ELBİSTAN’DAN VARTO’YA, NUSAYBİN’DEN GEVHER’E, ASİMİLASYONDAN JENOSİTE…

742

Bahoz Şavata

Bilindiği gibi asimilasyon; çoğunluk veya erk sahibi devletin baskısıyla, farklılık gösteren grupların, bunların kültür birikimlerini ve kimliklerini, belli politikalar ile baskın sosyal yapı içinde eriterek yok etmesidir. Jenosit ise; ırk, din, dil ve kültür gibi belli özelliklere sahip toplulukların veya grupların açık biçimde yok edilmesidir.
Oysa modern dönemde toplumsal farklılıklar, entegrasyon politikaları ile ele alınır.

Entegrasyon belli bir toplumsal “grubun-azınlığın” baskın çoğunluğa uyum sağlaması, fakat kendi sosyal-kültürel değerlerini kaybetmemesi, demektir. Bu bakımdan belli bir grubu entegre etmek, aynı zamanda onu kazanmak demektir, onu asimile etmek; kendine benzetmek değildir. Yani toplumu oluşturan etnik grupların tarihini, kültürel ve dini miraslarını yok etmek değildir. Asimilasyon bu mirasları yok etmektir, azınlığın çoğunluk içinde eriyip kendi özelliğini kaybetmesidir.

Birincisi yani entegrasyon: sosyal barış ve huzura ortam hazırlar. İkincisi asimilasyon ise çatışmalara, savaşlara ve yıkımlara neden olur. Topluluklarda yozlaşma ve çürümeye yol açar. Jenosit zaten topluluklar arasında onarılmaz tarihsel düşmanlıkları inşa eder.

TC Devleti, Osmanlı Devletinden aldığı kendine asker-bürokrat “Devşirme” (Aşılama-kendine benzetme) devlet geleneğini, Cumhuriyet Döneminde kendinden farklı olan sosyal gruplara asimilasyon (kendine benzetme) politikası şeklinde sürdürdü. Bu politikaları Kürtlere karşı bazı olaylarda zamanla sertleştirip Jenosit (soykırım) politikalarına kadar vardırdı.

TC  Devleti’nin iç sömürgesi olan Kuzey Kürdistan’daki varlığı tam bir asimilasyon tarihidir. Kürtlerin tarihini, kültürel ve dini miraslarını yok etmeye çalışmıştır. Zorla dil, din yasak uygulamaları, gizli ve açık göçertme ve iskân politikaları ile Kürtleri asimilasyona tabii kılmaya çalışmıştır.

Hatta Kürtlerin hak talebi ile yaptığı kalkışmalarda oluşan birçok ağır yoğunluklu çatışmalarda; Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı-Zilan, Dersim ve son Hendek Savaşı ve isyanlarında T. C. Devleti Kürtlere jenosit (soykırım) uygulamıştır.

Birçok Kürt vatandaşı devlet baskısı ve korkusu ile teslim alınmış ve “Türkleştirilmiştir”. Bu türden Türkleştirilen Kürtlerin yeni giydirme “Türk” kimliklerini ne kadar benimseyecekleri belirsizdir. Çünkü zorla Türkleştirilmişlerdir!

Asimilasyon ve jenosit politikalarında TC Devleti son otuz yılda sürdürdüğü politikalar biraz daha derin incelenirse uygulamada şunlar görülür.

Özellikle dini baskı altına alınan ve ekonomik yaptırımlar ile kuşatma altına alınıp yoksullaştırılan ve siyasal baskılar altına sokulan Kürtlerin Rêya Haq (Alevi) ve Êzîdî inancında olan toplulukları bir şekilde topraklarından göçertilmiştir. Dini olarak Müslüman-Sünni olmayan Kürt vatandaşlarının ne eski köylerinde nede şehirlerindeki eski mahallelerinde nüfus ağırlıkları kalmamıştır.

Bu nüfus göç ettikleri yerlerden daha çok ölenlerini ata topraklarına getirdiklerinde ya da yaz tatillerinde köylerine geldiklerinde eski topraklarında görülürler. Göçetmişlerin ikinci kuşakları, bu ölü defin geleneğinden de artık vaaz geçmiş görünüyorlar. Yani kendileri için eski köyleri yurt olmaktan çıkmıştır. Göç edenlerin geride bıraktıkları tarlaları, meraları daha çok başkalarının denetimi altındadır. Devlet yeni mera kanunları gereği, işlenmeyen tarlaları devlet mülkü olan hazineye katmakta ve boşaltılmış veya istenilir hayvanı olmayan köy meralarını istediği sürede başkalarına kiraya verebilmektedir. Nitekim Elbistan’dan Varto’ya uzanan bu topraklarda yeni yurt sahipleri oluşmuştur. Bu bölgelerde TC Devletinin istediği nüfus değişimi yaşanmaktadır.

Suriye Kürtistan’ında gelişen Kürt özgürlük mücadelesi nedeni ile TC Devletinin sınır boylarında Kürt nüfusa karşı yeni bölgesel politikalara başvuracağını, bölgeyi boşaltacağını iki yıl önce “Tampon Kürtistan mı?” makalemde bahsetmiştim.

PKK’nin son “Hendek Savaşı”, nitekim bu gelişime vesile oldu. Nusaybin’den Gevher’e bütün Kürt sınır şehirleri TC Devletinin askeri eleğinden geçirilmektedir. Şehirler uçak, tank ve top saldırıları ile ortadan kaldırılmakta, insanı göç ettirilmekte, yurtsever yığınları jenosit kırımlara uğramaktadır. Bölge devletin istediği değişimi ağır asimilasyon koşullarının ötesinde jenosit uygulamaları ile bölge Kürt yurdu olmaktan çıkarılmaktadır.

Özellikle bölge Kürtleri, TC Devletinin kendilerine karşı gayri insani olan bu saldırılarında uluslararasında yalnız kalmışlardır. T. C. Devletinin bölgedeki jenosit uygulamaları tıpkı geçmişte Halepçe Katliamı’nda olduğu gibi dünya kamuoyundan saklanmaktadır. PKK Hendek Savaşı’nı gerekçelendirerek TC Devleti bu kıyımlarını, saldırılarını ve yıkımlarını gizlemektedir.

Halkımızın bu yalnızlığına karşı duracak bölgede hiçbir güç görülmemektedir. Bu şekilde TC Devleti halkımızı teslim almaya zorlamaktadır.

Meleti /09. 201607.