağı var.(bröşürün kapağına bakınız)

1927 yılında   Kürd kadroları   Xoybun’u oluştururken   Kürdistan Bağrağına   ilişkin   1919 yılından itibaren yapılan tartışma ve girişimleri de   güncelleştiriyorlar.     Kürdistan Bayrağını   o dönem bir   ulusal sembol olarak   çalışmalarından kullanıyorlar. Bu tarihsel bir gerçektir.

Yine “Ararat Kürdistan Cumhuriyeti”nin yıkılışında sonra ve onlarca   yıl Demokratik Kürdistan Cumhuriyetinden önce   Kürd Ulusal Ligası-Xoybun’un başkanı Mîr Celadet Bedirxan ve diğer kurucuları   Kürd basınında   Kürdistan Bayrağından   söz etmişlerdir.

Bu açıdan   Hawar Dergisine bakmak lazım. Mîr Celadet Bedirxan 1932 yılının   30 Eylül’ünde çıkan   Hawar Dergisinin   9. Sayısında   “Welat, Welatînî û Al” adlı baş yazısında   Bayrağın   önemi üzerine durduktan sonra   Kürdistan Bayrağını şöyle tanımlıyor: “Ala qurdan,   ji jor ber bi jêr ve, ser hev, sor, sipî, qesk e, din ava wê de roj diçirise”

Yanı kısacası “Kürd Bayrağı     yukarıdan aşağıya doğru birlikte   kırmızı, beyaz ve yeşil ve ortasında   güneş parlıyor” diyor.

Mîr Celadet Bedirxan 20 Temmuz 1932 yılında çıkan Hawar dergisinde     Hereqol Azizan   ismiyle “ALÊ KURDAN” başlığı altında   bir şiir yayınlıyor.(şiire bakınız)

Mîr Celadet Bedirxan    1932 yılının 10 kasımında yayınladığı Hawar Dergisinin 11. Sayısında   Şeyh Abdirehmanê   Garisî   ölümü üzerine   yayınladığı makalede   Kürdistan Bayrağın yeniden gündeme getiriyor.. Bir şehid üzerine   bundan daha güzel ve Kürdistani bir makale yazılamaz.( makaleye bakınız)

Ayrıca   Celadet Bedirxan   Hawar’ın   söz konusu sayısına, yani 11.   sayısına   Kürdistan Bayrağını kapak yapıyor. Hawar’da Mir Celadet’in   Kürdistan Bayrağını konu alan başka yazıları da var..

Ayrıca   Celadet’in dışında   Mir Kamuran ve daha başka   Hawar yazarları da   Kürdistan Bayağı üzerine yazmışlar.

Bunların tümünü burada vermeyi anlamsız buluyorum. Çünkü     “Kürd Ulusal Ligası” olan Xoybun’un ve Bedirxanilerin   bu bayrağın   oluşumunda   oynadıkları rol açıktır.

Kuzey Kürdistan’da   ulusal bilinci zayıf olan,   Kürdistan tarihi ve   Kürdistan’da geçmişte yaşanan gelişmeleri   bilmeyen ve ilgilenmeyen kesimler   parti ve gurup çıkarlarından dolayı   Kürdistan Bayrağını   “Güney Kürdlerinin”   hatta daha   darlaştırarak   “KDP Bayrağı” diye adlandırıyorlar.   Bundan   hareket ile   Kürdistan Bayrağına   düşmanlık yapıyorlar.

Eğer gerçekten   Kürdistan parçalarının   mevcut olan Kürdistan Bayrağının   oluşumundaki rollerini irdelersek aslan payı Kuzey Kürdistanlılara düşüyor.

Xoybun sadece Kuzey Kürdleri tarafından   oluşulan bir yapılanma değil, Güney Kürdistan’da da ciddi bir örgütlenmesi vardı.(Merak edenler benim İhsan Nuri Paşa ve Xoybun üzerine kaleme aldığım yazılara bakabilirler) Ayrıca bu bayrağın ilk girişimleri 1919-1920 yıllarında   İstanbul’da   faaliyet içinde olan Kürd kadrolarına aittir. O dönemlerde   Kuzey ve Güney diye ayrılıkta yoktu.

Bugün   Güney Kürdlerin     Kürdistan Parlamentosu kararıyla   bu     bayrağı “ Ulusal Bir Sembol”olarak kabul etmeleri Kürdistani bir tavırdır.   Doğu Kürd partilerinin bu bayrağa   sahip çıkmaları da ulusal   ve gurur duyulacak bir tavırdır.   Kuzeyli bazı Kürdlerin handikaplarını   aşıp   bu ulusal sembole sahip çıkmaları gerekir.

Sonuç olarak   Kürdistan Bayrağı     hepimizin   ve tüm dünya Kürdlerinin bayrağıdır.   Bu bayrak konusunda   ve oluşumu hususunda yanlış, spekülatif ve efsanevi bilgiler   yarardan ziyade   zarar veriyor.