KIBRIS NİÇİN BÖLÜNDÜ BİLİYOR MUSUNUZ?

1333

Ahmet Zeki Okçuoğlu

O halde anlatayım…

O sırada iktidarda bulunan askeri cunta Rusya’dan (pardon Sovyetler Birliği’nden) S300 füzesi satın almak istediği için…Avrupa ve Amerika epey söyledi taş kafa cuntacılara… “Rusya’dan füze müze almayın, sonra sizin için kötü olur!” diye. Söz dinletemeyince İngiltere, Türk başbakanı Ecevit’e, “gelin şu Kıbrıs meselesini bir görüşelim” diye haber saldı.

O sırada TC İngiltere’nin gizli vesayeti altındaydı.Türk yönetimi İngiltere’nin onayını almadan önemli siyasi bir karar alamıyordu. Tanzimat döneminde kurulmuş bir sistem bu. II. Abdülhamit bu vesayet sistemini tasfiye etmek isteyince onu ittihatçılar vasıtasıyla düşürdüler. Ancak ittihatçılar da onun gittiği yoldan gitti. Onların akıbeti Abdulhamit’ten daha da feci oldu. İttihatçılarla birlikte Osmanlı imparatorluğu da tasfiye oldu.

İttihatçıların bozduğu vesayet sistemi Mustafa Kemal vasıtasıyla Lozan Konferansında yeniden tesis edildi. Mustafa Kemal kelimenin tam anlamıyla İngilizlerin adamıydı. Bir adı da İngiliz Kemal’di O’nun…1952’de TC NATO’ya girince vesayet sistemine bu organizasyon yani Amerika da dahil oldu.

Mustafa Kemal vasıtasıyla yeniden tesis edilen ve daha sonra NATO’yla tahkim edilen bu gizli vesayet sistemi Demokrat Partisi iktidarı döneminde Başbakan Adnan Menderes tarafından sona erdirilmek istendi…Adnan Menderes’in gönlündeki yeni partner Rusya’ydı. Ancak II. Abdülhamit ve ittihatçılar gibi Menderes de başaramadı ve bu girişiminin bedelini kellesiyle ödedi. Menderes Hükümeti’ne karşı yapılan 1960 askeri darbesinden sonra kurulan MGK’yla rejim Türk ordusu vasıtasıyla yeniden NATO’nun vesayeti altına alındı. Vesayet sistemini tam olarak teminat altına almak için ayrıca Demokrat Parti yerine kurulan Adalet Partisi’nin başına Süleyman Demirel, rejimin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına da Bülent Ecevit getirildi.

Süleyman Demirel Amerika’nın, Bülent Ecevit de İngiltere’nin adamıydı.

Neyse, fazla uzatmadan asıl konumuza dönelim…

İngiltere’nin, Türk başbakanı Ecevit’e, “Gelin şu Kıbrıs meselesini bir görüşelim.” diye haber salmasında kalmıştık. Bunun üzerine Başbakan Ecevit Londra’ya, Dışişleri Bakanı Turan Güneşi gönderdi. İngilizler görüşmede lafı fazla uzatmadan Türk Dışişleri Bakanı’na ne zamandır sabırsızlıkla bekledikleri “askeri harekat” iznini verdi. Turan Güneş izni alır almaz Londra’dan Ecevit’e, “Kızım Ayşe tatile çıkabilir” mesajını gönderdi. Aralarında kararlaştıkları bir şifreydi bu; “Askeri harekatı başlatabilirsiniz.” anlamına geliyordu. Ve eline geçen bu tarihi fırsatı kaçırmayan Türk milliyetçisi Bülent Ecevit, Türk Ordusu’nu harekete geçirerek Kıbrıs’ı ikiye böldü,

Vesayet sistemine daha sonra bir kez de başbakan olduğu sırada Necmettin Erbakan son vermek istediyse de, o da hezimete uğradı. Erbakan’ın bu icraatı kellesine mal olmadı, ama onu pişmiş tavuktan beter ettiler. Aynı şeyi şu anda bir kez de onun yetiştirmesi Erdoğan yapmak istiyor. İkide bir Amerika’ya, Avrupa Birliği’ne, “Sen de kim oluyorsun!” demesi bundan. Şangay Beşlisi’ne üye olmaktan söz ediyor. Erdoğan şimdi de Ruslar’dan S 400 füzesi alma peşinde…

Bundan bir süre önce de Çin’den füze almak istemişti, ama Amerika zar zor bunu engelledi. Erdoğan bu, kafasına koyduğunu yapan biri…

Gidişat pek de hayra alamet görünmüyor. Aziz Nesin’in deyişiyle “Dur bakali nolcek?..”

19 Kasım 2016